31 Ekim 2026, Cumartesi
Haber

Bülent Arınç’tan İsmail Saymaz Çıkışı: ‘Bereket Ağzı Bantlanmamış!

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ANKARA — Eski TBMM Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gazeteci İsmail Saymaz’ın adli kontrol kararıyla evinden çıkamamasına sert tepki göstererek, durumu hem trajik hem de komik olarak nitelendirip, basın özgürlüğü ve yargı süreçleri üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Bülent Arınç, gazeteci İsmail Saymaz’ın adli kontrol nedeniyle evinden çıkamamasını eleştirdi.
  • Yaşanan durumu ‘Nasrettin Hoca’nın türbesi’ benzetmesiyle eleştiren Arınç, tablonun trajikomik olduğunu vurguladı.
  • 2009-2016 yılları arasındaki başbakan yardımcılığı dönemine atıf yaparak basın özgürlüğünü geniş yorumladıklarını hatırlattı.
  • Basın özgürlüğünün tüm basın emekçileri için esas olması gerektiğini savundu.

Ayaklarına Takılan Kelepçe ve Televizyon Yayınları

Türkiye’nin siyasi ve medya gündeminde geniş yankı uyandıran gelişmeler üzerine, eski TBMM Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı açıklamada basın özgürlüğü ve gazetecilere yönelik yürütülen yargı süreçlerini masaya yatırdı. Arınç, tanınmış gazeteci İsmail Saymaz’ın adli kontrol şartı nedeniyle evinden dışarı çıkamamasını eleştirerek yaşananları hem ‘trajik’ hem de ‘komik’ olarak nitelendirdi. Arınç, Saymaz’ın evinden televizyon yayınlarına katılabilmesine ilişkin şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: ‘Yıllardır fikirleriyle objektif bir yazar ve gazeteci olan İsmail Saymaz, adli kontrol şartıyla evinden dışarı çıkamamaktadır. Bazı arkadaşları da maalesef cezaevindedir. Bu görüntü aynı zamanda komiktir; Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor ancak bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor.’ Bu açıklamalar, dijital çağda ve modern hukuk devletlerinde adli kontrol mekanizmalarının sınırlarını bir kez daha kamuoyunun tartışmasına açtı.

Nasrettin Hoca’nın Türbesi Benzetmesi ve Geçmiş Dönem Hatırlatması

Söz konusu hukuki ve toplumsal durumu daha çarpıcı bir metaforla açıklayan Arınç, yaşanan durumu Nasrettin Hoca’nın türbesine benzeterek, ‘Bu hâliyle Nasrettin Hoca’nın türbesi gibi dört tarafı açık ama kapısında büyük bir kilit var. Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor’ dedi. Açıklamasında geçmişte medya kuruluşlarıyla ilişkilerden sorumlu olduğu dönemi de detaylı bir şekilde hatırlatan Arınç, 2009-2016 yılları arasında başbakan yardımcılığı yaptığını ve medya ilişkilerinden sorumlu olduğunu belirtti. Arınç, TRT, Anadolu Ajansı ve RTÜK gibi ülkenin kritik medya kurumlarının o dönemde kendisine bağlı olduğunu ifade etti. Arınç, o dönemde basın özgürlüğünü geniş yorumladıklarını savunarak şu değerlendirmelerde bulundu: ‘Biz, basın mensuplarına ve gazetecilere Anayasa’da tanınan basın özgürlüğünü en geniş yorumuyla kullandırdık. Onların yaptıkları haberleri takdirle karşıladık. Basın özgürlüğü esas olmalıdır; çünkü bu, doğrudan ifade özgürlüğü ile ilişkilidir.’ Bu tarihsel referanslar, geçmişteki idari yaklaşımlarla bugünkü uygulamalar arasındaki derin kontrastı gözler önüne serdi.

Gelişmeler ve Beklentiler

Basın özgürlüğünün yalnızca belirli bir siyasi görüşe sahip gazeteciler için değil, tüm basın emekçileri için hayati bir önem taşıdığını vurgulayan Bülent Arınç, hem iktidarı destekleyen hem de muhalif olan gazetecilerin doğru ve dürüst haberciliğine olan toplumsal ihtiyacın altını çizdi. Uzmanlar ve hukukçular, adli kontrol kararlarının ifade ve basın özgürlüğü üzerindeki pratik etkilerinin önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin ana gündem maddelerinden biri olmaya devam edeceğini öngörüyor.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın