1- Karşımda bir çınar oturuyor; akademisyen, siyasetçi, ressam ve yazar Prof. Ziya Gökalp Mülayim… Kapısını çalma vesilem Cumhuriyet Bayramı, zira Mülayim 103. yaşını kutlayacağımız Türkiye Cumhuriyeti’nin 94 yılına tanıklık etmiş bir isim. Cumhuriyet’in ilk 10 yılında dünyaya gelmiş biri olarak eski albümleri açıyoruz… Ziya Gökalp Mülayim, 1932 yılında Adana’nın Ceyhan ilçesinde çiftçi-tüccar bir baba ile ev hanımı bir annenin altı çocuğundan üçüncüsü olarak dünyaya geliyor. Aile aslen Hataylı ama Hatay o sırada Türkiye sınırları içinde değil… Mülayim, “Babam Rüştiye mezunu. Kurtuluş Savaşı başladığında, 20 yaşında posta müdürüymüş. Annem okuma yazma bilmezdi” diye başlıyor anlatmaya…
Mülayim’in çocukluk anılarında önemli tarihsel olaylar var: “Altı yaşımda, bir sabah uyandık ki Atatürk hayatını kaybetmiş. Ben ‘Babamız öldü, babasız kaldık’ diye hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Sonra birden ayıldım ve ‘Ben niye ağlıyorum ki! Atatürk bu ülkeyi bize emanet etmedi mi? Hep Atatürk’ün yolundan gideceğiz’ dedim. O yaşta bu terbiyeyi nasıl almışız bilmiyorum ama bu şiarla bugünlere kadar geldim (gülüyor). Bir yıl sonra 1939’da Hatay, anavatana katıldı. 23 Temmuz 1939 günü yayladan inip Hatay’ın anavatana katılma merasimine gittiğimizi hatırlıyorum. Antakya’da, meydanda Fransız bayrağı indirilip yerine Türk bayrağı çekildi.”
İlkokulu Ceyhan’da bitiriyor: “Muallim Mektebi’nden mezun çok iyi öğretmenlerimiz vardı. Pırıl pırıl giyinirlerdi. İkinci Dünya Savaşı yılları olmasına rağmen eğitim hiç aksamadı. Kızlı erkekli sınıflarda, birinci sınıf eğitim gördük. Ceyhan gibi bir yerde halkevlerinde bütün klasikler bulunurdu; hepsini o dönem okumuştum. Kültür hayatı çok faaldi ama elektrik yoktu. Evde sekiz çocuk gaz lambası altında çalışırdık. Ortaokuldayken ‘Elektrik gelecek’ dendi. Yollara direkler dikildi, teller çekildi. Neymiş bu elektrik diye merak ederken bir akşamüzeri baktım ışıklar yanıyor! Hemen bütün kitaplarımı alıp sokak lambası altında ders çalışmıştım.”
Kaynak: Hürriyet