2 Kasım 2026, Pazartesi
Haber

Tarımın Kadim Gücü: Kadın Emeği Küresel Ekonomiyi Büyütüyor

🔴 FLAŞ HABER

İSTANBUL — İnsan yaşamı için hayati önem taşıyan tarım sektörü, binlerce yıldır kadının açık veya görünmez desteğiyle ayakta dururken, tarladan mutfağa uzanan sürecin en büyük katkı sağlayanı olan kadınlar üretimdeki hayati rolünü sürdürüyor. Tarım Ekonomisi Derneği Başkanı İpek Süer Topuzoğlu’nun açıkladığı çarpıcı verilere göre, tarımsal üretimde cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi küresel GSYİH’yı 1 trilyon dolar artırma potansiyeli taşıyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Dünya genelinde gıda üretiminin yaklaşık yüzde 50’si kadınlar tarafından üstleniliyor.
  • Türkiye’de istihdam edilen kadınların yüzde 17.4 ila yüzde 18.8’i tarım, ormancılık ve balıkçılık sektöründe faaliyet gösteriyor.
  • Tarım sektöründeki kadınların yüzde 91.9’u kayıt dışı çalıştırılırken, yüzde 72.6’sı ‘ücretsiz aile işçisi’ konumunda bulunuyor.

Küresel Tarımda Dönüşümün En Dinamik Ama En Az Görünür Bileşeni

Küreselleşen pazarlar, derinleşen iklim krizi ve hızla evrilen teknolojik gelişmeler, küresel tarım ekonomisini radikal bir değişim ve dönüşüm sürecine zorlamaktadır. Bu yapısal dönüşümün en dinamik ama aynı zamanda en az görünür bileşenini ise hiç şüphesiz kadın işgücü oluşturmaktadır. Tarım ekonomisi literatüründe üretim faktörlerinin verimliliği analiz edilirken kadının rolü geleneksel olarak hane halkı işgücü parantezine alınmakta ve bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde arka plana itilmektedir. Oysa Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından paylaşılan küresel veriler, dünya genelindeki gıda üretiminin yaklaşık yüzde 50’sinin kadınlar tarafından sırtlandığını açıkça gözler önüne sermektedir. Tarımsal üretim zincirinde cinsiyet temelli eşitsizliklerin ve kaynak erişimindeki asimetrinin ortadan kaldırılması, yalnızca vicdani veya sosyal bir adalet arayışı değildir. Tarım Ekonomisi Derneği Başkanı İpek Süer Topuzoğlu’nun da dikkat çektiği üzere; bu kronik adaletsizliğin giderilmesi, küresel safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) yaklaşık 1 trilyon dolar artırma ve 45 milyon insanı gıda güvencesizliğinden kurtarma potansiyeline sahip devasa makroekonomik bir kaldıraç niteliği taşımaktadır.

Türk Tarımında Yapısal Kırılma ve Güvencesizlik Krizi

Türkiye’de son çeyrek asırda tarım sektöründe derin yapısal kırılmalar yaşanırken, kadın işgücünün tarımsal faaliyetlerdeki ağırlığını ve direncini koruduğu görülmektedir. Konuya ilişkin güncel verileri değerlendiren Tarım Ekonomisi Derneği Başkanı İpek Süer Topuzoğlu, dikkat çekici tespitlerde bulunmuştur. Topuzoğlu, ‘Güncel TÜİK işgücü istatistiklerine göre, Türkiye’de istihdam edilen kadınların yaklaşık yüzde 17.4 ila yüzde 18.8’i tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Ancak bu yoğunluğun tarım ekonomisi açısından en kırılgan yönü güvencesizlik parametresidir’ ifadelerini kullanmıştır. Açıklanan resmi veriler, tarım sektöründe alın teri döken kadınların yüzde 91.9 gibi ezici bir oranla kayıt dışı istihdam edildiğini ve yüzde 72.6’sının ‘ücretsiz aile işçisi’ statüsünde konumlandığını acı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Uzmanlar, bu vahim tablonun kadının üretim sürecindeki gerçek katma değerinin makro ekonomik verilerde ticarileşmesini ve kişisel gelire dönüşmesini engellediğine işaret etmektedir.

Gelişmeler ve Beklentiler

Geleneksel tarım pratiklerinden dijitalleşmeye, dikey tarım uygulamalarından modern kooperatifleşme modellerine uzanan tarımdaki çok yönlü dönüşüm sürecinde de kadınların öncü bir rol üstlendiği açıkça görülmektedir. Tarım sektöründe kadın emeğinin hak ettiği güvenceye kavuşması, sadece kırsal kalkınmanın değil, aynı zamanda ulusal gıda güvenliğinin de en temel teminatı olarak gelecekteki resmi politikaların merkezinde yer almayı bekliyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın