29 Ekim 2026, Perşembe
Haber

Ekonomik Çöküntü ve Fon Krizi Siyasette Baskıyı Artırdı

🔴 FLAŞ HABER

İSTANBUL — Aslıhan Aykaç imzasıyla gündeme gelen ve Türkiye’nin uzun süredir içinde bulunduğu ekonomik çöküntü, mevcut fon kriziyle birlikte yeni ve sarsıcı bir boyut kazanarak ulusal siyaseti ve toplumsal dengeleri sarstı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Finansal piyasalardaki düşüş, uluslararası ekonomi çevrelerinde Türkiye’nin güvenilirliğini sarstı.
  • Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi başta olmak üzere AKP çevrelerinden siyasi aktörlerin fon manipülasyonundan faydalandığı iddia edildi.
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Biz millete yanlış yapana sahip çıkmayız’ açıklaması ve SPK Başkanı’nın görevden alınması krizin etkilerini dindirmedi.
  • Toplumsal muhalefetin geçmişteki Gezi ve Cumhuriyet mitingleri gibi eylemlere kıyasla bugün sessiz kalması dikkat çekiyor.

Fon Krizi ve Ekonomik Çöküntünün Siyasi Yansımaları

Aslıhan Aykaç’ın analizine göre, Türkiye’nin uzun zamandır içinde bulunduğu ekonomik çöküntü durumu mevcut fon kriziyle birlikte yeni bir boyut kazandı. Finansal piyasalardaki düşüş, uluslararası ekonomi çevrelerinde Türkiye’nin güvenilirliğini sarsarken, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi başta olmak üzere AKP çevrelerinden siyasi ve ekonomik aktörlerin doğrudan fon manipülasyonundan faydalanmış olması ekonomik krizin ulusal siyasete de yansımasına yol açtı. Bugüne kadar yüksek enflasyon, artan sosyo-ekonomik eşitsizlik, derin yoksulluk biçiminde gözlemlenen ekonomik kriz, fon kriziyle birlikte hem uluslararası hem de siyasi bir karakter kazandı. İktidarın bu süreci yönetmedeki beceriksiz girişimleri karşılık bulmadıkça muhalefete yönelik müdahaleler de sertleşmeye başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız’ demesi, Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon getirilerini iade etmesi, SPK Başkanı’nın hem istifa edip hem görevden alınması gibi önlemler ne muhalefet kesiminde ne iktidar destekçilerinde ikna edici oldu. Sonuç olarak, kriz yönetiminde şeffaf, hukuki süreçlerde adil olmayan iktidar çareyi baskıyı artırmakta buldu.

Siyaset Bilimi Çerçevesinde İktidar Baskısı ve Muhalefetin Sessizliği

Genel olarak muhalefete ve özellikle muhalefet medyasına yönelik artan baskıyı nasıl yorumlayabiliriz? Bu durum siyaset bilimi çerçevesinde büyük bir tutarlılık gösteriyor. Ekonomik çöküntü dönemlerinde bölüşüm, sosyal politika ve refah yoluyla toplumsal rıza yaratamayan iktidar, baskıya yönelir. İktidarın mevcut konumunu korumak için güç tekelini bu şekilde kullanması beklenen bir durum. Burada beklenmeyen durum, toplumsal muhalefetin tepkisizliği. Geçmişle kıyasladığımızda, 2007’de Tuncay Özkan’ın öncülük ettiği ‘Biz kaç kişiyiz?’ hareketi ve Cumhuriyet mitingleri, 2013’de Gezi hareketi, 19 Mart sürecindeki Saraçhane mitingleri, ya da ışık kapatma, tencere-tava çalma eylemlerini düşündüğümüzde bugün olduğu kadarıyla protestolar hem katılım hem de yarattığı etki açısından çok sınırlı kalıyor. Bugün Fransa, İtalya, Portekiz’de ve Sırbistan’da ortaya çıkan öğrenci protestolarına kıyasla Türkiye’de büyük bir sessizlik hâkim.

Gelişmeler ve Beklentiler

Yaşanan bu olağanüstü ekonomik ve siyasi süreçte, uzmanlar mevcut tablonun iktidara yönelik kalıcı bir rıza olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Toplumsal muhalefetin sessizliği iktidarın hamlelerini ve gelecekteki olası toplumsal patlama risklerini doğrudan şekillendirecek kritik bir veri olarak takip ediliyor.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın