30 Ekim 2026, Cuma
Haber

Katı Olan Her Şey Fona ve Rozete Dönüşürken Siyasetin Arka Planı

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

İSTANBUL — Siyaset koridorlarında rozet değişimleriyle başlayan tartışmalar, 450 bini aşkın vatandaşın birikimini kilitleyen devasa bir fon skandalı ve toplumsal dinamikleri hedef alan operasyonlarla derinleşirken; iktidar mekanizmalarında ‘aile’ kavramı, ekonomik ve siyasi krizlerin merkezinde yeniden tanımlanıyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Cemil Tugay’ın AKP’ye geçiş süreci ve ailevi gerekçelerle savunulan siyasi kararlar kamuoyunda infial yarattı.
  • SPK’nın yedi portföy şirketinin 131 fonunu tasfiye etmesiyle 450 bini aşkın yurttaşın birikimi bir gecede kilitlendi.
  • Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın istifasıyla sonuçlanan süreç, iktidar içindeki ‘aile ağı’ tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
  • Gazze için toplanan bağışların Diyanet Vakfı eliyle bir fona aktarıldığı iddiaları ve sonrasında gelen görevden almalar skandalı büyuttu.

Rozet Değişimleri ve Siyasette ‘Aile’ Savunmaları

Ocak ayında, dönemin siyasi kulislerinde AKP’ye geçeceği yüksek sesle konuşulurken, Cemil Tugay “AKP’ye geçersem eşim beni boşar” şeklinde çarpıcı bir çıkış yapmış ve bu ihtimali güçlü bir dille reddetmişti. Ancak siyasetin rüzgarları ve hesapları, bu tür keskin cümleleri kısa sürede tarihe gömdü. Takvimler 7 Ekim’i gösterdiğinde, AKP’nin yasama yılı açılış toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tugay’ın eşini de sahneye çağırarak resmi rozetini bizzat taktı. Bu hamle siyaset sahnesinde şok etkisi yaratırken, Tugay’a göre daha önceki sözleri tamamen çarpıtılmıştı; karar eşiyle, annesiyle ve bütün aileyle birlikte ortaklaşa alınmıştı. Muhalefet cephesinden bu ani manevra karşısında adeta bir öfke seli taştı, ancak bu öfkenin yerini çok kısa sürede derin bir çaresizlik duygusu aldı. Siyasetin bu akışkan ve ilkesiz halleri henüz tam olarak hazmedilemeden, Türkiye’yi sarsacak çok daha büyük bir ekonomik ve idari kriz, yani fon skandalı bütün çıplaklığıyla ayyuka çıktı ve Cemil Tugay vakasını adeta unutturdu.

Fon Skandalı ve ‘Aile Ağları’ Çıkmazı

Eylül ortasında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) yedi portföy şirketine ait tam 131 fonu ani bir kararla tasfiyeye aldığında, dört yüz elli bini aşkın masum insanın dişinden tırnağından artırdığı birikimi bir gecede kilitlendi, vatandaşlar neye uğradığını şaşırdı. Tam da bu ekonomik yıkımın yaşandığı aynı günlerde, Adalet Bakanlığı “Aile ve Nüfus On Yılı” adı altında on beş farklı ilde eş zamanlı olarak LGBTİ+ derneklerine yönelik “Ailem Güvende” operasyonları düzenliyor, Kaos GL’nin yöneticileri peş peşe tutuklanıyordu. Aileyi her türlü dış tehditten ve özellikle LGBTİ+ derneklerinden korumaya ant içmiş bir iktidarın, tam da o günlerde fon skandalıyla görünür hale gelen ‘başka bir aile ağıyla’ anılmaya başlaması acaba ‘Allah’ın bir lütfu’ muydi, yoksa kaçınılmaz bir sistemik çürüme miydi? Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve aynı zamanda AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya istifa etmek zorunda kaldığında, kamuoyuna sunduğu savunma da tipik bir aile hikâyesiydi. Eşi işlemlerin hiçbirinden kendisinin haberi olmadan, tamamen bağımsız bir şekilde yapmıştı. Ancak parti yönetimi bu klasik savunmaya pek inanmamış olacak ki, Sayan Kaya istifasından sadece dakikalar sonra MKYK’nın ortak WhatsApp grubundan, ardından da partinin resmi internet sitesinden tamamen silindi. Bu durumu kesinlikle önemsiz görmemek gerekiyor; zira bu hamle, parti içinde bir tür aileden dışlanma ve evlatlıktan reddedilme halinin açık bir tezahürüydü. Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Yaptığı hatanın sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa büyük bir yanlışın içindedir” diyerek durumu özetledi. Gerçekten de doğru söylüyordu; hata kimseyi tek başına bağlamıyor, doğrudan bir aileyi bağlıyordu. Her ne kadar ailenin büyükleri bu devasa soygunu birkaç açgözlünün münferit işi olarak anlatmaya çalışsalar da, her yeni gün ve her yeni gelişme AKP ailesinde tek bir Kaya olmadığını, bu ağın çok daha derinlere uzandığını açıkça gösteriyordu.

Bağış Fonları ve ‘Yerli ve Millî’ Söyleminin Çöküşü

Tüm bu skandallar zincirine ek olarak, Gazze halkı için büyük bir hassasiyetle toplanan bağışların bile Diyanet Vakfı eliyle riskli bir fona aktarıldığı iddiaları doğruysa, iktidar içindeki tablonun veçhesi tam anlamıyla bir faciaya dönüşmektedir. Vakıf her ne kadar faizsiz bir fona yatırım yaptıklarını ve kesinlikle zarar etmediklerini savunmaya çalışsa da, genel müdürünün ve iki yardımcısının ani bir kararla görevden alınması bu savunmaları boşa düşürdü. AKP, iktidara geldiği ilk günden bu yana ‘yerli ve millî’ olduğunu her fırsatta bas bas bağırıyor, ‘yerli ve millî aile’ yapısını korumak ve geliştirmek için bin bir türlü ideolojik politika güdüyordu. Peki ama madalyonun diğer yüzünde, iktidarın üzerine kurulduğu bu kutsal aile aslında birer ‘fon ailesi’ miydi? Katı olan her şeyin fona ve rozete dönüştüğü bu düzende, yaşananlar sadece ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda siyasal ahlakın ve toplumsal güvenin de tasfiyesidir.

Gelişmeler ve Beklentiler

Gelecek dönemde, fonzedelerin hak arama mücadelesinin hukuki boyutu ve Diyanet Vakfı ile fon şirketleri arasındaki ilişkilerin derinlemesine soruşturulması beklenmektedir. Resmi süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütülüp yürütülmeyeceği, iktidarın ‘aile’ ve ‘yerli-millî’ söylemlerinin toplumsal meşruiyetini doğrudan belirleyecektir.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın