PARİS — Fransa’da 23 Ekim tarihinde Yvelines ilinde yaşanan ırkçı saldırının ardından, ülkede giderek tırmanan ırkçılık ve İslamofobi dalgasına karşı çok sayıda sendika, dernek ve kitle örgütünün çağrısıyla Paris, Strazburg, Roubaix, Stains, Nanterre ve La Courneuve başta olmak üzere pek çok kentte eş zamanlı protesto gösterileri ve anma etkinlikleri gerçekleştirildi.
- Yvelines’deki ırkçı terör saldırısında hayatını kaybeden Kongo asıllı Fransız Pengo Bossio Wangi anıldı.
- Paris’teki gösterilerde ırkçı söylemleriyle bilinen CNews kanalı ve basın politikaları sert bir şekilde protesto edildi.
- SOS Racisme Başkanı Dominique Sopo, medya organlarının ırkçı söylemlere zemin hazırlamasının tehlikelerine dikkat çekti.
- Ülke genelindeki eylemlerde saldırıda yaralanan 1’i çocuk 5 mağdur için güçlü dayanışma ve destek mesajları verildi.
Yvelines’deki Irkçı Saldırı Sonrası Fransa Sokakları Ayakta
Fransa genelinde son dönemde artış gösteren ırkçı ve İslamofobik eylemler, toplumsal infiale yol açmaya devam ediyor. 23 Ekim’de Yvelines ilinde meydana gelen ve toplumda derin bir şok yaratan ırkçı saldırının ardından, farklı kesimlerden gelen tepkiler sokağa taşındı. Çeşitli sendikalar, sivil toplum dernekleri ve kitle örgütlerinin ortak çağrısıyla bir araya gelen binlerce yurttaş; Paris, Strazburg, Roubaix, Stains, Nanterre ve La Courneuve gibi ülkenin farklı kentlerinde meydanları doldurdu. Düzenlenen bu protesto gösterilerinde, sadece 23 Ekim’deki terör saldırısında hayatını kaybeden Kongo asıllı Fransız vatandaş Pengo Bossio Wangi anılmakla kalmadı, aynı zamanda aynı saldırıda yaralanan ve aralarında bir çocuğun da bulunduğu toplam 5 mağdur kişiye yönelik güçlü destek mesajları da dile getirildi. Eylemciler, Fransa’da azınlıklara ve Müslüman topluluklara yönelik önyargıların ve nefret suçlarının can almaya başladığını belirterek devlet yetkililerini daha etkin önlemler almaya çağırdı.
Paris Stalingrad Meydanı’nda Yoğun Katılım ve Medya Eleştirisi
Başkent Paris’te hareketliliğin merkezi Stalingrad Muharebesi Meydanı oldu. Yerel saatle 19.00’da başlayan ve yüzlerce vatandaşın katılımıyla gerçekleşen mitingde, ırkçılığın ve nefret söylemlerinin getirdiği yıkıcı sonuçlar vurgulandı. Göstericiler ellerinde taşıdıkları ‘Irkçılık bir görüş değil, hayatları paramparça eden bir suçtur’, ‘Paramparça olan hayatlardan ziyade kırılan vitrinlere şefkat gösteriyorlar’ ve ‘Irkçılık öldürür’ yazılı dikkat çekici pankartlarla seslerini duyurmaya çalıştı. Eylemin en gergin anlarından biri ise ırkçı söylemleri yaymakla ve toplumsal kutuplaşmayı körüklemekle suçlanan CNews kanalında çalışan bir gazetecinin alana gelmesiyle yaşandı. Kalabalık, söz konusu gazetecinin alanda bulunmasına ‘CNews dışarı’ ve ‘CNews katil, (Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron suç ortağı’ şeklinde attıkları sert sloganlarla tepki gösterdi. Bu durum, medyanın ırkçılığın normalleşmesindeki rolüne dair toplumsal öfkenin ne denli büyük olduğunu gözler önüne serdi.
Sivil Toplumdan Uyarı: ‘Irkçı Saikli Suçlar Yeniden Yükselişte’
Gösteriler sırasında köklü ırkçılıkla mücadele derneği SOS Racisme’in Başkanı Dominique Sopo da kalabalığa hitaben önemli bir konuşma gerçekleştirdi. Sopo, yaptığı değerlendirmede Fransa’da son birkaç yıldır ırkçı saikli suçların ve nefret eylemlerinin endişe verici bir şekilde yeniden işlenmeye başlandığına vurgu yaptı. Toplumun yapı taşlarının bu nefret dalgasıyla sarsıldığını belirten Sopo, yalnızca bireysel saldırıların değil, aynı zamanda bazı medya organlarının kendi bünyelerinde ırkçı ve ayrımcı söylemlerin serbestçe sarf edilmesine izin vermesinin de büyük bir tehlike arz ettiğine dikkat çekti. Medya eliyle üretilen bu dilin son derece ‘ciddi’ sonuçlar doğurabileceğini belirten Sopo, kurumların ve yetkililerin bu tehlike karşısında daha fazla sessiz kalmaması gerektiğini ifade etti.
Gelişmeler ve Beklentiler
Fransa genelinde eş zamanlı olarak düzenlenen bu protestolar, ülkede artan ırkçılık ve İslamofobi sorununun kronikleştiğini ve artık sokak düzeyinde ciddi bir toplumsal direnişle karşılaştığını kanıtlamaktadır. Uzmanlar, medyadaki nefret söylemlerinin ve politik söylemlerin denetlenmemesi durumunda benzer trajedilerin ve toplukiçi gerilimlerin tırmanabileceği konusunda uyarıyor. Önümüzdeki süreçte hükümetin ve adli makamların atacağı adımlar ile sivil toplum kuruluşlarının sürdüreceği ortak mücadele, Fransa’nın toplumsal barışının geleceği açısından kritik bir dönüm noktası oluşturacaktır.
Kaynak: Evrensel