İSTANBUL — Edebiyat dünyasının dikkat çeken isimlerinden Celal Güngördü’nün merakla beklenen yeni romanı “Bana Tahir’i Sormayın”, Ayrıntı Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. 90’lı yılların çalkantılı politik atmosferi ile bireysel hafızayı harmanlayan bu sarsıcı eser, okurlarını insan ruhunun derinliklerinde unutulmuş sorularla yüzleşmeye davet ediyor.
- Celal Güngördü’nün son romanı ‘Bana Tahir’i Sormayın’ Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı.
- Eser, 90’ların politik atmosferini bir heykeltıraş olan ana karakter Ezo’nun gözünden bireysel hafızaya indirgiyor.
- Roman, ‘Bir insanın yüzünü bilmek, onu gerçekten tanımaya yeter mi?’ sorusunun yanıtını arıyor.
- Yazar Güngördü, tarihin büyük anlatılarını tek bir insanın hayatına yaklaştırarak okura yepyeni bir bakış açısı sunuyor.
Bana Tahir’i Sormayın Nasıl Bir Roman ve Konusu Nedir?
Celal Güngördü’nün Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan yeni eseri ‘Bana Tahir’i Sormayın’, ilk bakışta oldukça basit görünen ancak derinleşen bir sorudan yola çıkıyor: ‘Bir insanın yüzünü bilmek, onu gerçekten tanımaya yeter mi?’ Bu temel sorunun ardından metin çok daha çetin ve rahatsız edici sorularla okuru sarsmaya devam ediyor: ‘Yalnız gördüklerimizden mi sorumluyuz, yoksa görmediklerimizden, hatta görmezden geldiklerimizden de mi?’ Romanın başkahramanı ve aynı zamanda anlatıcısı olan Ezo, mesleği icabı bir heykeltıraştır. Ezo, yıllar önce yakından tanıdığı Tahir’in izlerini sürerken, geçmişte onun ne kadarını gerçekten gördüğünü ve ne kadarını kaçırdığını fark etme süreci yaşar. Bu bağlamda eser, yalnız Tahir’in hikâyesini anlatmakla kalmaz; aynı zamanda ‘bir insanı tanıdığımızı söylerken aslında ne söylediğimiz’ gerçeği üzerine de derinlemesine bir sorgulama alanı açar. Güngördü, insan zihninin ve hafızasının seçici geçirgenliğini ustalıkla gözler önüne sererken, geçmişin izlerinin bugünde hâlâ nasıl canlı tutulduğunu edebi bir dille gözler önüne sermektedir.
Ezo Neden Heykeltıraş? Romanın Metaforik Yapısı
Romanın merkezinde yer alan Ezo karakterinin bir heykeltıraş olması, yazar Celal Güngördü tarafından oldukça bilinçli ve stratejik bir tercihle kurgulanmıştır. Heykeltıraşlık sanatı, doğası gereği bir yüzü ya da formu ekleyerek değil, aksine fazlalıkları atarak, taşı yontarak ve eksilterek ortaya çıkarır. Ezo da tıpkı bir sanatçı gibi Tahir’in geçmişini bu yöntemle anlamlandırmaya çalışır. Fakat roman ilerledikçe okurun ve karakterin karşısında başka, daha derin bir soru belirir: ‘Ya gerçek yüz, geride bıraktığımız taşta değil de attığımız parçalardaysa?’ Ezo, Tahir’i ararken hatırladıkları kadar unuttuklarıyla, hatta belki de bilinçli olarak görmek istemedikleriyle yüzleşmek zorunda kalır. Tahir’in yüzünü ararken aslında kendi bakışının ve algısının sınırlarını da keşfeder. Yazar Güngördü, bu metaforik anlatım sayesinde okura sanat ile insan psikolojisi arasında sıkı bir bağ kurma fırsatı tanır.
Tahir’in Siyasal ve Tarihsel Koşulları Kişisel Hafızaya Nasıl İndirgeniyor?
Eserde yer alan Tahir karakteri, 90’ların çalkantılı politik atmosferinin içinden geçmiş bir insan olarak tasvir edilmektedir. Dönemin tüm ağır izleri romanda hissedilse de yazar Güngördü, o tarihsel atmosferin kaba detaylarından ziyade, onun içinde yaşayan tek bir insanın kırılgan dünyasına yaklaşmayı tercih etmiştir. Politika denen dev mekanizma bazen bireyi tamamen unutturmakta, insanları peşin hükümlü kimliklerin ve tarafların içine hapsetmektedir. Bu durum, toplumda ‘onlar hakkında zaten her şeyi biliyoruz’ yanılsamasını yaratır. Oysa Güngördü, tarihsel tezler kurmak yerine, edebiyatın o eşsiz gücünü kullanarak tarihin büyük anlatılar içinde göz ardı ettiği detayları, tek bir insanın hayatına kadar yaklaştırmayı başarmaktadır. Yazarın vurguladığı gibi, bizler kendimizden önce başlamış hikâyelerin ve mirasların içine doğuyoruz; dolayısıyla 90’lar yalnız geçmişte kalmış kapalı bir dönem değil, o yıllarda yaşanan travmaların ve kırılmaların bugünde hâlâ çok net karşılıkları bulunmaktadır.
Gelişmeler ve Beklentiler
Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan ve edebiyat çevrelerinde şimdiden geniş yankı uyandıran “Bana Tahir’i Sormayın”, önümüzdeki günlerde düzenlenecek imza günleri, söyleşiler ve edebiyat festivalleriyle okurlarıyla doğrudan buluşmaya devam edecek. Celal Güngördü’nün insan, sorumluluk ve geçmiş kavramları üzerine inşa ettiği bu derin metin, çağdaş Türkçe edebiyatın hafızasında kalıcı izler bırakmaya aday bir eser olarak ön plana çıkıyor.
Kaynak: BirGün Manşet