8 Kasım 2026, Pazar
Haber

Doğu Akdeniz’de Enerji Satrancı: Kim, Hangi Sahada Ne Yapıyor?

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

İSTANBUL — Doğu Akdeniz, son yıllarda gerçekleştirilen devasa doğal gaz keşifleriyle birlikte uluslararası enerji şirketlerinin, bölge devletlerinin ve küresel güçlerin ekonomik ile jeopolitik çıkarlarının kesiştiği kritik bir çekim merkezine dönüşürken; İsrail gaz ihracatını artırıyor, Mısır bölgesel bir enerji üssü olmayı hedefliyor, Kıbrıs yeni sahalarını üretime hazırlıyor ve Türkiye ise enerji ithalatı, deniz yetki alanları ile Avrupa’ya uzanan stratejik güzergahlar üzerinden bu küresel rekabetin merkezinde yer alıyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • İsrail’in dev Leviathan sahasında ABD’li Chevron işletmeci olarak yer alırken, NewMed Energy ve Ratio Energies ile birlikte küresel sermaye ortaklığı yürütülüyor.
  • Mısır ile İsrail arasında imzalanan 2040 yılına kadar yaklaşık 130 milyar metreküp gaz tedarikini öngören anlaşmanın toplam değeri 35 milyar dolara ulaşıyor.
  • Mısır, İdku ve Dimyat LNG terminalleriyle uluslararası pazarlara açılmayı hedeflerken, artan iç tüketim ve yerli üretimdeki düşüş ciddi bir arz açığı yaratıyor.
  • Türkiye; enerji ithalatı bağımlılığı, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve Avrupa’ya uzanan alternatif boru hattı güzergahları üzerinden stratejik hamlelerini sürdürüyor.

Küresel Sermaye ve Uluslararası Ortaklıklar Ağı

Doğu Akdeniz’de yürütülen üretim ve yatırım faaliyetleri, büyük ölçüde uluslararası enerji şirketlerinin devasa sermayesi ve ileri teknolojisiyle hayata geçiriliyor. Bölgenin en kritik kaynaklarından biri olan İsrail’deki Leviathan sahasında ABD merkezli enerji devi Chevron yüzde 39.66, İsrailli NewMed Energy yüzde 45.34 ve Ratio Energies ise yüzde 15 oranında pay sahibi konumunda bulunuyor. Aynı zamanda sahanın işletmeciliğini yürüten Chevron’un bu konumu, İsrail’in doğal gaz ihracatının küresel sermayeyle ne denli iç içe geçذیğini açıkça gözler önüne seriyor. Öte yandan Mısır’daki stratejik Zohr sahasında İtalyan enerji devi Eni yüzde 50, Rusya merkezli Rosneft yüzde 30, İngiliz BP yüzde 10 ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Mubadala Energy yüzde 10 payla ortaklık yürütüyor. Kıbrıs açıklarındaki Aphrodite sahasında ise Chevron ve Shell’in BG Cyprus iştiraki yüzde 35’er, NewMed Energy ise yüzde 30 paya sahipken, Cronos sahasında Eni ve Fransız TotalEnergies yüzde 50’şer eşit ortaklıkla faaliyet gösteriyor. Üretim kapasitesi, boru hatları, LNG terminalleri, satış sözleşmeleri ve deniz yetki alanları, milyarlarca dolarlık bu kaynakların nihayetinde kimin gelirine dönüşeceğini belirliyor.

Mısır-İsrail Gaz Ticareti ve Bölgesel Enerji Dengeleri

İsrail ile Mısır arasında kurulan yoğun gaz ticareti, Doğu Akdeniz’deki ekonomik ilişkilerin en somut ve devasa örneklerinden birini oluşturuyor. Reuters’ın 7 Ağustos 2025 tarihli haberine göre, Leviathan sahasının ortakları Mısır’a 2040 yılına kadar yaklaşık 130 milyar metreküp gaz tedarik edilmesini öngören ve toplam değeri 35 milyar dolara kadar ulaşabilecek devasa bir anlaşmaya imza attı. Uzun yıllara yayılan bu sözleşmenin öngördüğü toplam ekonomik tutar, İsrail açısından üretim ve ihracat kapasitesinin devasa ölçüde genişlemesi anlamına gelirken, Mısır açısından ise sanayi ve iç pazar için kritik bir ek gaz arzı sağlıyor. Ancak Mısır’ın bu alandaki ekonomik konumu bir hayli çelişkili bir tablo sunuyor. Ülke, sahip olduğu İdku ve Dimyat sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalleri sayesinde çıkarılan veya ithal edilen gazı sıvılaştırıp uluslararası pazarlara güvenle gönderebiliyor. Buna karşın, hızla artan iç tüketim ve yerli üretimdeki gerileme, ülkenin dışa bağımlılığını ve ithalat ihtiyacını her geçen gün artırıyor. Hem ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) hem de Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) güncel değerlendirmeleri, Mısır’ın bölgesel bir enerji merkezi olma hedefinin, ülkenin kendi içindeki kronik arz açığıyla ciddi şekilde sınırlandığını doğruluyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonuç olarak; Doğu Akdeniz’deki doğal gaz keşifleri, sadece ticari birer hamle olmanın ötesinde, bölge ülkelerinin ve küresel aktörlerin on yıllara yayılan jeopolitik stratejilerini şekillendirmeye devam ediyor. Türkiye’nin enerji ithalatı politikaları, Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini koruyan deniz yetki alanları tezleri ve Avrupa’ya uzanan güvenli enerji güzergahları oluşturma çabaları, bu denklemin geleceğini belirleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde uluslararası enerji şirketlerinin yeni yatırımları, boru hattı projelerinin finansmanı ve kıyıdaş ülkeler arasındaki diplomatik müzakereler, Doğu Akdeniz’in küresel enerji arzındaki ağırlığını kalıcı olarak tayin edecektir.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın