4 Kasım 2026, Çarşamba
Haber

Bursa’da Mesaiye Kalmayan Sendikalı Kadın İşçiye Fabrikada Darp Şoku

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

BURSA — Bursa Kestel Organize Sanayi Bölgesi’nde Zara gibi dev global markalara fason üretim yapan Taymes Tekstil’de çalışan BİRTEK-SEN üyesi kadın işçi M.E., yasal hakkını kullanarak fazla mesaiye kalmayı reddettiği ve sendikalı olduğu gerekçesiyle patron ve iki oğlunun hakaret, tehdit ve fiziksel şiddetine maruz kaldığını belirterek adliyeye başvurdu ve savcılığa suç duyurusunda bulundu.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Bursa Kestel Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Taymes Tekstil’de 26 Ekim akşamı yaşanan olayda, günlük çalışma süresini tamamlayan BİRTEK-SEN üyesi M.E. fazla mesaiye kalmayı reddetti.
  • Bölüm şefi tarafından muhasebe odasına götürülen kadın işçi; patronun oğulları C.Ç., D.Ç. ve işletme sahibi T.Ç. tarafından sendikal faaliyeti nedeniyle sorguya çekilerek darp edildi.
  • Önüne konan istifa belgesini imzalamayan M.E., kapüşonundan tutularak fabrikadan dışarı atıldı ve olayla ilgili resmi suç duyurusunda bulunuldu.

Yasal Hak Kapsamındaki Fazla Mesai Reddi Sonrası Muhasebe Odasında Yaşananlar

Olay, 26 Ekim akşamı Bursa Kestel Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren ve uluslararası markalara fason üretim yapan Taymes Tekstil bünyesinde meydana geldi. Günlük çalışma süresini eksiksiz tamamlayan BİRTEK-SEN üyesi kadın işçi M.E., yasal haklarını kullanarak fazla mesaiye kalamayacağını beyan etti. Bu kararın ardından bölüm şefi tarafından hızla muhasebe odasına götürülen işçi, burada patron ve çocuklarının hedefi oldu. Odada bulunan patronun oğlu C.Ç.’nin ilk yönelttiği soru, krizin temelindeki sendikal husumeti gözler önüne serdi: “Sendikaya üye olduğun için mi mesaiye kalmıyorsun? Önceden kalıyordun, şimdi ne değişti?” Bu sorgulamanın hemen ardından odaya giren işletme sahibi T.Ç., M.E.’ye yönelik çok ağır hakaretler savurdu ve şiddet uygulamakla tehdit etti. Diğer oğul D.Ç.’nin de odaya dahil olarak bağırıp üzerine yürümesiyle gerilim doruğa çıktı. Oysa 4857 sayılı İş Kanunu’na açıkça göre fazla mesai uygulaması tamamen işçinin yazılı onayına bağlıdır. M.E.’nin mesaiye kalmayı reddetmesi tamamen yasal bir hakkın kullanımıyken, bu durum işveren cephesinde zorbalıkla karşılandı. Yaşadığı o dehşet anlarını M.E., “Donup kaldım. Kendimi onların odasında un ufak hissettim. Kendi sesimi duyamadığımı hatırlıyorum, beni tamamen bastırmaya çalıştılar” sözleriyle özetliyor. Yaşanan tüm bu tehdit ve baskılara rağmen geri adım atmayan M.E., kendisine zorla imzalatılmak istenen istifa belgesini imzalamayı kesinlikle reddetti. Odadan çıkmaya çalışırken kapüşonundan tutulan kadın işçi, fiziksel olarak itilerek fabrikadan dışarı atıldı.

150 İşçili Taymes Tekstil’de Sistematik Mobbing ve Sefalet Ücreti Düzeni

Yaklaşık 150 işçinin istihdam edildiği ve iş gücünün büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğu Taymes Tekstil fabrikasında, yaşanan bu fiziksel saldırı ve darp vakası aslında münferit bir olay değil, fabrikadaki sistematik mobbing çarkının en somut dışavurumudur. İş yerinde aşağılama ve psikolojik baskı, gündelik işleyişin adeta doğal bir parçası haline gelmiştir. M.E.’nin aktarımlarına göre, fabrika içindeki ustabaşılar ve patronlar işçilere herkesin gözü önünde “Mal mısınız?”, “Beceriksizler”, “IQ’un düşük” gibi insanlık dışı ifadelerle seslenmektedir. Fabrikanın diğer çalışanları da benzer şekilde “Aptal mısın?”, “Geri zekalı mısın?” gibi hakaretlerin artık sıradanlaşarak günlük konuşma dilinin olağan bir parçası haline geldiğini doğrulamaktadır. Öte yandan bu ağır çalışma koşulları ve sistematik aşağılamalar, ekonomik bir sömürü düzeniyle el ele yürümektedir. M.E., Taymes işçilerinin piyasa koşullarının çok altında, sadece 28 bin lira gibi bir sefalet ücretine mahkum edildiğini, hemen yanlarında bulunan sendikalı Yeşim fabrikası gibi emsal yerlerle kıyaslandığında hak ettikleri insani yaşam ve çalışma koşullarından tamamen mahrum bırakıldıklarını vurgulamaktadır.

Gelişmeler ve Beklentiler

Bursa’da yaşanan bu skandal olay sonrasında BİRTEK-SEN üyesi kadın işçi M.E., avukatları aracılığıyla adli mercilere başvurarak patron ve oğulları hakkında resmi suç duyurusunda bulundu. İş Kanunu’na aykırı olarak zorla istifa ettirme girişimleri, sendikal hakların engellenmesi ve fiziksel darp iddialarını içeren dosya savcılık tarafından incelenirken, çalışma yaşamındaki hak ihlallerine ve kadın işçilere yönelik şiddete karşı sendikal örgütlülüğün ve hukuki mücadelenin önemi bir kez daha kamuoyunun merkezine yerleşti. Adli sürecin önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği ve bakanlık müfettişlerinin fabrikada denetim yapıp yapmayacağı merakla bekleniyor.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın