7 Kasım 2026, Cumartesi
Haber

Cumartesi Anneleri Dargeçit Dosyası İçin Galatasaray’da Adalet Aradı

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

İSTANBUL — Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla 1995 yılından bu yana Galatasaray Meydanı’nda kararlılıkla oturma eylemi düzenleyen Cumartesi Anneleri, 1127. hafta buluşmasında Mardin Dargeçit’te gözaltında kaybedilen 7 kişi ile uzman çavuş Bilal Batırır’ın dosyasını gündeme taşıdı. 18 sanığın beraat ettiği ve 2026 yılında zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesi beklenen veya düşürülen davaya tepki gösteren aileler ve insan hakları savunucuları, tüm sorumlular adalet önünde hesap verene kadar hukuki ve vicdani mücadelelerinden asla vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Cumartesi Anneleri 1127. hafta buluşmasında Mardin Dargeçit’te kaybedilen 7 kişi ve uzman çavuş Bilal Batırır için adalet çağrısı yaptı.
  • 29 Ekim – 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Dargeçit’te düzenlenen ev baskınlarında aralarında çocukların da olduğu siviller gözaltına alındı.
  • 18 sanıklı dava sürecinde beraat kararları verilirken, dosyanın zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesi ailelerin tepkisine yol açtı.
  • Açıklamada, Süleyman Seyhan’ın yakılmış bedeninin kuyuda bulunması ve uzman çavuş Bilal Batırır’ın akıbetindeki karanlık noktalar hatırlatıldı.

Dargeçit’te Karanlık Günler: 1995 Operasyonlarının Derin Arka Planı

Cumartesi Anneleri’nin gerçekleştirdiği 1127. hafta buluşmasında, Türkiye’nin yakın siyasi ve hukuki tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Dargeçit dosyası tüm ayrıntılarıyla masaya yatırıldı. Yapılan resmi ve sivil açıklamalara göre, 29 Ekim ile 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin’in Dargeçit ilçesinde ağır silahlı askerler ve köy korucuları tarafından sistematik ev baskınları düzenlendi. Bu baskınlar sırasında aralarında 4 çocuk, 2 lise öğrencisi ve 2 kadının da bulunduğu çok sayıda masum sivil evlerinden alınarak Dargeçit Jandarma Taburu’na götürüldü. Gözaltına alınan kişilerden bazılarının uzun sorguların ardından serbest bırakıldığı, ancak aralarında 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 20 yaşındaki Abdurrahman Olcay, 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun ve 57 yaşındaki Süleyman Seyhan’ın bulunduğu 7 kişiden bir daha haber alınamadığı gerçeği bir kez daha kamuoyuna duyuruldu. Kayıp yakınlarının başvurduğu makamlar ise onlara sorgu sonrasında serbest bırakıldıklarını ve ‘dağa gittiklerini’ söyleyerek olayın üzerini örtmeye çalıştı. Olayın vahameti, felaketten sadece 4 ay sonra, 6 Mart 1996 tarihinde Süleyman Seyhan’ın başı olmayan ve vahşice yakılmış bedeninin bir kuyuda bulunmasıyla somut bir gerçeğe dönüştü. Seyhan’ın cesedinin bulunmasından yalnızca iki gün sonra ise, Dargeçit Jandarma Taburu’nda görevli olan uzman çavuş Bilal Batırır da ortadan kayboldu ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

Zamanaşımı Kararları ve Hukuki Cezasızlık Politikasına Karşı Direniş

Yıllar süren sessizliğin ve hukuki mücadelenin ardından açılan ve toplam 18 sanığın yargılandığı Dargeçit davası, adalet sisteminin işleyişi açısından büyük bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. 18 sanığın beraat ettiği ve dosyanın 2026 yılında zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesi ihtimali ya da kararı, kayıp yakınlarını ve insan hakları savunucularını derinden sarstı. Galatasaray Meydanı’nda ellerinde kaybettikleri yakınlarının solmuş fotoğrafları ve kırmızı karanfillerle adalet arayan Cumartesi Anneleri, bu zamanaşımı kılıfına karşı çok sert tepki gösterdi. Bağımsız gazetecilik ağları ve insan hakları raporlarında da geniş yer bulan bu süreç, cezasızlık politikasının yargı eliyle meşrulaştırılması olarak yorumlanıyor. Aileler, hukuki yolların tıkandığı, zamanaşımı duvarıyla hakikatin üstünün örtülmeye çalışıldığı bu dönemde, toplumsal hafızayı canlı tutma kararlılığından ödün vermiyor. Uzman çavuş Bilal Batırır’ın akıbeti ve Dargeçit kuyularında katledilen sivillerin dosyası, Türkiye’nin adalet mekanizmasındaki en büyük testlerden biri olarak tarihe geçiyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

Cumartesi Anneleri’nin 1127. haftasında Dargeçit Dosyası özelinde yüksellettiği ses, yalnızca geçmişin hesaplaşması değil, aynı zamanda gelecekteki benzer insan hakları ihlallerini önleme adına hayati bir toplumsal refleks niteliği taşıyor. Resmi süreçlerin zamanaşımı ve beraat kararlarıyla kapatılmak istenmesine rağmen, ailelerin “Tüm sorumlular hesap verene kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” kararlılığı, hukukun üstünlüğü ve evrensel adalet ilkeleri adına tescillenmiş tarihi bir direniş belgesidir. Önümüzdeki dönemde ulusal ve uluslararası yargı mercilerinde bu dosyaların yeniden açılması ve cezasızlık kültürünün son bulması için sivil toplumun baskısının artarak devam etmesi beklenmektedir.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın