ANKARA — İstanbul Esenyurt’taki Kıraç Cemevinin Cem Vakfına devredilmesine karşı Alevi yurttaşların başlattığı direniş tüm hızıyla sürerken, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz, yaşananların devletin gerçek yüzünü gözler önüne serdiğini vurgulayarak Alevi kimliği ve eşit yurttaşlık taleplerinin görmezden gelinemeyeceğini belirtti.
- Kıraç Cemevinin Cem Vakfına devredilmesine karşı Alevi yurttaşların başlattığı direniş kararlılıkla sürüyor.
- Prof. Dr. Bedriye Poyraz, yaşanan sürecin devletin Alevi politikalarındaki gerçek yüzünü açıkça gösterdiğini ifade etti.
- İdris-i Bitlisi tartışmaları ve tarihsel atıfların Alevi toplumunda derin kaygılar yarattığına dikkat çekildi.
- Cemevlerinin yasal statüsü, eşit yurttaşlık ilkeleri ve kamusal kaynakların tarafsız kullanımı hayati önem taşıyor.
Kıraç’taki Direniş ve Alevi Politikaları: Devletin Gerçek Yüzü
İstanbul Esenyurt’taki Kıraç Cemevinin Cem Vakfına devredilmesine karşı Alevi yurttaşların başlattığı direniş tüm boyutuyla gündemdeki yerini koruyor. Alevi toplumu üzerine yaptığı akademik çalışmalarıyla tanınan Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Kıraç’ta ortaya çıkan sorunu, iktidarın Alevilere yönelik izlediği politikaları ve geçtiğimiz haftalarda kamuoyunu meşgul eden İdris-i Bitlisi tartışmalarını kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Poyraz, özellikle cemevlerinin yasal statüsü, eşit yurttaşlık ilkeleri ve kamusal kaynakların tarafsız kullanımı konularının altını çizerken, Kıraç’taki durumun devletin Alevi meselesine yaklaşımındaki gerçek yüzünü gözler önüne serdiğini açıkça belirtti. Alevi yurttaşların inanç merkezlerini korumak adına gösterdiği bu direnişin, yıllardır süregelen hak mücadelesinin en somut halkalarından biri olduğunun altı çizildi.
İdris-i Bitlisi Tartışmaları ve Tarihsel Atıfların Alevi Toplumundaki Yansıması
Alevi toplumunda büyük bir tepkiyle karşılanan İdris-i Bitlisi tartışmalarına değinen Prof. Dr. Bedriye Poyraz, sürecin karmaşık dinamiklerine dikkat çekti. Poyraz, ‘Göründüğü kadarıyla süreci Kürt halkının bir kazanımı olarak görmek gerekir. Nasıl sonuçlanacak henüz bilmiyoruz ama Alevi toplumunun buna bir itirazı yok. İlk olarak bunu söylemek gerekir. Ancak yakın bir zaman önce İdris-i Bitlisi tartışmaları vardı hatırlayın. Öncelikle Öcalan’ın yaptığı açıklamalar, daha sonra da onun devamında yapılan açıklamalardan çok net anlaşılıyor ki bir masa kurulmuş. Hani bir söz vardır; Ortadoğu’da bir masa kurulur ve orada bazen davetli bazen de menü olursunuz…’ diyerek bölgedeki hassas dengelere vurgu yaptı. Yapılan tarihsel atıflar ve açıklamaların Alevi topluluğunu derinden kaygılandırdığını ifade eden Poyraz, ‘Deyim yerindeyse Alevilerin kapısına sürekli bir kırmızı çarpı konuyor. İdris-i Bitlisi söylemiyle de Alevilerin kapısına bir kırmızı çarpı kondu. Bunun ne anlama geldiğini biliyoruz. Çünkü geriye dönüp baktığımızda Aleviler katliamlardan geçerek bugüne geldiler. Bugün bir direnç sağlıyorlar ve tüm olumsuzluklara rağmen kimliklerini ve inançlarını yaşatmaya çalışıyorlar. Sonradan açıklamalar geldi, bunlar olumlu adımlar. Bu adımları önemsiz bulmuyoruz. Ancak bunun kazara söylenmiş sözler olmadığını da biliyor Alevi toplumu. Neden böyle düşünüyoruz; mesela Öcalan’ın 1992’deki açıklamalarından başlayarak çeşitli periyodlarla sürekli bu göndermeleri yaptığını, sürekli bu atıfları yaptığını görüyoruz’ şeklinde konuştu. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in ‘Çaldıran’da Şah İsmail’e karşı birlikte savaştık’ sözleri de bu tarihsel ve politik bağlamda tartışmaların odağında yer almaya devam ediyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Alevi toplumunun haklı mücadelesi ve eşit yurttaşlık talepleri Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin en temel eşiklerinden biri olarak duruyor. Uzmanlar ve akademisyenler, geçmişteki acı tecrübelerden ve tarihsel travmalardan ders çıkarılarak, tüm inanç gruplarının kamusal alanda eşit temsil edildiği yasal statülerin acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Kıraç Cemevindeki gelişmeler ve devam eden tartışmalar, bu konudaki toplumsal hassasiyetin önümüzdeki dönemde de siyasetin merkezinde kalacağını gösteriyor.
Kaynak: Evrensel