İSTANBUL — Umutlu olmanın giderek zorlaştığı, ekonomik krizlerin, baskıların ve demokratik erozyonların derinleştiği bir dönemde, Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. yıldönümüne doğru ilerlenirken; emperyalist işgalden kurtuluş mücadelesi, ümmetten ulus bilincine geçiş, basın özgürlüğü ve Libya ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı gibi kritik ulusal ve uluslararası meseleler Türkiye’nin gündemindeki yerini koruyor.
- Cumhuriyetin 103. yıldönümünde ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ vurgusu yeniden kritik bir önem kazanıyor.
- Basın emekçileri Merdan Yanardağ, Murat Ağırel ve İsmail Arı başta olmak üzere tutuklu gazeteciler için ‘Özgürlük hemen şimdi’ çağrısında bulundu.
- Libya Temsilciler Meclisi’nin 2019 tarihli deniz yetki alanları mutabakat muhtırasına yönelik yaklaşımları stratejik ilişkilerde yeni bir boyuta işaret ediyor.
103 Yıllık Cumhuriyet Mirası ve Millet İradesi
Umutlu olmanın giderek zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Ama umutsuzluk çıkmaz bir yol. Umut ve direncin en derin çıkmazlardan aydınlıklara ulaştırdığını bilen, bunun destansı tarihini yazan bir ulusuz. Büyük önder Atatürk liderliğinde kurulan Cumhuriyetimizin bu hafta 103. yıldönümünü coşkuyla kutlamaya hazırlanırken, içinde bulunduğumuz tüm krizlere karşın umudumuzu, mücadele ruhumuzu yitirmemek en büyük sorumluluğumuz. Emperyalist işgalden kurtuluş ve kuruluşa uzanan, ümmetten ulus bilincine yönünü çeviren, kulluktan yurttaşlığa geçen, demokratik, laik, hukuk devleti ilkesini benimseyen, devrimlerin kalesi Cumhuriyetin ana damarında ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ vurgusu var. Ancak aradan geçen 103 yıl sonra bir kez daha millet iradesine saygı tartışmaların merkezinde yer alıyor. İktidarın muhalefete, basına yönelik baskıları, operasyonlar, gözaltı, tutuklamalar, kayyım, transferler derken neredeyse sandığın anlamı sorgulanır hale gelmiş durumda. İktidar cephesinin yandaş yankısına kendisini sınırladığı, muhalefete, eleştirilere kulak tıkadığı bir politikanın ülkenin demokratik işleyişi açısından yarattığı erozyonu görmesi gerekiyor. Toplumun ekonomideki yangından kutuplaşmış siyasete, yolsuzluk/yozluktan iktidara yakın isimlerin de karıştığı fon vurgununa uzanan pek çok kriz başlığına tepkisinin, sorularına yanıt beklemesinin yok sayılamayacağı ortadadır.
Basın Özgürlüğü ve Gazetecilik Mücadelesi
Kuşkusuz basın da bu noktada kritik önemde, halkın haber alma hakkının merkezinde bulunmaktadır. Özgür basının sesini kısmaya çalışmak, gazetecileri hapse atmak, medya kurumlarına kayyım atamak, sitelere, haberlere engel getirmek gibi uygulamalar demokrasiyle kesinlikle bağdaşmaz. Geçtiğimiz cumartesi günü basın emekçileri olarak ülkenin farklı kentlerinde alanlardaydık. Çok sayıda yurttaşın da haber alma hakkının korunması için destek verdiği eylemlerde Merdan Yanardağ, Murat Ağırel, İsmail Arı’nın da aralarında olduğu meslektaşlarımız için ‘Özgürlük hemen şimdi’ dedik ve her zaman olduğu gibi yine altını çizdik: Gazetecilik suç değildir! Bu temel ilkenin savunulması, toplumsal demokrasinin ve şeffaf bir yönetim anlayışının sürdürülebilmesi için hayati bir sorumluluk teşkil etmektedir.
Gelişmeler ve Beklentiler
Türkiye, Cumhuriyetin 103. yılına girerken bir yandan iç politikada demokrasinin, hukuk devleti ilkelerinin ve basın özgürlüğünün tesisi için yoğun bir toplumsal mücadele yürütmekte; diğer yandan Libya Temsilciler Meclisi’nin 2019 yılında Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını ele aldığı süreç gibi dış politika ve jeopolitik düzlemdeki stratejik gelişmelerle de yakından ilgilenmektedir. Gelecek dönemde atılacak adımlar, hem iç barışın tesisi hem de uluslararası hakların korunması açısından belirleyici olacaktır.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika