İSTANBUL — İzmir ve İstanbul Barolarında gerçekleşen kritik seçimlerin ardından gündeme gelen “siyasetsiz baro” vaatleri ile şovenist söylemler, hukuk camiasında ve meslek örgütlerinde yeni bir tartışma dalgası başlattı; genç avukatların işçileşme süreci ve maddi zemindeki yoksullaşma tüm bu politik polemiklerin gölgesinde kalmaya devam ediyor.
- İzmir ve İstanbul Barolarında seçimleri kazanan gruplar avukatlara ‘Siyasetten arındırılacak’ bir baro vadetti.
- Ulusalcı, milliyetçi ve şoven söylemler özellikle mesleğe yeni başlayan genç avukatlar arasında hızla zemin buluyor.
- Uzmanlar, siyasetsizlik çağrılarının avukatların yaşadığı sınıfsal dönüşümü ve işçileşme sürecini perdelediğine dikkat çekiyor.
- İzmir ve İstanbul’daki baro yönetim seçimlerinde meşru hukuk dernekleri ve geçmiş dönem paylaşımları üzerinden sert tartışmalar yaşandı.
İzmir ve İstanbul Barolarında Seçim Sonuçları ve Siyasetsizlik Söylemi
İzmir ve İstanbul Barolarında seçimi kazanan gruplar avukatlara “Siyasetten arındırılacak” bir baro vadetti. Ancak siyasetsizlik çağrısı yapan bu yaklaşım avukatların yaşadığı dönüşümün asıl kaynağını, işçileşmesinin maddi zeminini perdeliyor. İzmir ve İstanbul Barolarında seçimleri, ulusalcı, milliyetçi, şoven söylemleri öne çıkaran adaylar ve gruplar kazandı. Ancak sonucun, baroların salt iç dengelerini aşan bir arka planı da mevcut. Bir süredir güç kazanan seküler milliyetçi dalga, özellikle gençler arasında kendine giderek daha fazla alan buluyor. Bilhassa mesleğe yeni başlayan ve geleceğini belirsizlik içinde kurmaya çalışan genç avukatlar da bu toplumsal iklimin dışında değil. Seçimi kazanan gruplar bu eğilimi seçim malzemesine dönüştürürken, aynı zamanda avukatlara “Siyasetten arındırılacak” bir baro vadetti. Ancak bir elleriyle şovenizmi kışkırtıp diğer elleriyle siyasetsizlik çağrısı yapan bu yaklaşımın çelişkisi yalnızca görünürde değil. Zira her iki söylem de avukatların yaşadığı dönüşümün asıl kaynağını, yani mesleğin kapitalist ilişkilerin seyri içinde geçirdiği sınıfsal dönüşümü, giderek işçileşmesinin maddi zemini perdeleyen bir işlev görüyor.
Kapitalist İlişkiler ve Avukatlığın Sınıfsal Dönüşümü
Avukatlık içinde ücretli emek biçiminin giderek yaygınlaşması, yoksullaşma, mesleki özerkliğin ve toplumsal itibarın yitmesi, profesyonel mesleklerin orta sınıf ayrıcalıklarını aşındıran kapitalist gelişmenin bugünkü seyriyle ilgili. Baro seçimlerinin ardından ortaya çıkan tabloyu anlamak için de seçim rekabetinin ötesine, bu söylemlerin üzerinde yükseldiği maddi zemine bakmak gerekiyor. İzmir’de Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu ve İZAH Grubu, baroyu yıllardır yöneten Çağdaş Avukatlar Grubuna “Baroyu ÇHD’nin, ÖHD’nin arka bahçesi yaptınız” diye yüklendi, yıllardır hak savunuculuğu yapan meşru hukuk dernekleri ile yan yana gelmeyi bir suç gibi saydı. Meşru olanın itham malzemesine dönüştürülmesi, kışkırtılan iklimin kendisini anlatıyor. İstanbul’da mevcut yönetimin Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Epözdemir’in paylaşımları, İzmir’de hakkında AYM ve AİHM kararları bulunan Avukat Selahattin Demirtaş için yollanan selam bahane edildi, malzeme yapıldı.
Gelişmeler ve Beklentiler
Ezcümle şoven söylemler kışkırtıldı ve yürüyen barış sürecine yönelik milliyetçi dalgalanmalar baro seçimlerinin ana eksenine yerleştirildi. Gelecek dönemde meslek örgütlerinin bu politik kutuplaşmayı aşarak avukatların özlük hakları, ekonomik kriz ve işçileşme problemleri karşısında nasıl bir tutum alacağı tüm hukuk camiasının yakın takibinde olacak.
Kaynak: Evrensel