FRANKFURT — Almanya’da gençler, daha iyi eğitim ve iklim koruması taleplerini dile getirmek üzere Cumartesi günü 32 şehirde protesto gösterileri düzenliyor; bu hareket, uzun yıllardır süren neoliberal politikaların yarattığı eşitsizlik, güvencesizlik ve toplumsal dışlanma sorunlarını da gözler önüne seriyor.
- Neoliberal politikalar Almanya, Fransa ve Latin Amerika’da eşitsizlikleri derinleştiriyor.
- Gen Z, barınma, eğitim ve iş güvencesi konularındaki artan maliyetlere karşı 32 kentte sokaklara çıkıyor.
- Siyasi iktidarlar protestoları bastırmaya çalışırken gençler ekonomik ve siyasal karar alma süreçlerini sorguluyor.
Ne oldu?
Neoliberal politikalar yalnızca Almanya’da değil, Fransa’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın farklı bölgelerinde eşitsizlikleri, güvencesizliği ve toplumsal dışlanmayı derinleştirdi. Almanya’da gençler, daha iyi eğitim ve daha fazla iklim koruması talebiyle Cumartesi günü 32 kentte protesto gösterilerine hazırlanıyor.\n\nBağımsız gazetecilik bir tık kadar yakınUygulamamızı indirin, en güncel haberler cebinize gelsin\n\nUygulamamızı indirin, en güncel haberler cebinize gelsin\n\nÖzel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.\n\nZafer TAŞKIN/FrankfurtAlmanya’da “Gen Z regelt” ((Z kuşağı düzenliyor) hareketi etrafında gelişen tartışmalar, gençlerin taleplerinin ötesinde, son kırk yıla yakın süredir uygulanan neoliberal politikaların derinleştirdiği ekonomik ve siyasal çelişkileri de görünür kılıyor. Artan barınma maliyetleri, eğitimde fırsat eşitsizlikleri, güvencesiz çalışma, işsizlik kaygısı, zorunlu askerlik tartışmaları ve iklim krizi, genç kuşakların geleceğe ilişkin beklentilerini giderek daha fazla belirsizleştiriyor. Piyasanın ve sermayenin önceliklerini toplumsal ihtiyaçların önüne koyan bu politikalar, bugün geniş kesimlerin yaşam koşullarını ağırlaştırırken siyasal temsil krizini de derinleştiriyor. Bu sorunlarla yüzleşmek yerine protestoları ve sol grupları hedef alan siyasi iktidarlar, krizin nedenlerini tartışmak yerine toplumsal itirazı bastırmaya yöneliyor.Gençlerin itirazı, yalnızca belirli hükümet kararlarına karşı bir tepki değil. Aynı zamanda kendi yaşam koşullarını belirleyen ekonomik ve siyasi kararlarda ne ölçüde söz sahibi olabildiklerine ilişkin bir sorgulama. Toplumsal kaynakların dağılımı piyasanın ve sermayenin önceliklerine göre şekillenirken, geniş kesimlerin barınma, eğitim ve güvenceli çalışma gibi temel ihtiyaçları karşılanamıyorsa sorun bireysel başarısızlıklarla açıklanamaz. Burada, toplumsal üretimin yarattığı olanaklarla bu olanaklardan yararlanma biçimleri arasındaki yapısal eşitsizlik söz konusu. Bugünkü tablo, neoliberal politikaların vaat ettiği refahın toplumun bütününe yayılmadığını; tersine, ekonomik büyümenin toplumsal adaleti kendiliği
Kaynak: BirGün Manşet