ANKARA — Anayasa Mahkemesi (AYM), Çalış Belediyesi’nde 2002-2014 yılları arasında görev yapan ve ödenmeyen maaş ile faiz alacaklarını tahsil etmek isteyen memurların davalarının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesini mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirdi.
- Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, tüzel kişiliği kaldırılan Çalış Belediyesindeki memurların alacak mücadelesi hukuki bir dönüm noktasına ulaştı.
- Yüksek Mahkeme, mahkemelerin süre hesabına ilişkin yorumunun başvurucuların mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz biçimde kısıtladığına hükmetti.
- Borçların devredildiği Haymana Belediyesi’nin itirazı ve KHK süreçlerinin ardından idare mahkemelerinin uyguladığı süre aşımı kısıtlaması AYM’den döndü.
Çalış Belediyesi’nden Haymana’ya Uzanan Hukuki Süreç ve KHK Gerekçesi
Olayın kökeni, tüzel kişiliği kaldırılan Çalış Belediyesinde 2002-2014 yılları arasında görev yapan bazı memurların ödenmeyen maaş ve faiz alacaklarına dayanmaktadır. Bu alacakların tahsili amacıyla 2014 yılında belediye aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Ancak icra takipleri devam ederken Çalış Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılmış, belediyenin taşınır ve taşınmazları ile alacak ve borçları Haymana Belediyesine devredilmiştir. Bu gelişme üzerine Haymana İcra Müdürlüğü, Haymana Belediyesini borçlu olarak kaydetmiş ve borçların ödenmesini talep etmiştir. Haymana Belediyesinin itirazı üzerine yürütülen süreçte, 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) hükümleri gerekçe gösterilerek icra takiplerinin düşürülmesine karar verilmiştir. Bu durum karşısında mağdur olan memurlar, haklarını aramak ve alacaklarını tahsil etmek üzere idare mahkemelerinde yeni dava süreçleri başlatmak zorunda kalmışlardır.
İdare Mahkemelerinin Kararları ve Anayasa Mahkemesi’nin Bireysel Başvuru İncelemesi
İdare mahkemeleri yaptıkları yargılamada, icra takibinin başlatıldığı tarihi idareye başvuru tarihi olarak kabul etmiştir. Bu tarihe göre süresinde talep edilen alacakların ödenmesine karar verilirken, süresinde olmadığı değerlendirilen diğer alacaklara ilişkin davalar ise süre aşımı gerekçesiyle reddedilmiştir. Mahkemelerin bu kararlarının kesinleşmesinin ardından memurlar, hukuki yolların tıkandığı gerekçesiyle hak ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvuruları titizlikle inceleyen Yüksek Mahkeme, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının açıkça ihlal edildiğine hükmetmiştir. AYM kararında, memurların o dönemde başvurabilecekleri en mantıklı ve hukuki yol olarak ilamsız icra takibini tercih ettikleri, takiplerin kesinleşerek haciz aşamasına kadar ilerlediği ve borca herhangi bir itiraz edilmediği açıkça hatırlatılmıştır.
Gelişmeler ve Beklentiler
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bu emsal niteliğindeki karar, benzer hukuki uyuşmazlıklarla karşı karşıya kalan kamu çalışanları ve eski yerel yönetim personeli için geleceğe dönük güçlü bir hukuki güvence oluşturmaktadır. Yüksek Mahkemenin idare mahkemelerinin süre hesabına yönelik kısıtlayıcı yorumlarını hukuka aykırı bulması, hak arama hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının idari ve usuli engellerle kısıtlanamayacağını bir kez daha tescillemiştir. Resmi süreçlerin bu karar doğrultusunda yeniden şekillenmesi ve yerel mahkemelerin benzer davalarda AYM içtihatlarını esas alması beklenmektedir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika