KUDÜS — 7 Ekim 2023 tarihindeki Hamas saldırıları ve Gazze Şeridi’nde on binlerce Filistinlinin katledilmesinin ardından ülkenin siyasi tarihinde bir dönüm noktası niteliği taşıyan ilk genel seçimde, 7 milyondan fazla seçmen 27 Ekim Salı günü sandık başına gitti; bu kritik süreç Başbakan Binyamin Netanyahu’nun iktidarını koruma mücadelesine sahne oluyor.
- 7 milyondan fazla seçmen, 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlenen ilk genel seçim için sandık başında.
- Kamuoyu yoklamaları, Netanyahu’nun koalisyonu ile merkezci Gadi Eisenkot’un liderliğindeki ana muhalefet bloku arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor.
- Parlamentodaki 120 sandalyeden hiçbir tarafın tek başına 61 çoğunluğa ulaşması beklenmiyor, bu da uzun koalisyon pazarlıklarını kaçınılmaz kılıyor.
- Seçimler; uluslararası eleştiriler, Batı Şeria’daki yerleşim genişletme hamleleri, Filistinlilere yönelik şiddet ve İran’a yönelik tehditlerin gölgesinde gerçekleşiyor.
Netanyahu’nun Siyasi Geleceği ve Başa Baş Koalisyon Yarışı
İsrail’de 27 Ekim Salı günü başlayan genel seçimler, yaklaşık 19 yıldır farklı dönemlerde başbakanlık koltuğunda oturan 77 yaşındaki Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceği açısından hayati bir dönüm noktası oluşturuyor. Ülke genelinde 7 milyondan fazla seçmenin katıldığı bu süreçte, kamuoyu yoklamaları Netanyahu’nun liderliğindeki koalisyon güçleri ile merkezci isim Eisenkot’un yönetimindeki ana muhalefet bloku arasında son derece çekişmeli ve başa baş bir yarışın yaşandığını ortaya koyuyor. Ancak mevcut tablolara göre, iki tarafın da parlamentodaki 120 sandalyenin en az 61’ini tek başına elde ederek mutlak çoğunluğu sağlaması beklenmiyor. Bu aritmetik çıkmaz, seçim sonrasında İsrail siyasetini uzun sürecek ve çetin pazarlıkların yaşanacağı koalisyon görüşmelerinin önünü açmaya zorluyor. Yolsuzluk suçlamalarıyla halihazırda yargılanmakta olan Netanyahu’nun, yargı kurumlarına yönelik tartışmalı tutumu ve 7 Ekim’i engelleyememiş olmanın yarattığı siyasi maliyet bu seçimin ana eksenini oluşturuyor.
Gazze, Batı Şeria ve Bölgesel Gerilimlerin Gölgesinde Sandık
Bu kritik seçimler, İsrail hükümetinin Gazze’de yürüttüğü yıkıcı savaşa yönelik uluslararası alanda artan yoğun eleştirilerin, işgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimlerinin hızla genişletilmesinin ve Filistinlilere yönelik artan şiddet olaylarının en üst seviyede tartışıldığı bir dönemde icra ediliyor. Yaklaşık 19 yıldır iktidarda olan 77 yaşındaki deneyimli lider Binyamin Netanyahu, 7 Ekim saldırılarını engelleyememiş olmasına yönelik tüm toplumsal ve siyasi eleştirilere rağmen, İsrail’in ulusal güvenliğini sağlayabilecek en yegane ve uygun lider olduğunu savunmaya devam ediyor. Kampanya sürecinde Gazze’de Hamas’a ve Lübnan’da Hizbullah’a karşı yürütülen askeri operasyonları stratejisinin temel unsurları arasında gösteren Netanyahu, seçimden yalnızca dört gün önce işgal altındaki Batı Şeria’da iki İsrail askerinin öldürüldüğü kanlı saldırının ardından bölgede, 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan bu yana gerçekleştirilecek en büyük çaplı askeri operasyonu düzenleme taahhüdünde bulundu. Öte yandan, aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben Gvir ve Bezalel Smotrich ise Gazze ile işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yönelik radikal planlarını yüksek sesle gündeme taşımayı sürdürüyor.
İran Tehditleri ve Demokrasi Tartışmaları
Netanyahu’nun seçim kampanyası boyunca İran’a yönelik sert tehditlerini ve söylemlerini yinelemesi, sandık sonuçlarının yalnızca iç politikayı değil, tüm Orta Doğu’yu etkileyecek bölgesel sonuçlarını da acilen gündeme taşıyor. İran konusunda zafer kazanması halinde “işi bitireceğini” iddia eden Netanyahu, güvenlik politikalarını dış politika kozu olarak kullanıyor. Buna karşılık muhalefet cephesi ise, seçimi İsrail demokrasisinin geleceği, kurumsal yapısı ve hukuk devleti ilkeleri açısından belirleyici bir eşik olarak görüyor. Yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanan Netanyahu’nun yargı bağımsızlığını hedef alan tutumunu sert bir dille eleştiren muhalefet güçleri, aynı zamanda 7 Ekim tarihindeki istihbarat ve güvenlik zafiyetlerine yol açan kurumsal çöküşün derhal ve kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğini savunuyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Seçim sonuçlarının kesinleşmesiyle birlikte İsrail’de 61 sandalye çoğunluğunun sağlanamamış olması ihtimali, ülkeyi sancılı bir koalisyon krizine ve uzun soluklu siyasi pazarlıklara sürüklüyor. Hem Netanyahu’nun yargı süreci hem de bölgesel savaşın seyrini belirleyecek olan bu yeni siyasi dönem, Tel Aviv yönetiminin iç ve dış politikasında köklü kırılmalara gebe görünmektedir.
Kaynak: ANF Türkçe