29 Ekim 2026, Perşembe
Haber

Dijital Alanda Kimlik Zorunluluğu: İfade Özgürlüğü ve Anonimlik Tehlikede

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

İSTANBUL — 12. yargı paketi kapsamında hayata geçirilen ve “çocukların dijital güvenliği” gerekçesine dayandırılan sosyal medyaya kimlikle giriş düzenlemesi, anonimliği, ifade özgürlüğünü, eşitlik mücadelesini ve örgütlenme hakkını doğrudan hedef alan tartışmalı bir dönemi başlatırken, uzmanlar ve hak savunucuları uygulamanın genişletilmiş kontrol mekanizmalarına kapı aralayacağı konusunda uyarıyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • 12. yargı paketiyle yasalaşan düzenleme, 15 yaş altı çocukların sosyal medyaya erişimini tamamen engellemeyi ve 15-18 yaş arasındakilere sınırlı erişim hakkı tanımayı öngörüyor.
  • Yaş doğrulaması e-Devlet üzerinden sağlanacak olup kullanıcılar hesaplarını “yaş kodu” ile eşleyecek; ancak tüm hesaplar iktidarın elindeki kimliklerle eşleşmiş olacak.
  • Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “Nick name ile de hesap kurulabilir ama T.C. vermeniz gerekecek” açıklaması, düzenlemenin anonimliği ortadan kaldırma boyutunu netleştiriyor.
  • İfade Özgürlüğü Derneği verilerine göre, 5651 sayılı Kanun’un çıktığı 2007 yılından bu yana erişim engeli kararları katlanarak artmış ve 2024 yılında 314 bine ulaşmıştır.

12. Yargı Paketi ve e-Devlet Tabanlı Yaş Doğrulama Mekanizması

Son dönemde yasalaşan 12. yargı paketiyle birlikte, resmi gerekçesi “çocukların dijital güvenliği” olarak sunulan sosyal medyaya kimlikle giriş düzenlemesi resmen yürürlüğe girdi. Yapılan yasal düzenleme kapsamında, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medyaya erişiminin tamamen engellenmesi, 15-18 yaş arasındakilere ise yalnızca sınırlı erişim hakkı tanınması öngörülüyor. Bu yeni sürecin en dikkat çekici teknik detayı ise yaş doğrulamasının e-Devlet üzerinden yapılacak olması. Kullanıcılar, sosyal medya hesaplarını e-Devlet aracılığıyla sağlanan özel bir “yaş kodu” ile eşlemek zorunda bırakılacak. Sosyal medya platformlarının, kullanıcıların doğrudan yaş bilgisi dışındaki kimlik verilerine erişemeyeceği belirtilse de, pratikte tüm sosyal medya hesapları doğrudan iktidarın merkezi veri tabanındaki kimliklerle eşleştirilmiş bir yapıya kavuşacak. Konuya ilişkin olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaptığı “Nick name ile de hesap kurulabilir ama T.C. vermeniz gerekeacak” açıklaması, düzenlemenin sadece çocukların dijital erişimini kısıtlama amacının çok ötesinde, anonimliği tamamen ortadan kaldırma ve tüm dijital hesapları devlet denetimi altına alma boyutunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

2007’den Günümüze 5651 Sayılı Kanun ve Dijital Ablukanın Tarihsel Kökleri

Bugün getirilen kimlikli sosyal medya düzenlemesi, aslında geçmişteki uygulamaların ve dijital alana yönelik uzun soluklu müdahale stratejilerinin bir devamı niteliğinde. Geçmişteki uygulamalar, bu yeni yasanın pratikte nasıl işleyeceğine dair net bir ışık tutuyor. Dijital alan, özellikle 2007 yılından bu yana iktidarın özel bir önem atfettiği, 2013 protestolarının ardından ise müdahalelerin ve denetim mekanizmalarının yoğunlaştığı bir zemin oldu. Türkiye’de internet üzerindeki denetimlerin hukuki dayanağını oluşturan, 2007 yılında çıkarılan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, özellikle 2014 sonrasında sürekli güncellenerek ve her geçen gün yeni ekler yapılarak iktidarın dijital alana müdahalesinin en temel ve en baskı araçlarından biri olarak kullanılmaya devam ediyor.

Erişim Engellerinin Yıllara Göre Çarpıcı Artış Grafiği ve Sansürün Bilançosu

İfade Özgürlüğü Derneği tarafından yayımlanan kapsamlı raporlar, 5651 sayılı Kanun’un dijital alanda yarattığı daralmayı ve sansürün boyutlarını rakamsal olarak gözler önüne seriyor. Rapora göre, yasanın çıkışından hemen önce, yani 2006 yılında sadece 4 adet erişim engeli kararı verilmişken, 5651 sayılı Kanun’un çıktığı 2007 yılının hemen ardından, 2008 yılında erişim engeli kararı sayısı hızla patlama göstererek 1000’i aştı ve bir daha hiçbir zaman bu sayının altına düşmedi. Toplumsal ve siyasal kırılmaların yaşandığı dönemler ise internete yönelik engellemelerin tırmanış trendini açıkça doğruluyor. Yoğun Gezi protestolarının yaşandığı yıl olan 2013 yılında erişim engelleri 20 bine yaklaşırken, bu yasaklar sonraki yıllarda sürekli katlanarak artmaya devam etti. Resmi verilere göre, 2021 yılında 107 bin olan erişim engeli sayısı, 2023 yılında 240 bine, 2024 yılında ise rekor bir seviye olan 314 bine ulaştı. Baskı ortamının sürmesiyle birlikte 2025 yılında da hız kesmeyen uygulamalar kapsamında 232 bin web sitesine erişim engellendi. Tarihsel süreçte yaşanan büyük engellemeler de bu tablonun kilometre taşlarını oluşturuyor: 2008, 2010 ve 2014 yıllarında popüler video platformu YouTube’a erişim engelleri getirilmiş; sosyal medya devi Twitter yıllarca erişime engelli kalmış; ansiklopedik bilgi kaynağı Wikipedia erişime kapatılmış; son olarak ise popüler fotoğraf ve video paylaşım platformu Instagram’ın girişi dahi erişim engeli ile sınırlandırılmıştı.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonuç olarak, 12. yargı paketiyle hayata geçirilen kimlikli sosyal medya düzenlemesi ve e-Devlet tabanlı yaş doğrulama zorunluluğu, Türkiye’deki ifade özgürlüğü, anonimlik ve örgütlenme hakkı mücadelesi açısından yeni ve kritik bir eşiği temsil etmektedir. 2007 yılından bu yana 5651 sayılı Kanun ekseninde katlanarak artan erişim engelleri ve dijital denetim pratikleri göz önüne alındığında, yeni düzenlemenin yurttaşların temel haklarını daha da daraltması beklenmekte; hukukçular, sivil toplum örgütleri ve hak savunucuları ise bu uygulamaların toplumsal muhalefeti ve eşitlik mücadelesini bastırma aracı olarak kullanılmaması adına hukuki ve demokratik itirazlarını sürdürmektedir.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın