İZMİR — İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın mutlak butlan sürecinin ardından CHP’den istifa edip bağımsız kalmasının ardından AK Parti’ye geçmesiyle yönetimi değişen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılı Sayıştay raporu, kent genelindeki çok yönlü idari ihmalleri ve usulsüzlükleri gözler önüne serdi.
- Belediyeye mülkiyetindeki 37 bin 574 adet zeytin ağacının 2024 yılından bu yana tamamen atıl durumda bekletildiği ve tarımsal ürün elde edilmediği ortaya çıktı.
- Bergama katı atık depolama sahasından çıkan çöp sızıntı suyunun arıtma kabiliyeti olmayan tesisler üzerinden doğrudan Bakırçay deresine deşarj edildiği tespit edildi.
- Zübeyde Hanım Huzurevi’ne yönelik yaşlı kabullerinde belediye yönetmeliğine aykırı olarak ‘başkanlık oluru’ ile usulsüz alımlar yapıldığı Sayıştay raporuna yansıdı.
37 Bin Zeytin Ağacı Atıl Kaldı: Tarımsal Politikalarla Çelişki
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye transferiyle AKP yönetimine geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılı Sayıştay raporu, belediye bünyesindeki idari ve çevresel aksaklıkları gün yüzüne çıkardı. Uzun yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetiminde olan ve ana muhalefetin kalesi olarak bilinen İzmir, Tugay’ın partisinden istifa edip bir süre bağımsız kalmasının ardından AKP’ye katılmasıyla siyasal ve idari bir dönüm noktası yaşarken, yayımlanan Sayıştay raporu belediyecilik faaliyetlerindeki çarpıcı çelişkileri de belgeledi. AKP’nin maden sektöründe zeytinliklere karşı takındığı tartışmalı tutumun bir benzerinin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde de görüldüğü anlaşıldı. Sayıştay denetim raporunda yer alan bilgilere göre, büyükşehirin mülkiyetinde bulunan tam 37 bin 574 adet zeytin ağacı, 2024 yılından bu yana atıl halde kaderine terk edilmiş durumda duruyor. Raporda, bu zeytinliklerin bir kısmının üçüncü şahıslar tarafından izinsiz veya denetimsiz bir şekilde kullanıldığı belirtilirken, söz konusu ağaçlardan herhangi bir tarımsal ürün veya katma değer elde edilmediği de net bir şekilde aktarıldı. Bu durum, büyükşehirin resmi stratejik planında yer alan ‘tarımsal faaliyetlerin desteklenmesi ve kırsal kalkınmanın sağlanması’ ilkesiyle idari uygulamalar arasındaki derin çelişkiyi gözler önüne serdi.
Çevre Felaketi Kapıda: Çöp Sızıntı Suları Derelere Deşarj Ediliyor
Sayıştay denetimlerinin bir diğer önemli ve endişe verici başlığı ise kentin çevre altyapısındaki büyük ihmaller oldu. Yapılan incelemelerde, Bergama katı atık depolama sahasına özel olarak sızıntı suyu arıtma tesisi yapılmış olmasına rağmen, sahadan çıkan tehlikeli çöp sızıntı suyunun doğrudan kanalizasyon hattına deşarj edildiği tespit edildi. Daha da vahim olanı ise, deşarj edilen bu çöp suyunun gerekli arıtma kabiliyetine ve kapasitesine sahip olmayan Bergama arıtma tesisine yönlendirilmesi oldu. Atıksu arıtma tesisinin çıkış hattından çıkan kirli suyun herhangi bir ileri arıtma işlemine tabi tutulmaksızın doğrudan Bakırçay deresine deşarj edildiği aktarıldı. Denetçiler, bu hatalı ve denetimsiz sürecin bölgede büyük ve geri dönülemez bir çevre kirliliğine yol açtığını raporun ilgili bölümlerinde özellikle vurguladı.
Huzurevi Alımlarında ‘Başkanlık Oluru’ Skandalı
Belediye içerisindeki idari usulsüzlükler yalnızca çevre ve tarım alanıyla sınırlı kalmadı. Sayıştay tarafından yapılan ayrıntılı incelemelerde, sosyal hizmetler alanında da kuralların çiğnendiği belirlendi. Özellikle huzurevi yaşlı kabullerinde, büyükşehir belediyesinin kendi yayımladığı resmi yönetmelikte öngörülen şeffaf ve kurala bağlı kabul uygulamalarına tamamen aykırı işlemlerin yapıldığı tespit edildi. Tespitin resmi açıklamasında, “Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı’na bağlı Zübeyde Hanım Huzurevi tam kapasite çalışmakta olup boşalma olması durumunda yeni alım yapılmaktadır” denilmesine rağmen, bu süreçlerin mevzuata aykırı biçimde ‘başkanlık oluru’ ile gerçekleştirildiği ortaya çıkarıldı. Yönetmelik hükümlerinin by-pass edilerek kişiye özel veya istisnai nitelikteki bu alımların yapılması, kamu vicdanında ve idari denetim mekanizmalarında ciddi soru işaretleri yarattı.
Gelişmeler ve Beklentiler
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılı Sayıştay raporuna yansıyan bu çok boyutlu ihmaller ve usulsüzlükler zinciri, yerel yönetimdeki denetim mekanizmalarının ve şeffaflık ilkelerinin önemini bir kez daha hatırlattı. Başkan Cemil Tugay’ın siyasi geçiş süreciyle birlikte tartışmaların odağında yer alan belediye yönetiminin, zeytinliklerin atıl kalması, çevre felaketine kapı aralayan deşarj işlemleri ve huzurevi alımlarındaki ‘başkanlık oluru’ uygulamalarına yönelik önümüzdeki günlerde nasıl bir hukuki ve idari savunma yapacağı merakla bekleniyor. Resmi mercilerin ve ilgili denetim kurullarının rapor doğrultusunda başlatacağı yasal süreçlerin, kentteki idari reformlar ve hesap verebilirlik açısından belirleyici olması öngörülüyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika