31 Ekim 2026, Cumartesi
Haber

Barış Çağrılarına 11 Yıl Sonra Gelen Tartışmalı Karar

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ADANA — Türkiye’nin en büyük katliamına dönüşen 10 Ekim mitingine Adana’dan katılım çağrısında bulunan sendika, siyasi parti ve dernek temsilcilerinden oluşan 11 kişiye yönelik verilen hapis cezaları, aradan 11 yıl geçtikten sonra istinaf mahkemesi tarafından rekor bir sürede onandı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Adana’da 10 Ekim mitingine çağrı yapan 11 kişiye toplamda 42 yıl hapis cezası verildi.
  • İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin mahkumiyet kararını sadece 14 gün gibi rekor bir sürede onadı.
  • Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına rağmen kamu görevlisine mukavemet suçunda temyiz yolu kapandı.
  • Hukukçular ve sivil toplum temsilcileri, barışçıl taleplerin cezalandırılmasının toplumsal barışa zarar verdiğini vurguluyor.

11 Yıllık Yargı Süreci ve 14 Günde Gelen Onama

Barış çağrılarına aradan 11 yıl geçtikten sonra 42 yıl ceza verilmesinin hukuk çerçevesinde izahı bulunmuyor. Barışçıl bir şekilde barış isteyenlerin hapse atıldığı bir ülkede, siyasi iktidarın barış ve çözüm sürecine toplumu inandırması mümkün görünmüyor. Ne yazık ki Türkiye’nin en büyük katliamına dönüşen 10 Ekim mitingine Adana’dan katılım çağrısında bulunan sendika, siyasi parti ve dernek temsilcilerinden oluşan 11 kişiye yönelik verilen mahkumiyet kararını istinaf mahkemesi 14 gün gibi rekor bir sürede onadı. 6 Ekim 2015 günü 10 Ekim mitingine çağrıda bulunmak için Adana İnönü Parkı’nda toplanarak Emek, Demokrasi Platformunun basın açıklaması ve yürüyüş yapmasına polis izin vermemiş ve katılanlara sert müdahalede bulunmuştu. Bu basın açıklamasına katılanlardan 11’i hakkında 11 yıldır devam eden davada yerel mahkeme ‘Toplantı Gösteri Yürüyüş Kanunu’na muhalefet’ ve ‘Kamu görevlisine direnmek’ suçlarından mahkumiyet kararı vermişti. Sanıklar adına yapılan istinaf talebini değerlendiren Adana Bölge Adliye Mahkemesi, mahkumiyet kararlarını hukuka uygun buldu.

Hukuki Çelişkiler ve Emsal Yargıtay Kararları

Bölge Adliye Mahkemesi, kamu görevlisine mukavemet suçu yönünden verilen kararın kesin, Toplantı Gösteri Yürüyüş Kanunu’na muhalefet yönünden verilen mahkumiyet kararlarının ise temyize tabi olduğuna hükmetti. Bu mahkeme kararının hukuksuzluğu Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi (AYM) aşamalarında mutlaka dönecektir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, “Kamu görevlisine mukavemet” suçu yönünden kesin olarak karar verdiği ve temyiz yolunu tıkadığı için barış çağrıcılarının sonradan telafisi güç mağduriyetlerine yol açılmaktadır. Oysa benzer bir davada Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 09.11.2023 tarihli, 2021/1982 E., 2023/8912 K. sayılı kararında da Toplantı Gösteri Yürüyüş Kanunu’na muhalefet suçu ile kamu görevlisine direnme suçunun birlikte işlendiği hallerde, TCK’nin 265. maddesi uyarınca verilen kamu görevlisine direnme hükümlerinin de temyize tabi olduğu karar altına alınmıştı. Adana Bölge Adliye Mahkemesinin kanuna ve Yargıtay kararına aykırılık teşkil eden ve temyiz yolunu tıkayan kararından bir an önce dönülmesi gerekmektedir.

Gelişmeler ve Beklentiler

10 Ekim’de barış ve demokrasi isteyenleri katlederek insanlığa karşı suç işleyen IŞİD gerçeği hafızalardaki yerini korurken, aradan geçen yıllara rağmen barış çağrıcılarına yönelik yargı tacizinin sürmesi kamu vicdanını yaralamaktadır. Hukukçular ve demokratik kitle örgütleri, telafisi imkansız mağduriyetlerin önlenmesi için üst mahkemelerin bir an önce hukuka aykırı bu kararları bozmasını ve evrensel adalet ilkelerinin işletilmesini talep etmektedir.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın