ANKARA — Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasının Libya meclisi tarafından onaylanması, Doğu Akdeniz’deki dengeleri ve jeopolitik stratejileri yeniden masaya yatırırken, bölgedeki hidrokarbon arama faaliyetleri ve uluslararası tepkiler sürecin önemini artırıyor.
- Türkiye’nin 2019’da Libya’nın batı tarafıyla imzaladığı deniz yetki alanları anlaşması, aradan geçen 7 yılın ardından doğudaki meclis tarafından da onaylandı.
- Türkiye, 2024’ten itibaren Doğu’daki Hafter güçleriyle diyalog kurarak ‘Tek Libya, Tek Ordu’ hedefini ortaya koydu.
- Yunanistan’ın yıl sonuna kadar hidrokarbon aramalarına başlayacağını duyurduğu bölgede, Türkiye Millî Savunma Bakanlığı faaliyetlerin hukuksuz olduğunu belirtti.
- Yunanistan, Türkiye ile Libya arasındaki anlaşmaya karşılık Mısır ile deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşması imzalamıştı.
Ne Oldu? Libya Anlaşması Nasıl Onaylandı ve Süreç Nasıl İlerledi?
Türkiye’nin Libya ile 2019 yılında imzaladığı deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmasını Libya meclisinin onaylamasının yankıları tüm hızıyla sürüyor. Türkiye bu kritik anlaşmayı 2019’da, fiilen ikiye bölünen ülkenin batı tarafıyla imzalamıştı. Anlaşmanın resmen yürürlüğe girebilmesi için ülkenin doğusundaki meclisin de onayı gerekiyordu ve bu tarihi onay geçtiğimiz günlerde gerçekleşti. Aradan geçen 7 yıllık zaman zarfında Türkiye, daha önce karşısına askeri destek gönderdiği doğu tarafıyla diyalog yollarını açtı. 2024 yılından itibaren doğudaki Hafter güçleriyle görünür temaslar başlatan Ankara, ülkenin doğusunu ve batısını barıştırma politikası izlediğini kaydederek ‘Tek Libya, Tek Ordu’ hedefini kamuoyuna duyurdu. Bu stratejik diplomasi, nihayetinde anlaşmanın doğu tarafından da tam onay almasını sağladı.
Neden Şimdi? Anlaşmanın Önemi ve İçeriği Nedir?
Peki bu anlaşmanın önemi ve içeriği tam olarak neyi kapsıyor? Deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmaları, kıyıdaş ülkelerin denizlerdeki egemenlik ve ekonomik haklarını netleştirmek amacıyla sınır çizgisini belirlemek için imzaladıkları uluslararası sözleşmelerdir. Türkiye bu anlaşmayı Girit yakınlarından geçecek şekilde Libya ile imzaladığında, Yunanistan’dan ‘kıta sahanlığının ihlal edildiği’ gerekçesiyle sert itirazlar yükselmişti. Ardından Yunanistan buna karşılık olarak Mısır ile bir deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşması imzalamayı seçti. Dolayısıyla mesele sadece ekonomik değil, daha çok büyük bir egemenlik meselesi olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği de bu stratejik hamleler nedeniyle Türkiye’ye yönelik eleştirel tepkiler gösterdi.
Kimi Nasıl Etkileyecek? Hidrokarbon Aramaları ve Yunanistan Faktörü
Öte yandan anlaşmanın Libya sınırlarında kalan bölgesinde Yunanistan, bu yılın başında ABD’li Chevron şirketinin liderliğini yaptığı bir konsorsiyumla hidrokarbon arama faaliyetleri için anlaşmaya varmıştı. Bu gelişme üzerine Millî Savunma Bakanlığından çok sert bir tepki gelmiş, ‘Libya ile ülkemiz arasındaki 2019 tarihli Deniz Yetki Alanlarına İlişkin Mutabakat Muhtırasına ve Libya’nın 27 Mayıs 2025 tarihinde Birleşmiş Milletler’e bildirdiği deniz yetki alanları hilafına yürütülmeye çalışılan bu hukuksuz faaliyetin karşısındayız’ ifadeleri kullanılmıştı. Yunanistan Enerji Bakanlığı ise eylül ayında yaptığı açıklamada, sözkonusu bölgedeki hidrokarbon aramalarının yıl sonuna kadar başlayacağını duyurmuştu. Gelişmeler Doğu Akdeniz’deki enerji denklemi açısından bu yönüyle de yakından takip edilmeye devam ediyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki süreçte Doğu Akdeniz’deki enerji hatları ve deniz yetki alanları konusundaki diplomatik ve hukuki mücadelenin artarak sürmesi bekleniyor. Türkiye’nin ‘Tek Libya, Tek Ordu’ vizyonu doğrultusunda attığı adımlar ve Libya meclisinin mutabakatı onaylaması, Ankara’nın sahadaki elini güçlendirirken, Yunanistan ve uluslararası aktörlerin atacağı karşı adımlar önümüzdeki dönemin en kritik dış politika gündem maddeleri arasında yer almayı sürdürecek.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika