KOCAELİ — Özçelik-İş Genel Merkezi hakkında belgelerle gündeme gelen yolsuzluk iddiaları, sendikanın Kocaeli’de örgütlü olduğu Tezcan Galvaniz ve Bekaert fabrikalarındaki işçiler tarafından sert bir dille değerlendirildi; işçiler ağır çalışma koşulları ve işten atmalarla mücadele ederken sendikalardaki usulsüzlüklerin normalleştirilmesine isyan etti.
- Özçelik-İş Genel Merkezi hakkındaki yolsuzluk iddiaları Kocaeli’deki fabrikalarda tepkiyle karşılandı.
- Bekaert fabrikasında son bir yılda işten çıkarılan ve hazirandan bu yana 250’den fazla işini kaybeden işçiler ekonomik ve sendikal kıskaca alındı.
- İşçiler, sendikalardaki yolsuzlukların kanıksanmasına karşı Sendikalar Kanunu’nun ve denetim mekanizmalarının sil baştan düzenlenmesini talep ediyor.
- Emekçilerin yevmiyeleriyle lüks içinde yaşandığını belirten çalışanlar, dini söylemlerin arkasına sığınılan yapıları eleştirdi.
Tezcan Galvaniz ve Bekaert İşçilerinden Yolsuzluk Tepkisi
Kocaeli’de Özçelik-İş sendikasının örgütlü olduğu Tezcan Galvaniz ve Bekaert fabrikalarında çalışan işçiler, sendika genel merkezi hakkında belgelerle gündeme gelen yolsuzluk iddialarını masaya yatırdı. Bölgedeki emekçiler, bir yandan işten atmalar ve ağırlaşan çalışma koşullarıyla varoluş mücadelesi verirken, diğer yandan sendika genel merkezine ilişkin sarsıcı yolsuzluk haberleriyle karşı karşıya kalmanın hayal kırıklığını yaşıyor. Sendikalardaki yolsuzluk iddialarının sıradanlaştırılmasına ve normalleştirilmesine büyük bir tepki gösteren işçiler, bu durumun sendikal hareketin özüne ve dayanışma ruhuna tamamen aykırı olduğunu vurguluyor. Son bir yılda işten çıkarılan Bekaert Kartepe fabrikasından bir işçi, sendika yöneticileri hakkındaki yolsuzluk iddialarına hiç şaşırmadığını dile getirerek, ‘İşçiden ayda bir yevmiye alan ve binlerce üyesi olan bir sendikada olması şaşırtıcı değil. Hele ki genel başkanların işçi kökenli, sendikacılıktan gelmeleri; tahsili olmayan, Türkçeyi bile zor konuşan adamların hangi kanunu, hangi hukuku bilerek neyi savunduğunu söyleyebiliriz?’ diyerek yaşanan yapısal çürümeye dikkat çekti.
Din Sömürüsü ve ‘Kul Hakkı’ Eleştirisi
Hükümet yanlısı sendikal yapılarda bu tür usulsüzlüklerin çok daha büyük rakamlar üzerinden hayata geçirilmesinin muhtemel olduğunu belirten işçiler, yöneticilerin ikiyüzlü tutumunu sert bir dille eleştirdi. Aynı Bekaert işçisi eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: ‘Bir de hükümet yanlısı bir sendikaysan bunun daha fazla, daha büyük rakamlar üzerinden yapılması gayet normal. Allah, “Her şeyle gelin, kul hakkıyla gelmeyin” dediği yerde bunların sözde muhafazakâr olup Allah’ın adını kişilikleri, karakterleri, ahlakları gibi kirli ağızlarından düşürmemeleri, sadece din sömürüsü yapmalarından ileri gitmez. Emekçinin ne kadar hakkını yediyse bunlar, yedirdikleri herkes dâhil hepsinden çıksın inşallah.’ Öte yandan bir diğer Bekaert işçisi de sendikalardaki yolsuzlukların toplumda ve işçi sınıfı arasında adeta meşrulaştırılmaya çalışılmasına isyan etti. İşçi, ‘Sendikalardaki yolsuzluklar o kadar basite indiriliyor ki çok doğal, normalmiş gibi geliyor. Diğer işçi arkadaşlarda da aynı düşünce var; insanlar normal karşılıyor. Ve en kötüsü, bu duruma işçilerin neredeyse tamamı kulak dahi asmıyor’ diyerek yaşanan toplumsal duyarsızlığın ve kanıksama halinin tehlikeli boyutlarına işaret etti.
Gelişmeler ve Beklentiler
Bekaert fabrikasında haziran ayından bu yana 250’den fazla işçinin işten çıkarılması, son olarak 29 Eylül’de 4-12 vardiyasında çalışan 12 işçinin daha kapı önüne konmasıyla gerilim tırmanırken; işçiler çözüm olarak köklü yasalar talep ediyor. Sendikalar Kanunu’nun sil baştan düzenlenmesi gerektiğini savunan emekçiler, denetim mekanizmalarının kesinlikle bağımsız ellerde olması gerektiğinin altını çiziyor. Son dönemlerde bağımsız sendikaların elde ettiği başarıların ortada olduğunu belirten fabrika işçileri, mevcut yozlaşmış yapıların ancak bağımsız ve şeffaf denetimlerle aşırılabileceğini savunuyor.
Kaynak: Evrensel