İSTANBUL — Ortadoğu son yılların en kritik askeri ve jeopolitik eşiğinden geçerken; ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası saldırı hazırlıkları, Yemen’de Suudi Arabistan’ın müdahalesiyle tırmanan çatışmalar ve bölgesel güç dengelerindeki sarsıntılar “Yeni bir savaş kapıda mı?” sorusunu dünya gündeminin merkezine yerleştirdi.
- ABD, 2003 Irak işgalinden bu yana bölgedeki en büyük askeri yığınağını gerçekleştiriyor.
- İsrail’deki seçimler siyasi krizi derinleştirirken Filistin’e yönelik saldırganlığı ve bölgesel riskleri artırıyor.
- El Ahbar Yazarı Hüseyin Sabra, olası çatışmanın nükleer ve ekonomik boyutlarıyla geniş bir krize dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
- İran, olası bir operasyona karşı asimetrik savaş taktikleri ve savaşı bölgeye yayma tehditleriyle karşılık veriyor.
Bölgesel Güç Dengeleri Yeniden Şekilleniyor: Savaş Riski Neden Artıyor?
Ortadoğu, askeri gerilimin tırmandığı ve bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillendiği son derece kritik bir süreçten geçiyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası saldırı hazırlıkları ile Tahran yönetiminin karşılık verme tehditleri, uluslararası kamuoyunda “Yeni çatışma kapıda” yorumlarına neden oluyor. Bu gerilim tırmanırken, Yemen’de Suudi Arabistan’ın askeri müdahalesiyle tırmanan çatışmalar, bölgede savaşın daha da yayılması ihtimalini tehlikeli biçimde güçlendiriyor. Tüm bu gelişmelerin ortasında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan öncülüğünde şekillenen yeni askeri girişimler ile Tahran yönetimiyle yürütülen diplomatik ve stratejik temaslar dikkat çekiyor. Diğer taraftan, İsrail’deki seçimler derin bir siyasi krize işaret ederken; Filistin’e yönelik soykırım ve etnik temizlik politikaları ile bölgeye yönelik İsrail saldırganlığında süreklilik arz eden bir tablo ortaya çıkıyor.
2003’ten Bu Yana En Büyük Askeri Yığınak: Arap Basınından Çarpıcı Uyarılar
Arap basınında yer alan analizlerde, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik kapsamlı bir askeri saldırı için hazırlıkları hızlandırdığına dair haberler ön plana çıkıyor. Washington yönetimi bölgedeki askeri varlığını kademeli olarak artırırken, İsrail’e kritik malzeme sevkiyatı yapıyor ve devasa savaş gemilerini Doğu Akdeniz ile Körfez bölgesinde konuşlandırıyor. Uzmanlar, bu benzeri görülmemiş hareketliliği 2003’teki Irak işgalinden bu yana gerçekleştirilen en büyük askeri yığınak olarak değerlendiriyor. ABD’nin 3 Kasım ara seçimleri sonrası İran’a yönelik “kısa ama yoğun” bir operasyon düzenleme ihtimalinin masada olduğu belirtiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan El Ahbar Yazarı Hüseyin Sabra, “Ortadoğu’da yaşanabilecek yeni bir çatışmanın, geçmişteki gerilimlerin basit bir tekrarı olması beklenmiyor. Nükleer, askeri ve ekonomik meselelerin iç içe geçmesi, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırması, deniz ulaşım yollarının taşıdığı riskler, Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki savaş, Lübnan cephesinde devam eden gerilim ve İsrail’in yüksek riskli adımlar atmaya hazır olması, olası çatışmanın karşılıklı saldırıların ötesine geçerek daha geniş bir bölgesel krize dönüşme ihtimalini artırıyor” yorumunu yapıyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
İran tarafı ise tüm bu askeri hazırlıkların ve kuşatma politikasının farkında olduğunu açıkça beyan ediyor. Tahran, olası bir saldırı durumunda savaşı tüm bölgeye yayma ve stratejik internet altyapısını hedef alma gibi caydırıcı tehditlerini sürdürmeye devam ediyor. İran Kara Kuvvetleri Komutanı Emir Hatemi’nin de belirttiği üzere, silahlı kuvvetlerin asimetrik savaş hazırlıkları ve bölgesel aktörlerin alacağı pozisyonlar, önümüzdeki dönemin küresel güvenlik mimarisini belirleyecek en önemli etkenler arasında yer alıyor.
Kaynak: Evrensel