İSTANBUL — İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde ABD’nin Hiroşima ve Nagasaki kentlerine attığı atom bombaları, yüz binlerce insanın yaşamını yitirmesine ve kuşaklar boyunca sürecek sağlık sorunlarına yol açarken; Japon mühendis Tsutomu Yamaguchi, 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’da ve üç gün sonra da memleketi Nagasaki’de atom bombalarının yıkımına tanıklık ederek her iki saldırıdan da sağ kurtulmayı başardı ve yaşamının son yıllarını nükleer silahsızlanma çağrılarıyla geçirdi.
- Tsutomu Yamaguchi, 16 Mart 1916’da Japonya’nın Nagasaki kentinde doğdu ve Mitsubishi Heavy Industries şirketinde gemi tasarım ve üretim alanında mühendis olarak çalıştı.
- 6 Ağustos 1945 sabahı Hiroşima’da bulunan 29 yaşındaki Yamaguchi, saat 08.15 sularında B-29 tipi bombardıman uçağından bırakılan atom bombasının şiddetiyle ağır yaralandı.
- Hiroşima’da yaklaşık 140 bin kişinin 1945 yılı sonuna kadar yaşamını yitirdiği tahmin edilirken, Yamaguchi ilk patlamadan sonra ağır yaralı olarak ailesinin bulunduğu Nagasaki’ye doğru yola çıktı.
- Yamaguchi, 8 Ağustos’ta Nagasaki’ye ulaşarak ailesiyle buluştu ve tarihin en büyük nükleer felaketlerinin ikisini de doğrudan tecrübe eden simge isimlerden biri haline geldi.
Tarihin Karanlık Sabahı: 6 Ağustos 1945 ve Hiroşima’nın Yıkımı
İkinci Dünya Savaşı’nın son perdesinde, insanlık tarihinin en büyük yıkımlarından biri 6 Ağustos 1945 sabahı Hiroşima’da yaşandı. Mitsubishi Heavy Industries şirketinde gemi tasarım ve üretim alanında çalışan bir mühendis olan Tsutomu Yamaguchi, 16 Mart 1916’da Japonya’nın Nagasaki kentinde doğmuştu. 1945 yazında, mesleği nedeniyle geçici olarak Hiroşima’da bulunan 29 yaşındaki Yamaguchi için bu tarih, kentteki son çalışma günüydü ve memleketine ve ailesine dönmeye hazırlanıyordu. Ancak saat 08.15 sularında ABD’ye ait B-29 tipi bombardıman uçağından bırakılan atom bombası, hayatını geri dönülmez biçimde değiştirdi. Hiroşima’nın merkezine yakın bir bölgede bulunan Yamaguchi, patlamanın şiddetiyle yere savruldu. Parlak ışık ve ardından gelen basınç dalgası, onu ağır biçimde yaraladı; vücudunun üst kısmında ciddi yanıklar oluştu ve geçici olarak görme ve işitme sorunları yaşadı. Patlamanın ardından kentte büyük bir yıkım meydana geldi, binalar çöktü, yangınlar yayıldı ve binlerce insan enkaz altında kaldı. Hayatta kalanlar ise ağır yaralanmalar, susuzluk ve radyasyonun etkileriyle mücadele etmek zorunda kaldı. Resmi verilere göre Hiroşima’da yaklaşık 140 bin kişinin 1945 yılı sonuna kadar yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor, ancak kesin sayıyı belirlemek saldırının yarattığı büyük yıkım nedeniyle hiçbir zaman mümkün olmadı.
İki Felaket Arasındaki Yolculuk: Nagasaki’ye Dönüş ve İkinci Kabus
Hiroşima’daki ilk patlamadan sağ kurtulmayı başaran Tsutomu Yamaguchi, ağır yaralı olmasına rağmen ailesinin bulunduğu Nagasaki’ye dönmek için tarihi ve tehlikeli bir yolculuğa çıktı. İki kent arasındaki yolculuk, yaşadığı fiziksel ve ruhsal travmaya rağmen gerçekleştirdiği en önemli adımlardan biriydi. Vücudundaki ağır yanıklara ve radyasyonun ilk etkilerine rağmen yola koyulan Yamaguchi, 8 Ağustos’ta Nagasaki’ye ulaştı ve ailesiyle bir araya geldi. Ancak kader, Japon mühendis için henüz son sözünü söylememişti. Hiroşima’ya atılan bombadan sadece üç gün sonra, 9 Ağustos 1945’te, bu kez memleketi Nagasaki de atom bombasının hedefi oldu. Yamaguchi, hayatının olağan akışı içinde ikinci kez nükleer bir felaketin ortasında kaldı ve yıkıma bizzat tanıklık etti. Her iki saldırıdan da sağ kurtulmayı başaran Yamaguchi, savaş sonrasında yaşadığı fiziksel ve psikolojik zorluklara rağmen hayata tutundu.
Gelişmeler ve Beklentiler
Tsutomu Yamaguchi, nükleer felaketlerin hem fiziksel hem de toplumsal yıkımını en derinlerinde yaşayan bir simge isim olarak tarihe geçti. Yaşamının son yıllarını nükleer silahsızlanma çağrılarıyla ve barış savunuculuğuyla geçiren Yamaguchi’nin mirası, nükleer silahların dünyadan tamamen temizlenmesi gerektiğine dair küresel vicdanda yankı bulmaya devam etmektedir. İki büyük felaketten sağ kurtulan bir mühendisin şahsında insanlığın hafızasına kazınan bu trajik olay, gelecekte benzer felaketlerin yaşanmaması adına uluslararası toplumun önündeki en büyük uyarı niteliğini korumaktadır.
Kaynak: Evrensel