LONDRA — Avrupa genelinde 2026 yazında etkili olan kavurucu ve benzeri görülmemiş aşırı sıcaklar nedeniyle kentsel bölgelerde 50 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiği tahmin edilirken, bu trajik can kayıplarının üçte ikisinin doğrudan iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinden kaynaklandığı bilimsel araştırmalarla kesinlik kazandı.
- 2026 yazında Avrupa genelinde 50 binden fazla kişi aşırı sıcaklar nedeniyle hayatını kaybetti.
- Can kayıplarının üçte ikisi fosil yakıt kaynaklı iklim değişikliğine bağlanıyor.
- 2000 yılından bu yana tutulan kayıtlardaki en yüksek ölüm seviyesine ulaşıldı.
- Güney ve Batı Avrupa en ağır etkilenen bölgeler olurken, Kuzey Avrupa’da 4 bin 500’den fazla ölüm kaydedildi.
Bilimsel Modelleme ve 30 Ülkeyi Kapsayan Kapsamlı Araştırma
Imperial College London ve Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulundan öncü bilim insanları, Avrupa Birliği’nin 27 üyesi, İngiltere, Norveç ve İsviçre olmak üzere toplam 30 ülkenin nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ının yaşadığı 854 kentsel bölgede aşırı sıcakların can kayıplarına etkisini derinlemesine inceledi. Araştırmacılar, sıcaklık kayıtlarını ve geçmişte sıcaklık ve ölüm oranları arasında gözlemlenen ilişkiye dayalı gelişmiş modellemeleri kullanarak, 2000-2026 yıllarındaki yaz dönemlerinde her bir kentsel bölgede sıcaklara bağlı olarak beklenen fazladan ölümlerin sayısını tahmin etti. Bilim dünyasında kabul gören bu yöntemin, ulusal sağlık otoritelerinin daha sonra yayımladığı resmi aşırı sıcaklık kaynaklı ölüm istatistikleriyle son derece tutarlı sonuçlar verdiği açıkça görüldü. Elde edilen bu veriler doğrultusunda, bilim insanları söz konusu ülkelerde bu yaz yaşanan kavurucu sıcaklara bağlı olarak 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini net bir şekilde tahmin ediyor. Söz konusu can kayıplarının üçte ikisi, sanayi devriminden bu yana artarak devam eden fosil yakıtların kullanılmasından kaynaklanan küresel iklim değişikliğine bağlanmaktadır.
Tarihsel Rekor: 2000 Yılından Bu Yana En Yüksek Can Kaybı Seviyesi
Aşırı sıcaklar nedeniyle 2026 yazında yaşanan ölümler, 2000 yılından beri tutulan resmi kayıtlardaki en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Geçmiş yıllardaki krizlerle kıyaslandığında tablonun vahameti daha net anlaşılmaktadır; nitekim yüksek sıcaklar nedeniyle 2022 yılında 29 bin, 2003 yılında ise 28 bin ölüm meydana geldiği resmi olarak belirlenmişti. 2026 yılındaki bu rekor artış, krizin sadece geçici bir hava olayı olmadığını, aksine kalıcı ve derinleşen bir kentsel tehdit haline geldiğini gözler önüne seriyor. Bilim insanlarının yürüttüğü tahminlere göre, bu devasa can kayıplarının yaklaşık üçte biri özellikle 17 Haziran-1 Temmuz döneminde yaşandı. Bu kritik ve bunaltıcı dönemde, bölgenin tamamında günlük ortalama sıcaklıklar 1991-2020 referans dönemi ortalamasını 5 dereceden fazla aşarak halk sağlığı açısından benzeri görülmemiş bir acil durum yarattı.
Coğrafi Dağılım: Güney ve Batı Avrupa’nın Yıkımı ile Kuzey’deki Artış
Krizin coğrafi etkileri incelendiğinde, en ağır etkilenen bölgeler arasında en yüksek sıcaklık değerleri ve en yoğun can kaybının görüldügü Güney ve Batı Avrupa’daki kentler yer aldı. Bu bölgelerdeki altyapının yoğun sıcak hava dalgalarına karşı dirençsiz olması, ölümlerin hızla artmasında başrol oynadı. Öte yandan, İngiltere gibi coğrafi olarak genellikle daha serin olan Kuzey Avrupa ülkelerinin kentsel bölgelerinde dahi yaklaşık 4 bin 500 kişinin aşırı sıcaklık nedeniyle hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Bu durum, iklim krizinin artık sadece Akdeniz kuşağını değil, tüm kıtayı ve geleneksel olarak soğuk kabul edilen coğrafyaları bile tehdit eden küresel bir felakete dönüştuğünü net bir şekilde kanıtlamaktadır.
Gelişmeler ve Beklentiler
Avrupa genelinde 50 bini aşkın kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bu devasa iklim krizi, ulusal sağlık otoriteleri ve uluslararası kuruluşlar üzerindeki baskıyı artırmıştır. Gelecek dönemde benzer felaketlerin önlenebilmesi adına kentsel ısı adası etkisini azaltacak stratejik kentsel dönüşüm hamlelerinin, erken uyarı sistemlerinin ve fosil yakıt kullanımını hızla azaltacak Paris İklim Anlaşması hedeflerine uyum süreçlerinin hayati bir zorunluluk haline geldiği resmi raporlarda vurgulanmaktadır.
Kaynak: Evrensel