İSTANBUL — Türkiye’nin gündemini sarsan devasa fon vurgunu soruşturmasında borsa başkanının ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçlamasıyla gözaltına alınması, adli ve siyasi kulisleri hareketlendirdi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu gelişme, daha önce muhalif belediyelere yönelik hazırlanan iddianamelerdeki benzer suçlamaları ve milyarlarca dolarlık vurgunun organize yapısını yeniden tartışmaya açtı.
- Borsa başkanı, fon soygunu soruşturması kapsamında ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçlamasıyla gözaltına alındı.
- Uzmanlar, gözaltının göstermelik mi yoksa soruşturmanın ciddiyetle genişletileceğinin bir işareti mi olduğunu tartışıyor.
- 26 Ekim tarihli yazıda, Adalet Bakanlığına yapılan ’20 milyar dolar çalmak için suç örgütü kurma’ suç duyurusu ve İBB iddianameleri hatırlatıldı.
- Fon vurgunu çetesi için ilk kez kullanılan bu suçlamanın, denetim görevini yapmayan bürokratları ve siyaset ağını kapsayıp kapsamayacağı merak ediliyor.
Gözaltı Kararı ve ‘Suç Örgütü’ Tartışmaları
Borsa başkanının gözaltına alınması haberi, Türkiye’nin ekonomi ve hukuk gündemine birinci sıradan girdi. Sürecin seyrine ilişkin en büyük merak konusu, bu adımın kamuoyunun öfkesini bastırmak amacıyla yapılan geçici ve göstermelik bir hamle mi olduğu, yoksa köklü bir soruşturmanın habercisi mi bulunduğu. Eğer operasyon ciddiyetle yürütülürse, ‘suç örgütü’ soruşturmasının genişlemesi kaçınılmaz görülüyor. Zira hukuki tanım gereği tek kişilik bir suç örgütü olamayacağı gerçeği, soruşturmanın daire alanının büyüyeceğine işaret ediyor. Gözaltına alınma gerekçesindeki ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ ifadesi, fon soygunu dosyalarında ilk kez bu netlikle kullanılıyor ve bu durum hukukçuların da dikkatini çekiyor.
20 Milyar Dolarlık Vurgun ve İddianame Kıyaslamaları
Tam bir hafta önce, 26 Ekim tarihinde kaleme alınan köşe yazısında dikkat çekilen ‘Adalet bakanına suç duyurusu: Suç işlemek amaçlı örgüt kurup yöneterek 20 milyar dolar çalmak’ başlığı, bugünkü operasyonun zihniyet altyapısını gözler önüne seriyor. Dönemin tartışmalarında, Ekrem İmamoğlu ile çalışma arkadaşlarına ve İstanbul’daki pek çok muhalif ilçe belediye başkanına yöneltilen suçlamalar hatırlatılıyor. Başsavcılığın hazırladığı 4 bin sayfalık iddianamenin bu mantık üzerine kurulduğu, belediyelerin çalışma örgüt hiyerarşilerini kurulmuş bir suç örgütü gibi göstermenin mantıksız olduğu vurgulanıyor. Bu durum, İBB’ye yönelik suçlamaları trajikomik kılarken; aynı mantığın tam tamına 20 milyar dolarlık fon vurgunu ve yağması olayına cuk oturduğu belirtiliyor. Ancak Adalet Bakanlığının, kendi keşfi olan bu suçlamayı fon vurgununa uygulamada uzun süre çekindiği, herkesin gördüğü kurumsal yapı ile siyaset ilişkileri ağını görmezden geldiği ifade ediliyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelinen bugünkü noktada, Adalet Bakanlığının fon vurgunu çetesi için nihayet bu suçlamayı yapabilmiş olması yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Milyarlarca liranın zengin ceplere akıtılmasında denetim görevini bilerek ve isteyerek yapmayan veya göz yuman bürokratların, siyaset erbabının ve fon kurucularının bu örgütsel yapı içinde nasıl konumlandığı büyük önem taşıyor. Adalet Bakanlığının ilk kez bu suçlamayı hayata geçirmesiyle birlikte, acaba adım adım bu denetim üstyapısının çözülmeye başlayıp başlamayacağı sorusu tüm kesimler tarafından dikkatle takip ediliyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika