ANKARA — İktidarın enerji fiyatlarındaki kamusal destekleri birer birer geri çekmesiyle birlikte, akaryakıttan elektriğe, gıdadan ısınmaya kadar tüm temel ihtiyaçların maliyeti doğrudan dar gelirlinin ve emekçilerin sıfrına yüklendi; EMO Y.K. Başkanı Ulutaş, “Sosyal devlet inkâr ediliyor” diyerek yaşanan sürece sert tepki gösterdi.
- Akaryakıtta eşel mobil sisteminin kaldırılmasıyla maliyetler doğrudan pompa fiyatlarına yansıtılmaya başlandı.
- Elektrikte mesken aboneleri için sübvansiyon sınırının düşürülmesi milyonlarca haneyi etkiledi.
- Doğalgazda kademeli tarifeye geçilmesi ve desteklerin daraltılması halkın enerji yükünü katladı.
- Enerji maliyetlerindeki artışlar gıdadan ulaşıma kadar hayatın her alanında enflasyonu tetikliyor.
Sosyal Devletin Tasfiyesi ve Gizli Zam Mekanizmaları
Enerji maliyetlerindeki artışın sorumluluğunu üstlenmeyen iktidar, destek mekanizmalarını daraltarak faturayı doğrudan yurttaşa kesmeye devam ediyor. Akaryakıtta eşel mobil sisteminin kaldırılması, doğalgazda kademeli tarifeye geçilmesi ve elektrikte sübvansiyon sınırının düşürülmesiyle halkın tepkisini çekmeden gizli zam yapan Saray rejimi, emekçilerin temel ihtiyaçlarını hedefe koyuyor. Zaten kirasını ödemekte, sofrasına sağlıklı gıda koymakta güçlük çeken milyonlarca yurttaş, şimdi de aydınlanma ve ısınma hakkı için daha fazla ödeme yapmak zorunda bırakılıyor. Bu süreç, kamusal hakların birer birer piyasalaştırıldığı ve sosyal devlet niteliğinin inkâr edildiği yönündeki eleştirileri haklı çıkarıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan EMO Y.K. Başkanı Ulutaş, yaşananların kabul edilemez olduğunu belirterek “Sosyal devlet inkâr ediliyor” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.
Akaryakıtta Vergi Kalkanı Kalktı: Fatura Pompaya Yansıdı
Akaryakıt fiyatlarındaki uluslararası dalgalanmaların ve döviz kurundaki artışın pompaya doğrudan yansımasını sınırlamak amacıyla devreye sokulan eşel mobil sistemi, 4 Mart 2026’da yeniden uygulanmaya başlanmıştı. Ancak iktidar, bu kritik koruma kalkanını da kademeli olarak sonlandırdı. 1 Ekim itibarıyla benzin ve LPG’de de eşel mobil uygulaması resmen sona erdi. Böylece akaryakıttaki maliyet artışlarının ÖTV üzerinden karşılanması uygulaması rafa kaldırıldı ve doğrudan pompa fiyatlarına yansımasının önü açıldı. Akaryakıt fiyatlarındaki bu önlenemez artış yalnızca araç sahiplerini değil, taşımacılık ve lojistik maliyetleri üzerinden bütün yurttaşları zincirleme bir şekilde etkiliyor. Gıdadan giyime, ulaşımdan temel tüketim ürünlerine kadar geniş bir yelpazede maliyetlerin artması, yanlış enerji politikalarının faturasını yine emekçilerin bütçesine taşıyor.
Elektrikte Temel Tüketim Hedefte: Sübvansiyon Sınırı Düştü
Akaryakıttaki daralmanın yanı sıra elektrik piyasasında da desteklenen tüketici grubunun kapsamı hızla daraltılıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), mesken aboneleri için yıllık 4 bin kWh olan son kaynak tedarik tarifesi sınırını 2027 itibarıyla 3 bin kWh’ye düşürdü. Aylık ortalama 250 kWh tüketime ve yaklaşık 820 TL’lik bir faturaya karşılık gelen bu yeni sınır, dar gelirli hanelerin omuzundaki yükü daha da artırdı. Vatandaşlar, artan enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında ezilirken, temel bir insan hakkı olan enerjiye erişim maliyetlerinin tırmanması toplumsal huzursuzluğu körüklüyor. Enerji politikalarındaki bu eksen kayması, milyonlarca hanenin kış mevsiminde ısınma ve aydınlanma giderlerini karşılama kapasitesini kritik eşiğin altına itiyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek dönemde enerji maliyetlerindeki artışların durdurulmaması ve kamusal desteklerin yeniden devreye sokulmaması durumunda, yoksullaşma dalgasının derinleşmesi ve enflasyon baskısının artması bekleniyor. Resmi süreçlerin ve EPDK kararlarının dar gelirli yurttaşlar aleyhine işletilmeye devam etmesi, sosyal devlet ilkesinin korunması yönündeki toplumsal ve hukuki mücadeleyi daha da zorunlu kılıyor.
Kaynak: BirGün Manşet