İSTANBUL — Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Narin Gezgör, Türkiye’de kalıcı ve demokratik bir çözümün ancak kimlik, dil ve kültür haklarının anayasal güvenceye alınmasıyla mümkün olacağını belirterek, Kürtçenin resmi dil olarak tanınması ve anadilde eğitim hakkının güvenceye kavuşturulması çağrısında bulundu.
- Demokratik çözümün temel şartı Kürt kimliğinin anayasal güvenceye kavuşturulmasıdır.
- Kürtçenin resmi dil olarak tanınması ve anadilde eğitim hakkı sağlanmalıdır.
- Mücadelenin esas stratejisi demokratik siyaset, demokratik toplum ve demokratik entegrasyon üzerine kurulmalıdır.
- 52 yıllık özgürlük mücadelesi sürecinde yeni bir stratejik döneme girilmiştir.
Ne Oldu? DBP’den Anayasal Güvence ve Anadil Vurgusu
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Kürt kimliğinin yasal ve anayasal güvenceye alınması, Türkiye’de kalıcı ve demokratik bir çözümün en temel başlıklarından biri olarak öne çıkmaya devam ediyor. Sürecin yalnızca silahların devre dışı bırakılmasıyla sınırlı kalamayacağına dikkat çekilirken, Kürt halkının kimliğinin, anadilinin ve kültürel haklarının en geniş güvencelere kavuşturulması gerektiği vurgulanıyor. Bu kapsamda Kürt halkının kendi kimliğiyle özgürce yaşayabilmesi, anadilinde eğitim alabilmesi, kamusal alanda anadilini kullanabilmesi ve siyasal-toplumsal yaşama eşit koşullarda katılabilmesi, demokratik siyaset tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Konuya ilişkin Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Narin Gezgör, ajansımıza değerlendirmede bulunarak demokratik çözümünün yolunun kimlik, dil ve kültür haklarının anayasal güvenceye alınmasından geçtiğini belirtti ve “Kürtçenin resmi dil olarak tanınması, anadilde eğitim hakkının güvenceye kavuşturulması gerekiyor” dedi.
Neden Şimdi? 27 Şubat Çağrısı ve Stratejik Değişim
Önder Apo’nun 27 Şubat çağrısının ortaya çıktığı tarihsel koşullara dikkat çeken Narin Gezgör, Ortadoğu’nun çoklu savaşlar ve çatışmalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde yeni bir mücadele stratejisinin gündeme geldiğini belirterek şu önemli değerlendirmelerde bulundu: “Önder Apo’nun gerçekleştirdiği 27 Şubat çağrısı ve sonrasında özgürlük mücadelesinin mücadele stratejisini değiştirmesi, Türkiye ve Ortadoğu halkları açısından çok tarihi önemde bir adımdı. Çünkü çoklu savaşlarla karşı karşıya kalan bir Ortadoğu coğrafyası ve bu coğrafyada risk altında olan bir Türkiye gerçeği vardı. Bunun yanında 52 yıldır yürütülen bir özgürlük mücadelesi bulunuyordu. Önder Apo, bu çağrısında artık özgürlük mücadelesinin yöntem ve stratejisinin değiştiğini, mücadelenin esas stratejisinin demokratik siyaset üzerine kurulduğunu vurguladı. Bunun beraberinde demokratik toplumu, sonrasında da demokratik entegrasyonu getireceğini sonraki değerlendirmeleriyle de açıkça ortaya koydu.
Gelişmeler ve Beklentiler
Türkiye’de kalıcı barış ve demokratikleşme tartışmalarının odağında yer alan anayasal güvence ve anadilde eğitim talepleri, önümüzdeki süreçte siyasal ve toplumsal gündemin en üst sıralarında yer almaya devam edecek. DBP ve ilgili siyasi aktörler, demokratik siyaset eksenli bu stratejik dönüşümün hayata geçirilmesi için yasal adımların atılmasını bekliyor.
Kaynak: ANF Türkçe