İSTANBUL — Türk modasının öncü isimlerinden Ayşe ve Ece Ege kardeşlerin kurduğu prestijli marka Dice Kayek’in imzasını taşıyan ikonik “Hagia Sophia” tasarımı, Londra’nın dünyaca ünlü sanat ve tasarım müzesi Victoria and Albert’ta sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. 7 Kasım 2026 tarihinde kapılarını açacak olan geniş kapsamlı “Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” sergisinde yer alacak bu özel eser, aynı zamanda sergideki çağdaş dönemi temsil eden tek sanat eseri olma özelliğini taşıyarak uluslararası arenada Türk moda tarihi adına büyük bir gurur tablosu oluşturuyor.
- Dice Kayek’in ‘Hagia Sophia’ tasarımı Londra’daki Victoria and Albert Müzesi’nde sergilenecek.
- Eser, 7 Kasım 2026’da açılacak ‘Konstantinopolis’ten İstanbul’a’ sergisinde çağdaş dönemi temsil eden tek parça olacak.
- Paris’teki Maison Hurel atölyesinde üç ay süren el işçiliğiyle üretilen tasarımda 1920’lerden kalma antika Murano cam boncukları kullanıldı.
- Tasarımın grafik nakışları, Ayasofya mozaiklerindeki Başmelek Cebrail tasvirinin kanatlarından ilham alınarak tasarlandı.
İki İmparatorluğun İzinde: ‘Konstantinopolis’ten İstanbul’a’ Sergisinin Arka Planı
Londra’nın kültürel takviminde şimdiden büyük bir heyecan yaratan Victoria and Albert Müzesi’ndeki “Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” sergisi, dünya sanat ve tarih çevrelerinin odak noktası haline geldi. 7 Kasım 2026’da açılacak bu görkemli sergi, İstanbul’un Bizans ve Osmanlı imparatorlukları boyunca geçirdiği tarihi, mimari ve kültürel dönüşümü yaklaşık 200 eşsiz eser aracılığıyla gözler önüne seriyor. Kentin yüzyıllar içindeki değişimini çok boyutlu bir perspektifle ele alan sergi, geçmişin izlerini bugünün estetik anlayışıyla harmanlayan nadide küratöryel çalışmalara ev sahipliği yapıyor. Bu bağlamda, serginin Bizans mozaiklerinin Londra ve Batı dünyası üzerindeki derin etkisini inceleyen özel bölümünde, Ayşe ve Ece Ege kardeşlerin kurduğu Dice Kayek’in ikonik “İstanbul Contrast” koleksiyonundan seçilen “Hagia Sophia” tasarımı başköşede yer alıyor. İstanbul’un yüzyıllara yayılan zengin mimari ve kültürel mirasını günümüz tasarım diliyle buluşturan bu eser, geçmiş ile bugün arasında köprü kurarak özgün bir diyalog ve sanatsal sentez yaratıyor.
Mimariden Modaya: ‘Hagia Sophia’ Tasarımının Detayları ve Üretim Süreci
Ayşe ve Ece Ege’nin vizyoner liderliğinde hayat bulan “Hagia Sophia” tasarımı, sadece estetik duruşuyla değil, arkasındaki üstün zanaatkarlık ve derin tarihsel ilhamla da dikkat çekiyor. Tasarım, Ayasofya’nın eşsiz mimarisini ve görkemli geometrik çizgilerini heykelsi bir siluetle yeniden yorumlayarak moda dünyasında çığır açan bir yaklaşım sergiliyor. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri olan grafik nakışları, doğrudan Ayasofya mozaiklerindeki Başmelek Cebrail tasvirinin kanatlarından ilham alınarak büyük bir titizlikle işlendi. Küresel moda sahnesinde Türk tasarım gücünün ve entelektüel birikiminin somut bir kanıtı olan bu parça, Paris’teki prestijli Maison Hurel nakış atölyesinde tam üç aylık yoğun bir el işçiliğiyle tamamlandı. Üretim sürecinde kullanılan malzemelerin seçimine de büyük özen gösterilirken, eserde 1920’lerden kalma antika Murano cam boncuklarına yer verildi. Bu nadide detaylar, eserin sadece bir kıyafet değil, aynı zamanda geçmişin izlerini bugüne taşıyan koleksiyoner düzeyinde bir sanat objesi olmasını sağlıyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Geçmişin köklü mirası ile geleceğin modern tasarım anlayışı arasındaki sentezi en güçlü biçimde yansıtan örneklerden biri olarak uluslararası literatüre giren bu başarının, önümüzdeki dönemde Türk moda endüstrisinin küresel entegrasyonuna ve kültürel diplomasi faaliyetlerine ivme kazandırması bekleniyor. 7 Kasım 2026 tarihinde kapılarını açacak olan serginin, küresel sanat çevrelerinde Türkiye’nin estetik birikimine olan ilgiyi artıracağı ve Dice Kayek gibi vizyoner markaların dünya müzelerindeki kalıcı konumunu daha da sağlamlaştıracağı öngörülüyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika