27 Ekim 2026, Salı
Haber

Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nde 7 Büyüklüğünde Deprem: 300’den Fazla Ev Yıkıldı

🔴 FLAŞ HABER

PEKİN — Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nde dün gece meydana gelen 7 büyüklüğündeki deprem büyük bir yıkıma yol açarken, ilk belirlemelere göre 16 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Bölgede arama kurtarma çalışmaları hızla sürdürülüyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nde merkez üssü Nakçu ilinin Baçın ilçesi olan 7 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
  • Resmi kaynaklara ve Xinhua’nın haberine göre, şiddetli sarsıntı sonucunda 300’den fazla ev tamamen yıkıldı.
  • İlk belirlemelere göre depremde 16 kişi hayatını kaybetti, ekipler enkaz altındakilere ulaşmak için seferber oldu.
  • Ortalama 4.900 metrelik yükseltisiyle ‘Dünyanın Çatısı’ olarak bilinen Tibet’te sarsıntı geniş bir alanda hissedildi.

Tibet Özerk Bölgesi’nde Şiddetli Deprem: 16 Can Kaybı ve 300’den Fazla Yıkık Ev

Uluslararası haber ajanslarının son dakika olarak servis ettiği bilgilere göre, Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nde dün gece saatlerinde 7 şiddetinde büyük bir deprem meydana geldi. Xinhua’nın aktardığı resmi raporlara göre, depremin merkez üssü Tibet Özerk Bölgesi’nin Nakçu ilinin Baçın ilçesi olarak belirlendi. Şiddetli sarsıntının ardından bölgede tarifi imkansız bir yıkım yaşandı; ilk belirlemelere göre 300’den fazla ev yıkıldı ve enkaz altında kalan 16 kişi yaşamını yitirdi. Arama kurtarma ekipleri zorlu coğrafi koşullara rağmen felaket bölgesine ulaşarak çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. ‘Dünyanın Çatısı’ olarak anılan bölgede artçı sarsıntılara karşı vatandaşlar uyarılırken, resmi makamlar ölü sayısının artmasından endişe ediyor.

Tibet Özerk Bölgesi Nerededir ve Coğrafi Özellikleri Nelerdir?

Yaşanan bu felaketin ardından tüm dünyanın gözü bir kez daha Tibet Özerk Bölgesi’nin coğrafi ve stratejik konumuna çevrildi. Tibet, Orta Asya’da Tibet halkının anavatanı olan ve Tibet Platosu’nun çoğunluğunu kaplayan 1.200.000 kilometrekarelik devasa bir bölgedir. 1951 yılında Çin’in bağımsız Tibet’i ilhak etmesinden bu yana Tibet Platosu’nun tamamı Çin Halk Cumhuriyeti’nin kontrolü altında bulunmaktadır. İdari olarak Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’ne ve Çinghay, Gansu, Yunnan ve Siçuan eyaletlerinin bazı kısımlarına bölünen bu coğrafya, ortalama 4.900 metrelik yükseltisiyle ‘Dünyanın Çatısı’ diye bilinir ve dünyadaki en yüksek bölgedir. Tibet’teki en yüksek nokta ise deniz seviyesinden 8.848 metre (29.000 ft) yükseklikte, Himalayalar’da yer alan dünyadaki en yüksek dağ olan Everest Dağı’dır. Öte yandan Tibet adının Eski Türkçe 𐱅𐰇𐰯𐰇𐱅 (Töpüt) yani ‘tepelik, dağlık yer’ sözcüğünden geldiği düşünülmektedir. Bu kelime Klasik Farsça üzerinden Avrupa dillerine geçmiştir.

Tibet’in Statüsü ve Siyasi Tartışmaların Odağındaki Tarihi

Depremin yanı sıra bölgenin siyasi ve tarihi statüsü de uluslararası kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Tibet’in bağımsızlığını destekleyen çevreler, geçmişte bağımsız bir devlet olan Tibet’in 1950 yılında Çin tarafından işgal edildiğini savunmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti ise bölgenin tarihi olarak kesinlikle Çin’e ait olduğunu, Tibet’in yalnızca 1913-1950 yılları arasında Çin’in politik nüfuzundan çıktığını öne sürmektedir. 1950’de Çin bu bölgeyi ele geçirerek politik bir özerklik verdiğini iddia etse de, insan hakları savunucuları Tibet’te özerk herhangi bir yönetimden söz edilemeyeceğini ve yoğun insan hakları ihlallerinin günbegün kayda geçtiğini belirtmektedir. Tibet’in bağımsızlığını savunanlar bölgedeki kültür ve zenginliklerin ‘kültürel bir soykırım’a tabi tutulduğunu iddia ederken, Çin hükûmeti bu suçlamaların tamamen gerçek dışı olduğunu savunmaktadır. Günümüzde Çin ile Sürgündeki Tibet Hükümeti arasında Tibet’in statüsü konusunda derin anlaşmazlıklar sürmektedir.

Gelişmeler ve Beklentiler

Deprem felaketinin ardından Çinli yetkililer ve uluslararası yardım kuruluşları Tibet Özerk Bölgesi’ndeki kriz masası üzerinden operasyonlarını koordine ediyor. Yıkılan 300’den fazla evin bulunduğu Nakçu ilinin Baçın ilçesinde enkaz kaldırma ve çadır kent kurma çalışmaları öncelikli olarak yürütülürken, bölge halkının yaralarının sarılması için resmi sürecin önümüzdeki günlerde genişletilmesi bekleniyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın