ANKARA — Azerbaycan’da Aliyev yönetimine yakınlığıyla bilinen APA ajansında, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği’ne aday gösterdiği deneyimli diplomat Feridun Sinirlioğlu’nu hedef alan ikinci ve daha sert bir yazı yayımlandı. 29 Ekim’deki çıkışın ardından 30 Ekim’de “Türkiye’de Azerbaycan’a karşı yeni bir dalga: BM Genel Sekreterliği görevi için yapılan mücadelede Bakü’ye yönelik absürt suçlamalar” başlığıyla servis edilen makalede, Sinirlioğlu Ermenistan yanlısı lobi faaliyetleri yürütmekle ve Ankara ile Bakü’nün stratejik çıkarlarını feda etmekle suçlandı.
- Azerbaycan medyasında, Türkiye’nin BM adaylığı için gösterdiği Feridun Sinirlioğlu hakkında arka arkaya ağır suçlamalar içeren yazılar yayımlandı.
- APA ajansındaki 30 Ekim tarihli makalede Sinirlioğlu, ‘monşerler’ sınıfına mensup olmakla ve halkın değerlerinden uzak kalmakla itham edildi.
- Yazıda, Sinirlioğlu’nun 2018 yılında ve sonrasında Ermenistan ile sınırların tek taraflı açılması yönünde lobi faaliyetleri yürüttüğü iddia edildi.
- Metinde ayrıca, Sinirlioğlu’nun Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi özel temsilcisi Serdar Kılıç ile aynı çizgiyi savunduğu öne sürüldü.
APA Ajansından Peş Peşe Çıkışlar: 29 Ekim ve 30 Ekim Raporları
Azerbaycan’da İlham Aliyev yönetimine yakın haber ajansı APA’da 29 Ekim’de yayımlanan ve AKP’ye ağır suçlar içeren yazının hemen ardından, diplomasi kulislerini sarsacak ikinci bir hamle geldi. 30 Ekim’de yayımlanan ve “Türkiye’de Azerbaycan’a karşı yeni bir dalga: BM Genel Sekreterliği görevi için yapılan mücadelede Bakü’ye yönelik absürt suçlamalar” başlığını taşıyan ikinci makale, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin hassas bir dönemden geçtiğini gözler önüne serdi. Yazının odağında ise Türkiye’nin uluslararası arenadaki en üst düzey diplomatik hamlelerinden biri olan BM Genel Sekreterliği adaylığı yer aldı. Ankara’nın bu prestijli pozisyon için öne çıkardığı isim olan deneyimli diplomat Feridun Sinirlioğlu, Bakü merkezli bu yayında doğrudan hedef tahtasına oturtuldu ve Ermenistan yanlısı bir tutum sergilemekle suçlandı.
‘Monşerler’ Vurgusu ve ‘Kibirli Tavır’ İddiaları
APA’da yayımlanan metinde Feridun Sinirlioğlu şahsında Türk dış politikasının geleneksel bürokratik kadroları ağır bir dille eleştirildi. Yazıda yer alan ifadelerde şu keskin değerlendirmelere yer verildi: “Feridun Sinirlioğlu, uzun yıllardır Türk Dışişleri Bakanlığı’nda yerleşik olan, kendilerini toplumdan üstün ve halkın değerlerinden uzak gören ‘monşerler’ (aristokrat ve hırslı soylular) grubuna mensuptur. Bu sınıf, tarihsel olarak Azerbaycan’a ve Türk dünyasına karşı her zaman küçümseyici ve kibirli tavırlarıyla öne çıkmıştır.” Metinde, bu bürokratik ekolün sadece iç siyasette değil, dış ilişkilerde de Türk dünyasının hassasiyetlerini göz ardı eden bir perspektife sahip olduğu savunuldu. Yazının en dikkat çekici iddialarından biri ise Sinirlioğlu’nun geçmişteki diplomatik faaliyetlerine dayandırıldı. Makalede, “Burada dikkat çeken en önemli nokta, Feridun Sinirlioğlu’nun Ermenistan ile tek taraflı yakınlaşma için yaptığı lobi faaliyetleriyle tanınmasıdır. Azerbaycan topraklarının işgal altında olduğu 2018 yılında, Ermenistan ile sınırların tek taraflı olarak açılması fikrinin başlıca lobicilerinden biriydi” denilerek geçmişteki karar süreçlerine dair suçlamalar yinelendi.
‘Türkiye’nin Çıkarları Feda Ediliyor’ ve Özel Temsilci Vurgusu
Gerilim, İkinci Karabağ Savaşı sonrasındaki döneme ve bölgedeki jeopolitik dengelere de taşındı. APA’daki analizde, savaş sonrasında yaşanan diplomatik süreçler ele alınarak şu iddialar dile getirildi: “İkinci Karabağ Savaşı’ndan sonra, Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapan eşiyle birlikte ‘Azerbaycan için Ermenistan sınırları neden kapalı kalmalı?’ çizgisini savundu ve Bakü’nün çıkarlarını gözardı etmeye çalıştı.” Metin, bu tutumun sadece ikili ilişkilere zarar vermekle kalmadığını, aynı zamanda daha geniş bir stratejik kırılmaya işaret ettiğini öne sürdü. Yazıda, “Sadece Azerbaycan’ın değil, Türkiye’nin de ulusal ve stratejik çıkarlarını feda etmeye hazır olduğu görülmektedir” ifadelerine yer verildi. Ayrıca bu çizginin tekil bir şahsa ait olmadığı, Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi müzakereleri özel temsilcisi Serdar Kılıç ile de örtüştüğü savunularak, “Bu bağlamda, Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi müzakereleri özel temsilcisi Serdar Kılıç ile aynı görüşü savunmaktadır” denildi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Türkiye’nin uluslararası diplomasideki en önemli kariyer hedeflerinden biri olan BM Genel Sekreterliği yarışında yaşanan bu polemik, iki kardeş ülke arasındaki medya ve diplomatik kulislerde büyük yankı uyandırdı. Resmi makamlardan konuya ilişkin henüz kapsamlı bir yanıt gelmezken, Bakü medyasında yer alan bu sert çıkışların önümüzdeki dönemde iki başkent arasındaki diplomatik trafiğe ve normalleşme süreçlerine nasıl yansıyacağı merakla bekleniyor. Analistler, bu tür krizlerin uluslararası adaylık süreçlerinde stratejik birer baskı unsuru olarak kullanılabileceğine dikkat çekiyor.
Kaynak: BirGün Manşet