BURSA — Milyonlarca çalışanı ve işvereni yakından ilgilendiren kritik bir yargı kararına göre, Bursa’da özel bir eğitim kurumunda spor koordinatörü olarak çalışan M.A.’nın, yöneticilerine ve misafirlere karşı sarf ettiği “iş bilmez” ifadeleri eleştiri sınırını aşarak geçerli fesih sebebi sayıldı ve Bölge Adliye Mahkemesi işvereni haklı buldu.
- Bursa’da özel bir eğitim kurumunda spor koordinatörü olarak görev yapan M.A., yöneticilerine yönelik sözleri nedeniyle işten çıkarıldı.
- İş Mahkemesi çalışanın işe iadesine karar verirken, dosya Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşındı.
- Bölge Adliye Mahkemesi, sözlerin eleştiri sınırını aştığına hükmederek işverenin fesih işlemini geçerli kabul etti.
Toplantıda Ne Yaşandı ve Olay Nasıl Gelişti?
Bursa’da özel bir eğitim kurumunda spor koordinatörü unvanıyla çalışan M.A., kurumun yöneticilerinin ve dışarıdan gelen misafirlerin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir değerlendirme toplantısı sırasında tartışma yaratan açıklamalarda bulundu. İddialara ve mahkeme tutanaklarına göre M.A., toplantı esnasında amirlerinin “iş bilmez” olduğunu, yürütülen görevlerde herhangi bir yetkinliklerinin bulunmadığını açıkça dile getirdi. Bu çıkışın ardından kurum yönetimi derhal harekete geçerek resmi fesih bildiriminde bulundu. Kurum yönetimi tarafından hazırlanan gerekçeli fesih bildiriminde, çalışanın sarf ettiği bu sözlerin sadece bir eleştiri olmadığı, doğrudan işverenin şeref ve haysiyetini zedeleyici nitelik taşıdığı vurgulandı. Ayrıca, M.A.’nın çalışma arkadaşlarına yönelik sergilediği olumsuz üslup ve uyumsuz tutumları nedeniyle daha önce de defalarca yazılı ve sözlü olarak uyarılmış olduğu, ancak bütün bu ikazlara rağmen tutumunu ısrarla sürdürdüğü fesih gerekçesinde açıkça ifade edildi.
İş Mahkemesi Süreci ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin Emsal Kararı
Yaşanan fesih işleminden sonra M.A., iş sözleşmesinin raporlu olduğu hassas bir dönemde feshedildiğini öne sürerek avukatları aracılığıyla İş Mahkemesi’ne başvurdu ve işe iade talebinde bulundu. Davalı taraf olan kurum ise yargılama boyunca çalışanın mesai saatleri içinde ve çalışma arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde sürekli sorun çıkaran bir üslup benimsediğini, amirleri tarafından defalarca ikaz edildiğini savunarak davanın reddini istedi. Yerel İş Mahkemesi, yapılan yargılama neticesinde işveren tarafından gerçekleştirilen feshin hukuken geçersiz olduğuna hükmetti ve davacının işe iadesine karar verdi. Ancak bu kararı adil bulmayan kurum avukatı üst mahkemeye itirazda bulundu ve dosya incelenmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM) gönderildi. Dosyayı etraflıca inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını bozarak çok konuşulacak bir emsale imza attı. Mahkeme, çalışanın yöneticilerine yönelik sözlerinin hukuki anlamda eleştiri hakkının sınırlarını çoktan aştığı kanaatine vardı. Kararın gerekçesinde, bu ifadelerin sadece olağan bir işleyiş eleştirisi niteliğinde kalmadığı, aksine yöneticilerin ve misafirlerin bir arada bulunduğu kalabalık bir toplantı ortamında sarf edilmesi sebebiyle kurumdaki iş ilişkilerini ve huzurunu doğrudan olumsuz etkileyebilecek ağır bir potansiyel taşıdığı net bir şekilde vurgulandı.
Gelişmeler ve Beklentiler
Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği bu karar, iş hukuku alanında çalışanlar ile işverenler arasındaki sınırların netleşmesi açısından emsal niteliği taşımaktadır. İş yerinde eleştiri hakkının nerede başlayıp nerede bittiğini çizen bu karar, özellikle resmi toplantılarda kullanılan üslubun iş güvencesi üzerindeki doğrudan etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Sonraki yargı süreçlerinde benzer krizlerin yaşanmaması adına, işverenlerin uyarı usullerine dikkat etmesi ve çalışanların ise profesyonel iletişim sınırları içinde kalması gerektiği hukukçular tarafından sıkça dile getirilmektedir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika