DİYARBAKIR — DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Yenişehir ilçesindeki bir otelde siyasi parti temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, Kürt meselesinin çözümüne yönelik yürütülen süreçte belirgin bir yavaşlama yaşandığını vurgulayarak, somut adımların ivedilikle atılması çağrısında bulundu.
- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt meselesi sürecinin temposunda düşüş yaşandığını açıkladı.
- Bakırhan, ilk aşama olan PKK ve sonuçlarının ortadan kaldırılması hususunda sona yaklaşıldığını belirtti.
- Abdullah Öcalan’ın yaşam, iletişim ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ile tecridin kaldırılması gerektiği vurgulandı.
- Barış ve siyasallaşma kurulunun aktif çalışması, AİHM kararlarının uygulanması ve kayyum rejimine son verilmesi talep edildi.
Meclis Zemininde Siyasi Tartışma ve Tarihi Fırsat Penceresi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde yer alan bir otelde düzenlenen ve bölgedeki siyasi partilerin temsilcilerinin katıldığı geniş kapsamlı toplantıda önemli değerlendirmelerde bulundu. Kürt meselesinin tarihinde ilk defa doğrudan Meclis zemininde ve siyasi bir çerçeve içerisinde tartışılmaya başlandığına dikkati çeken Bakırhan, bu gelişmenin tarihsel önemine işaret etti. Konuşmasında bu sürecin yalnızca tek bir parti ile devletin veya iktidarın ortaklaşa yürüttüğü kapalı kapılar ardında bir süreç olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Bu kritik dönemeçte tüm kesimlerin yapıcı eleştirilerde bulunabileceğini ve ortaklaşma kültürünün geliştirilmesinin elzem olduğunu dile getiren Bakırhan, ‘İlk aşama PKK ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıydı. Neredeyse o iş de bitme noktasına geldi. 100 yıl sonra ilk defa böyle bir süreç yakaladık. Bunu önemsememiz gerekiyor’ ifadelerini kullanarak kazanımların korunması gerektiğine vurgu yaptı.
Süreçteki Temo Düşüşü ve Açık Yüreklilikle Yapılan Eleştiriler
Tarihi fırsat penceresinin önemine değinirken aynı zamanda gelinen aşamadaki tıkanıklıklara ve aksamalara da dikkat çeken Bakırhan, mevcut tablonun taban ve kamuoyu tarafından yakından takip edildiğini belirtti. ‘Süreç dedim, evet temposunda bir düşme var. Bunu burada açık yüreklilikle söylemek gerekiyor. Biz aynı davanın yolcularıyız. Burada da yürüyen sürece ilişkin bir yavaşlama var’ diyerek durumun ciddiyetini gözler önüne serdi. Siyasi aktörlerin ve toplumsal dinamiklerin bu yavaşlama karşısında sessiz kalmaması gerektiğini savunan Bakırhan, sürecin ivme kazanabilmesi için tarafların sorumluluk bilinciyle hareket etmesinin şart olduğunu kaydetti. Toplantıda bulunan siyasi parti temsilcileriyle bu aksaklıkların nedenlerini masaya yatıran Bakırhan, mekanizmaların daha hızlı ve etkin çalıştırılması yönündeki beklentilerini paylaştı.
Atılması Gereken Somut Adımlar ve Öcalan’ın Koşulları
Yavaşlayan temponun yeniden hızlandırılması ve güven ortamının tesis edilmesi için atılması gereken somut adımları tek tek sıralayan DEM Parti Eş Genel Başkanı, özellikle hukuki ve insani boyuttaki eksikliklerin giderilmesini talep etti. ‘Ne olabilir bu somut adımlar? Başta Sayın Öcalan’ın yaşam, iletişim, çalışma koşulları. Açık söylüyorum, buradaki Kürt partilerimizin ve oluşumların temsilcileri gidip Sayın Öcalan’la tartışabilmeli, eleştirebilmeli, önerilerini sunabilmeli. Bunun önündeki engeller kaldırılmalıdır. Basın gitmelidir’ diyerek tecridin tamamen son bulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Meclis’te çıkarılan yasada kayıt altına alınan Barış ve siyasallaşma kurulunun önemine değinen Bakırhan, Sayın Öcalan’ın başında olduğu bu kurulun bir an önce aktif olarak çalışmaya başlaması gerektiğini ifade etti. Uluslararası hukuk normlarına uyulması çağrısını yineleyen Bakırhan, AİHM kararlarının uygulanmasının ve kayyum rejimine son verilmesinin demokratikleşme için vazgeçilmez olduğunu belirtti. ‘Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ niye bırakılmıyor’ sorusunu yönelten Bakırhan, bu hukuki haksızlıkların son bulması için toplumsal ve siyasal muhalefetin hep birlikte ortak ses çıkarması gerektiğini kaydetti.
Gelişmeler ve Beklentiler
Tuncer Bakırhan’ın Diyarbakır’daki bu kritik çıkışı, çözüm sürecine dair beklentilerin ve eleştirilerin kamusal alanda daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandığını gösteriyor. İlerleyen günlerde Meclis zeminindeki tartışmaların ve muhalefetin atacağı adımların, sürecin seyrini doğrudan belirlemesi bekleniyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika