2 Kasım 2026, Pazartesi
Haber

İdam Sehpasını Beklerken: 1980 Darbesinin Gizli Kalmış Yüzü

💡 HABERİN ANATOMİSİ

İSTANBUL — 1980 askeri darbesinin en karanlık sayfalarından biri olan yaygın idam cezaları ve hızlı infazlar, dönemin tanığı Veli Biçer’in kaleme aldığı ‘Hücre Kardeşliği: Hüzün Bizimle Anılmasın (Buca Cezaevi İdamlıkları 1982-1984)’ kitabı ile yeniden gün yüzüne çıkıyor; ölüm kararı bekleyen mahkumların hücredeki dramatik yaşamı ve bilinmeyen direniş kültürü tüm detaylarıyla gözler önüne seriliyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • 1984 yılı Ekim ayına kadar geçen dört yıllık süre zarfında Türkiye genelinde toplam 50 kişi idam edildi.
  • Veli Biçer, 23 Mart 1982’de duruşma salonunda idam kararının kendisine nasıl ‘duygusuzca’ okunduğunu anlatıyor.
  • Buca Cezaevi’nde idama mahkum edilen isimler, hücrede ‘Hoş geldin Bebek’ uyarlamaları, doğum günleri ve memleket geceleriyle hayata tutundu.
  • 13 Mart 1982’de Seyit Konuk, Ethem Coşkun ve Necati Vardar Buca Cezaevi’nde idam edilmişti.

1980 Darbesi ve İdam Süreci Nasıl Gelişti?

1980 askeri darbesini niteleyen özelliklerden birisi, yaygın şekilde idam cezalarının verilmesi ve büyük hızla infazların gerçekleştirilmesiydi. O kadar ki 1984 yılı Ekim ayında İlyas Has ve Hıdır Aslan’ın infazlarıyla birlikte, dört yıl içinde 50 kişi idam edilmişti. Değişik şehirlerde, hapishane avlularında gencecik insanlar ölüme gönderilmiş, Türkiye bu ilkel-vahşi deneyimin yurdu haline gelmişti. Haklarında ölüm kararı verilmiş ve idam sehpasına gitmeyi bekleyenlerin günlük deneyimleri, bu sürecin belki de en dikkat çekici ama en az bilinen bölümünü oluşturur. Gerçekte idamlık hallere dair çarpıcı izler de bu deneyimlerde saklıdır. Kendisi de idam sehpasından son anda dönenlerden biri olan Veli Biçer’in, ‘Hücre Kardeşliği: Hüzün Bizimle Anılmasın (Buca Cezaevi İdamlıkları 1982-1984)’ kitabı, tam da cezaevinde infaz edilmeyi beklerken, tarihin nadiren tanıklık ettiği bu deneyimlerin detaylarını okuyucuya sunuyor. Vali Biçer, 23 Mart 1982 günü, kendisine idam cezasının verildiği duruşma salonunda kararın nasıl sıradan ve ‘duygusuzca’ okunduğunu hatırlatıyor. Aynı şekilde bir sabah gazete okurken orta sayfaların birinde, kendisiyle ilgili idam kararının onaylandığını görmesi de o rutinin bir parçası.

Buca Cezaevi İdamlıklarının Günlük Yaşamı Nasıldı?

27 Nisan 1982’de geldiği Buca Cezaevi için ‘Burası kalacağım son mekân olacak’ diye not düşmüş Veli Biçer. Zira daha birkaç hafta önce, 13 Mart 1982’de Seyit Konuk, Ethem Coşkun ve Necati Vardar orada idam edilmişler. Cezaevinde idama gidecekleri günü bekleyen diğer idamlıklarla karşılaşmasına dair detaylar ise çok etkileyici. Aralarına yeni katılan idamlıklar için yapılan hoş geldin kutlaması o detaylardan biri. Muzaffer Öztürk, Livaneli’nin ‘Hoşgeldin Bebek’ şarkısını Veli Biçer için uyarlamış: ‘Hoş geldin Veli / Hücre sırası sende / Senin yolunu gözlüyor / İdamlar, darağacı falan…’ Her kişi için doğum günü yapmak da bir başka gündelik etkinlik olmuş. 7 Mayıs 1982’de Sedat Yılmazsoy için doğum günü partisi düzenlendiğinde ‘Bu hepimiz için hem ilk, hem de son doğum günü kutlaması olacaktı’ diye yazmış Veli Biçer. Çünkü Feridun Berkin hariç, daha önce doğum günü kutlayan biri olmamış. Başka bir etkinlik de ait oldukları memleket geceleri düzenlemekmiş. İlyas Has ise Maraş gecesi ile bu trajik anıların hafızasındaki yerini almıştır.

Gelişmeler ve Beklentiler

Tarihin bu karanlık ve acı dolu dönemi, idam sehpasını bekleyenlerin yazdığı anılar ve yayımlanan eserler sayesinde hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor. Resmi süreçlerin ve geçmişin toplumsal vicdanda açtığı yaraların unutulmaması adına bu tür tanıklıklar, sonraki nesillere aktarılan en önemli tarihsel belgeler arasında yer alıyor.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın