İSTANBUL — Sanat Okur ve Labirent Sanat işbirliğiyle hayata geçirilen, günümüzün tekno-feodal düzenini ve dijitalleşmenin insan bedeni üzerindeki dönüştürücü etkilerini masaya yatıran “Harita ve Topraklar” sergisi, 3 Kasım 2026 tarihinde sanatseverlerle buluşuyor. Labirent Sanat’ın ev sahipliği yapacağı ve ilk portfolyo sergisi olma özelliği taşıyan bu kapsamlı etkinlik, on yetenekli sanatçının eserlerini bir araya getirerek 2 Ocak 2027 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.
- Sanat Okur ve Labirent Sanat işbirliğiyle düzenlenen sergi, 3 Kasım 2026 – 2 Ocak 2027 tarihleri arasında Labirent Sanat’ta görülebilecek.
- Seçkide Dila Kasapoğlu, Dilara Göl, Emel Ezal, Emre Celali, Hüseyin Rüstemoğlu, Melis İmrağ, Merve Gözde Bingül, Sena Gökçeoğlu, Yasin Öztekin ve Zeynep Abacı’nın eserleri yer alıyor.
- Fransız yazar Michel Houellebecq’in harita ile toprak arasındaki ilişkiye dair düşüncelerinden ilham alan sergi, dijital çağda bedenin verileştirilmesini ele alıyor.
Tekno-Feodal Düzen ve Bedenin Veriye İndirgenmesi
Günümüz dünyasında dijitalleşme hızı, insanın maddi dünyayla ve kendi bedeniyle kurduğu bağları kökten sarsmaktadır. Sanat Okur ve Labirent Sanat işbirliğiyle hazırlanan “Harita ve Topraklar” sergisi, tam da bu kriz noktasına odaklanarak günümüzün tekno-feodal düzenini eleştirel bir yaklaşımla ele alıyor. 3 Kasım’da kapılarını açacak olan bu özel etkinlik, bedenin dijital sistemler tarafından ölçülebilir, izlenebilir ve sınıflandırılabilir birer veriye dönüştürülme sürecini gözler önüne seriyor. Fransız yazar Michel Houellebecq’in harita ile toprak arasındaki ilişkiye dair derinlemesine düşüncelerinden hareket eden bu zengin seçki, dijital dünyanın soğuk soyutlamalarına karşı keskin bir antitez sunuyor. Sergide öne çıkarılan bedensel deneyim ve maddi varoluş kavramları, izleyicilere modern dünyanın dijital labirentlerinde kaybolan insan öznesini yeniden hatırlatıyor. Küratöryel ve eleştirel bir perspektifle kurgulanan bu ilk portfolyo sergisi, çağımızın en baskın yönelimlerinden biri olan veri tabanlı yaşam biçimlerine karşı sanatın dönüştürücü gücünü sahnede tutuyor.
On Sanatçının Vizyonuyla Kâğıt, Akrilik ve Yağlıboyanın Dili
Serginin sanatsal dokusunu oluşturan on farklı ismin katılımı, çağdaş sanatın çeşitliliğini ve derinliğini gözler önüne seriyor. İlk portfolyo sergisi kapsamında Dila Kasapoğlu, Dilara Göl, Emel Ezal, Emre Celali, Hüseyin Rüstemoğlu, Melis İmrağ, Merve Gözde Bingül, Sena Gökçeoğlu, Yasin Öztekin ve Zeynep Abacı’nın özgün eserleri bir araya geliyor. Ağırlıklı olarak figüratif çalışmaların yer aldığı bu dikkat çekici seçkide; kâğıt, akrilik ve yağlıboya gibi geleneksel malzemeler aktif olarak kullanılarak beden, yüzey ve temsil arasındaki kadim ilişki derinlemesine araştırılıyor. Sergideki yapıtlar, insan bedenini yalnızca steril bir dijital ekranda temsil edilen pasif bir nesne olarak ele almıyor; aksine, onu çevresiyle sürekli etkileşim hâlinde olan, hisseden, direnen ve yaşayan canlı bir varlık olarak yeniden tanımlıyor. Sanatçıların malzeme ile kurduğu bu fiziksel ve zihinsel bağ, dijitalleşmenin soyutlaştırıcı etkilerine karşı güçlü bir sanatsal direniş hattı örüyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
3 Kasım 2026 ile 2 Ocak 2027 tarihleri arasında Labirent Sanat’ın salonlarında sanatseverleri ağırlayacak olan “Harita ve Topraklar” sergisi, dijital çağın insan ruhu ve bedeni üzerindeki uzun vadeli etkilerini tartışmaya açması açısından büyük bir önem taşıyor. Kültür sanat çevrelerinde şimdiden büyük merak uyandıran ve bağımsız sanatin sesini güçlendiren bu tür sergiler, geleceğin sanat eleştirisine ve toplumsal bilincine yön vermeye devam edecektir.
Kaynak: BirGün Manşet