4 Kasım 2026, Çarşamba
Haber

İzmir Depreminin 6. Yılında Konut Mücadelesi Sürüyor: ‘Evini Göremeden Ölenler Var

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

İZMİR — 30 Ekim 2020 tarihinde Seferihisar açıklarında meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği 6,6 büyüklüğündeki depremin üzerinden tam 6 yıl geçmesine rağmen, İzmirli depremzedelerin adalet, barınma ve güvenli konut mücadelesi tüm hızıyla ve acısıyla devam ediyor. İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Başkanı Haydar Özkan’ın ANKA Haber Ajansı’na yaptığı çarpıcı açıklamalar, aradan geçen uzun zamana rağmen yaraların tam anlamıyla sarılamadığını, temel bile atamamış mağdurların ve hatta yeni yuvasına kavuşamadan hayatını kaybeden vatandaşların bulunduğunu gözler önüne seriyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • 30 Ekim 2020’de Seferihisar açıklarında meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki deprem yaklaşık 15 saniye sürdü ancak kentte silinmez izler bıraktı.
  • Afette 117 kişi hayatını kaybederken, Seferihisar’ın Sığacık Mahallesi’nde tsunami yaşandı, en büyük yıkım ise Bayraklı ve Bornova’da görüldü.
  • İZDEDA Başkanı Haydar Özkan, evleri yıkılan ancak yeni yapılacak konutlarını dahi göremeden vefat eden depremzedelerin olduğunu vurguladı.
  • Devlet tarafından yaklaşık 5 bin konut inşa edilirken; ağır, orta ve az hasarlı binalar arasındaki kategorizasyon ayrımından doğan mağduriyetler çözüme kavuşturulmayı bekliyor.

30 Ekim 2020 Felaketinin Derin İzleri ve Unutulmayan Acılar

Türkiye’nin yakın tarihine kara bir leke olarak kazınan 30 Ekim 2020 tarifehli İzmir depremi, saat 14.51’de Seferihisar açıklarında yerin 16,54 kilometre derinliğinde vuku buldu. Bilimsel verilere göre yaklaşık 15 saniye süren bu sarsıntı, şiddeti ve süresiyle orantısız biçimde çok büyük bir yıkım gücüne sahip olduğunu kanıtladı. Deprem felaketinde toplam 117 vatandaşımız hayatını kaybederken, yüzlerce bina ağır hasar aldı ya da yerle bir oldu. Sarsıntının hemen ardından Seferihisar’ın Sığacık Mahallesi’ni su altında bırakan bir tsunami felaketi yaşandı. Ancak trajedinin en acı tablosu, merkez üssünden yaklaşık 70 kilometre uzakta bulunan Bayraklı ve Bornova ilçelerinde ortaya çıktı; buradaki zemin yapısının olumsuz etkisiyle onlarca apartman un ufak oldu ve binlerce aile bir gecede evsiz, yurtsuz kaldı.

6 Yıllık Süreçte Çözülemeyen Bürokratik Düğümler ve Sınıflandırma Krizi

Afetin üzerinden geçen 6 yıllık uzun takvime rağmen İzmir’deki tüm depremzedelerin kalıcı konutlarına kavuştuğunu söylemek ne yazık ki mümkün değil. Devlet eliyle bölgede yaklaşık 5 bin konut inşa edilip hak sahiplerine teslim edilmiş olsa da, sistemin getirdiği bazı kriterler büyük bir adaletsizlik algısı yaratıyor. İZDEDA Başkanı Haydar Özkan, yaşanan süreci değerlendirirken sadece ağır hasarlı binalarda yaşayanların tam anlamıyla depremzede kabul edildiğini, orta ve az hasarlı binalarda oturanların ise bu kapsama alınmadığını belirtti. Orta hasarlı yapılar için her ne kadar güçlendirme kredisi tahsis edilmiş olsa da, bölgenin jeolojik ve zemin koşulları nedeniyle bu binaların da güçlendirilemeyerek nihayetinde yıkılmak zorunda kaldığını ifade eden Özkan, felaketin üstünden 6 yıl geçmesine karşın hâlâ temelini dahi atamamış, inşaatına başlayamamış insanların bulunduğunun altını çizdi. Özkan, “Devletimizden ve yerel yönetimlerimizden sürekli medet umuyoruz, yardım istiyoruz” diyerek sahadaki çaresizliği özetledi.

Müteahhit Krizi ve Mağduriyetlerin Yeni Boyutu: ‘Evini Göremeden Ölenler Var’

Depremzedelerin omuzlarındaki yük yalnızca bürokratik engeller ve zemin sorunlarıyla sınırlı kalmadı; aynı zamanda özel sektör müteahhitleriyle yaşanan derin hukuki ve etik krizler de süreci kabusa çevirdi. İZDEDA Başkanı Haydar Özkan’ın aktardığı bilgilere göre, bazı müteahhit firmalar depremzedelerle resmi sözleşme imzalamalarına rağmen yıllarca inşaat alanına adım atmazken, bazıları ise işe başlayıp binanın ilk birkaç katını çıktıktan sonra maliyet artışlarını gerekçe göstererek ek ödeme talebinde bulundu. Bu fırsatçı zihniyetin türediğine dikkat çeken Özkan, devletten bu tür kötü niyetli uygulamalara karşı caydırıcı ve acil bir yaptırım gücü getirmesini talep etti. Sürecin ne denli acı bir noktaya ulaştığını ise şu sarsıcı cümlelerle dile getirdi: “Evi yıkılan ama yeni yapılacak olan evini göremeden ölen depremzedelerimiz var.” Bu durum, meselenin sadece bir gayrimenkul veya inşaat projesi olmadığını, insan hayatını ve onurunu ilgilendiren acil bir toplumsal adalet davası olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

İzmir depreminin 6’ncı yıl dönümünde yükselen bu çığlık, kalıcı konutlarına kavuşamayan binlerce vatandaşın yaşadığı trajedinin son bulması için yetkililere yapılan en net çağrı niteliği taşıyor. Devletin ilgili kurumlarının ve yerel yönetimlerin, orta hasarlı bina sahiplerinin statü sorunlarını çözmesi, temeli atılamayan projeleri hızlandırması ve depremzedeleri mağdur eden müteahhitlere karşı sıkı denetim mekanizmaları devreye sokması hayati önem arz ediyor. İzmirli depremzedeler, yıllardır süren bu haklı adalet ve barınma mücadelesinde, evlerini dahi göremeden hayata veda eden komşularının anısına sahip çıkarak son ana kadar haklarını aramaya devam edeceklerini vurguluyorlar.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın