DİYARBAKIR — Rosa Kadın Derneği Üyesi Ruşen Yakut, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekerek cezasızlık politikalarının son bulması ve İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması çağrısında bulundu.
- Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri sistematik bir kadın kırımına dönüştü.
- Erkek egemen sistem, militarizm ve güvenlikçi politikalar şiddeti tırmandırıyor.
- Cezasızlık politikalarının son bulması ve İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesi şart.
- Kadın örgütleri, yaşam hakkının korunması için etkili mekanizmaların hayata geçirilmesini istiyor.
Kadın Cinayetleri Neden Sistematik Bir Kırım Haline Geldi?
Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan kadın cinayetlerinin boyutuna dikkat çeken Rosa Kadın Derneği Üyesi Ruşen Yakut, mevcut durumun artık münferit vakaların ötesine geçerek bir kadın kırımına dönüştüğünü belirtti. Kadınlara yönelik erkek şiddeti ve kadınların yaşam hakkını hedef alan saldırılar sürerken, kadınlar hem şiddetle hem de üzerlerindeki baskıyı artıran politikalarla mücadele ediyor. Kadın cinayetleri ve şiddet vakaları toplumsal bir sorun olmaya devam ederken, iktidarın kadınlara yönelik politikaları da tartışılmayı sürdürüyor. Kadın örgütleri, erkek şiddetinin önlenmesi ve kadınların yaşam hakkının korunması için etkili mekanizmaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Rosa Kadın Derneği üyesi Ruşen Yakut, kadınlara yönelik şiddet ve baskı politikalarına ilişkin ajansımıza yaptığı değerlendirmelerde, kadın cinayetlerinin ve kadın katliamlarının ciddi biçimde arttığı bir dönemden geçildiğini vurguladı.
Cezasızlık Politikaları ve Erkek Egemen Sistem Kadın Şiddetini Nasıl Besliyor?
Ruşen Yakut, yaşanan bu vahim tablonun arkasındaki köklü nedenleri açıklarken şu değerlendirmelerde bulundu: ‘Evet, kadın cinayetlerinin ve kadın katliamlarının ciddi şekilde arttığı bir dönemdeyiz. Özellikle bu durum artık bir kadın kırımına dönüşmüş halde. Bu kırımı besleyen temel unsur ise erkek egemen sistemin kendisidir. Ulus-devlet yapılanmasını besleyen militarizm, giderek büyüyen güvenlikçi politikalar ve dünya genelinde de desteklenen bu cinsiyetçi hat, kadına yönelik şiddeti tırmandırıyor.’ Kadınların yaşam hakkını hedef alan bu yapısal sorunlar karşısında cezasızlık politikalarının derhal son bulması ve uluslararası kazanımların başında gelen İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması gerektiğinin altı çiziliyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki süreçte kadın örgütlerinin mücadelesi ve toplumsal dayanışma, cezasızlık politikalarının son bulması, etkin koruma mekanizmalarının devreye sokulması ve İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi yönündeki hukuki ve siyasi taleplerin takipçisi olmaya devam edecektir.
Kaynak: ANF Türkçe