KAHRAMANMARAŞ — Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler iklim konferansı (COP 31) öncesinde, Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinden hükümete ve kamuoyuna 17 bin 500 erken ölüme yol açtığı belirtilen kömür santrallarının derhal kapatılması yönünde net ve kararlı bir mesaj verildi. Bölgedeki çevre örgütleri ve uzmanlar, enerji üretimi uğruna hem insan sağlığının hem de devasa tarım havzalarının feda edildiğine dikkat çekti.
- Afşin Elbistan A Termik Santralı’nda çalışan yabancı uyruklu işçilerin varlığı ve yaşanan istihdam tartışmaları saha gözlemleriyle bir kez daha belgelendi.
- Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Sözcüsü Mehmet Dalkanat, iki santralde yılda yaklaşık 22 milyon ton kömür yakıldığını ve bunun yüzde 20’sinin kül olduğunu belirtti.
- Tüm Türkiye’nin tahıl ihtiyacını karşılayabilecek kapasitedeki verimli ovanın, birkaç yıllık enerji üretimi uğruna feda edildiği vurgulandı.
- Bölge halkı ve uzmanlar, çalışanların mağdur edilmeyeceği adil bir geçiş süreci ve yeni istihdam imkânları talep ediyor.
Uçakta Başlayan Tesadüf ve Sahadaki Gerçekler
Kahramanmaraş yolunda uçakta seyahat ederken yanına oturan iki Çin vatandaşıyla yaptığı kısa sohbet, gazetecinin bölgedeki dönüşümün boyutlarını ilk elden fark etmesini sağladı. Söz konusu kişilerin Afşin Elbistan A Termik Santralı’nda çalıştıklarını ifade etmeleri, manidar bir tesadüfle Antalya’daki büyük iklim buluşması (COP 31) öncesi bölgedeki son durumu yerinde incelemeye giden gazeteci için çarpıcı bir başlangıç oluşturdu. Afşin Elbistan A Termik Santralı, özelleştirme süreci sonucunda Çelikler Holding’e devredilmiş olan, Türkiye’nin en büyük kömürlü termik santralları arasında yer alıyor. Birkaç ay önce yüzlerce işçinin işten çıkarılarak yerlerine Nepal, Afganistan ve Çin’den işçilerin getirildiği iddiaları milletvekilleri tarafından Meclis gündemine taşınmış ve kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Geçmişte kömür santrallarını savunan çevrelerin en temel argümanı bölge halkına sağlanan istihdam imkânlarıyken, sahadaki son gelişmeler bu argümanın ömrünün de tıpkı kömür santralları gibi dolduğunu açıkça gözler önüne seriyor.
Kül Dağları ve Devasa Çukurlar Altında Kaybolan Bir Ova
42 yıllık geçmişe sahip A Santralı’nın önünde, 2015 yılından bu yana bölgedeki iki dev termik santrala karşı hukuk ve çevre mücadelesi yürüten Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Sözcüsü Mehmet Dalkanat ile bir araya geliniyor. Dalkanat, her iki santral için yılda yaklaşık 22 milyon ton kömür yakıldığını ve bu sürecin sonucunda ortaya çıkan malzemenin yüzde 20’sinin kül olduğunu aktarıyor. Havada ve ovanın dört bir yanında bu külün yarattığı tahribatı görmek mümkün oluyor. Kömür havzasına yapılan ziyarette tonlarca külün ve devasa boyutlardaki kömür çukurunun yarattığı manzara derin bir dehşet uyandırıyor. Bir yanda devasa kül dağları yükselirken, diğer yanda kömür taşıyan ağır tonajlı kamyonlar hareket ediyor. Mehmet Dalkanat, yaşanan bu ekolojik yıkımı, “Tüm Türkiye’nin tahıl üretimini sağlayabilecek büyüklükte bir ova birkaç yıllık enerji üretimi için ortadan kayboldu” sözleriyle özetliyor. Bölgedeki insan maliyetine de dikkat çeken Dalkanat, “Benim arkadaşlarım vardı burada memur olarak çalışan, hiçbiri 70’i görmedi” diyerek yaşanan sağlık trajedisinin ve erken ölümlerin altını çiziyor. Görüşülen tüm paydaşlar, sanayi tesislerinin kapatılması sürecinde dahi adil geçiş ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini, santral çalışanlarının mağdur edilmeyerek onlara yepyeni ve sağlıklı iş imkânları sunulmasının elzem olduğunu vurguluyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Antalya’da gerçekleştirilecek uluslararası iklim zirvesi öncesinde Elbistan’dan yükselen bu ses, Türkiye’nin enerji politikaları ile insan sağlığı ve çevre dengesi arasındaki derin çelişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Temiz Hava Hakkı Platformu ve Türk Tabipleri Birliği gibi yetkili kurumların raporlarına da yansıyan 17 bin 500 erken ölüm vakası, kömür santrallarının yarattığı maliyetin artık sürdürülemez olduğunu kanıtlıyor. Önümüzdeki süreçte, bölge halkının ve sivil toplum kuruluşlarının taleplerinin resmi makamlarca nasıl karşılanacağı ve adil geçiş modelinin nasıl hayata geçirileceği merakla bekleniyor.
Kaynak: BirGün Manşet