ESKİŞEHİR — Kent genelinde tarımdan sanayiye kadar pek çok sektörde istihdam edilen göçmen ve mülteci işçiler; düşük ücret, sigortasızlık, ödenmeyen maaşlar ve sınır dışı edilme tehditleriyle baş başa bırakılırken, uzmanlar bu tablonun tüm işçi sınıfının haklarını sarstığına dikkat çekiyor.
- Eskişehir’in kırsalında genç nüfusun azalmasıyla birlikte tarım ve hayvancılık işlerini büyük oranda Afgan ve Suriyeli mülteciler yürütüyor.
- Telsan, Baksan Sanayi Siteleri, otomotiv tamirhaneleri, mobilya ve boya sektörlerinde Iraklı ve Suriyeli işçiler kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırılıyor.
- Hak aramak isteyen veya tanıklık etmeyi talep eden göçmen işçiler doğrudan deport (sınır dışı) edilme tehdidiyle sindiriliyor.
- Avukat Şahap Arpacı, kayıt dışılığın ve güvencesizliğin işverenler tarafından emek maliyetini düşürmek için bilinçli bir araç olarak kullanıldığını belirtiyor.
Tarımdan Sanayiye Genişleyen Kayıt Dışı İstihdam Ağı
Türkiye’nin önemli sanayi ve tarım merkezlerinden biri olan Eskişehir’de, göçmen ve mülteci işçilerin çalışma koşulları giderek ağırlaşan bir insan hakları ve çalışma yaşamı krizi olarak öne çıkıyor. Çok düşük ücretlerle çalıştırılmış olmalarına rağmen hak ettikleri maaşları zamanında veya tam olarak alamayan mülteci işçiler, en temel güvencelerden mahrum bırakılıyor. Sigorta girişlerinin bulunmaması ve çalışma izinlerinin olmaması, onları tamamen patronların iki dudağı arasına mahkûm ediyor. Bu durumun en somut örneklerinden biri, adaletsizliğe karşı ses çıkarmak veya tanık olmak isteyen işçilerin derhal deport (sınır dışı edilme) korkusuyla susturulmasıdır. Eskişehir genelinde tarımdan hayvancılığa, sanayiden otomotiv atölyelerine, ev içi bakım işlerinden farklı hizmet alanlarına kadar pek çok sektörde göçmen ve mülteci işçiler ter döküyor. Düşük ücret, sigortasız çalışma, ödenmeyen alacaklar, işten çıkarılma ya da sınır dışı edilme korkusu, bu kesimin karşı karşıya kaldığı başlıca ve kronik sorunlar arasında yer alıyor. İşverenler, mültecilerin bu yasal ve sosyal güvenceden yoksun, son derece kırılgan koşullarını, toplam emek maliyetini düşürmenin ve kâr marjını artırmanın ucuz bir aracı olarak istismar ediyor. Konunun uzmanlarından Avukat Şahap Arpacı ile Eskişehir’deki somut örnekler üzerinden göçmen ve mülteci işçilerin çalışma koşulları, yaşadıkları hak ihlalleri ve bu karanlık tablonun işçi sınıfının bütünü açısından ne anlama geldiği tüm yönleriyle masaya yatırıldı.
Kırsalda Azalan Genç Nüfusun Yerini Afgan ve Suriyeli Emeği Alıyor
Eskişehir’de mülteci işçilerin yoğun olarak istihdam edildiği alanların başında gelen tarım ve hayvancılık sektöründe dramatik bir tablo hakimdir. Özellikle kırsal bölgelerde mevsimlik tarım işçisi olarak ter döken Afgan ve Suriyeli işçiler, insanlık dışı çalışma koşullarına ve piyasa ortalamasının çok altındaki düşük ücretlere rağmen hayatta kalma ve geçimlerini sağlama mücadelesi veriyor. Alpu, Beylikova, İnönü, Mihalıççık ve Seyitgazi ilçeleri ile bu bölgelerin çevresindeki tarımsal üretim zincirinde mülteci emeğinin son derece yaygın biçimde kullanıldığı gözlemleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Şahap Arpacı, bu demografik ve ekonomik dönüşümü şu sözlerle özetliyor: “Eskişehir’in köylerinde tarımla uğraşacak, bu ağır yükü sırtlayacak genç bir nüfus kalmadığı için bu boşluğu Afganlar ve Suriyeliler doldurdu. Şu anda patates sökeceksek, domates toplayacaksek, pancar sökeceksek Eskişehir köylerinde bu işi büyük oranda Afganlar ve Suriyeliler yapıyor.” Bu tarım işçilerinde çalışan mülteci kesimler, yerli işçilere kıyasla kıyaslanamayacak kadar düşük ücretlerle çalıştırılıyor. Avukat Şahap Arpacı, yaşanan yoğun kayıt dışılığın iş kazaları, meslek hastalıkları ve ani sağlık sorunları durumunda da işçileri tamamen savunmasız bıraktığına dikkat çekerek şu tespiti yapıyor: “Herhangi bir iş kazası geçirmeleri halinde, bu tarlada da olabilir fabrikada da olabilir, hastaneye, adliyeye gidip hukuki anlamda başvurabilecek bir mekanizmadan da yoksunlar.” Tarım alanlarının yanı sıra Eskişehir’de mülteci işçilerin ter döktüğü bir diğer kilit alan ise sanayi ve imalat sektörüdür. Avukat Şahap Arpacı’nın aktardığına göre, Teksan ve Baksan Sanayi Sitelerinde, otomotiv tamirhanelerinde, boya ve mobilya sektöründe çalışan Iraklı ve Suriyeli işçiler de benzer şekilde hak gaspına uğruyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Eskişehir’deki göçmen ve mülteci işçilerin maruz kaldığı bu derin güvencesizlik sarmalı, sadece bireysel hak ihlalleriyle sınırlı kalmayıp tüm yerli ve yabancı işçi sınıfının çalışma standartlarını aşağı çeken yapısal bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Hukukçular ve işçi hakları savunucuları, kayıt dışı istihdamın önlenmesi, denetimlerin artırılması ve mülteci işçilerin adil çalışma koşullarına kavuşturulması için acil yasal adımlar atılması gerektiğini belirtirken, resmi kurumların bu alandaki gözetim mekanizmalarını daha etkin çalıştırması bekleniyor.
Kaynak: Evrensel