İSTANBUL — Milyonlarca yurttaşı etkileyen ve büyük bir ekonomik sarsıntı yaratan fon vurgununda ikinci ay geride kalırken; 455 bin kişi ile borsada yatırımları bulunan milyonlarca tasarruf sahibi, enflasyona karşı korumaya çalıştıkları birikimlerinin bataklıktan çıkarılmasını bekliyor. Kamu kurumlarında sorumluların ‘sonuna kadar’ cezalandırılacağı yönünde açıklamalar yapılırken, kurumların yangını yeni gören ‘masumlar’ tavrı sergilemesi ve finans politikalardaki denetim açıkları kamuoyunda büyük bir infial yaratıyor.
- Fon vurgununda 455 bin doğrudan yatırımcı ve borsadaki milyonlarca yurttaş ikinci aydır belirsizlik içinde.
- Dağıtıcı bankalar ve aracı kurumlar, uygunluk testlerini atlayarak riskli fonları ‘kesin getiri’ gibi pazarlamakla suçlanıyor.
- Portföy Yönetim Şirketleri (PYŞ) ve saklayıcı bankalar, sermaye piyasası kanunlarına göre zincirin diğer kritik halkalarını oluşturuyor.
Fon Vurgununda Son Durum Nedir ve Milyonlarca Yurttaşı Nasıl Etkiliyor?
Milyonlarca yurttaşı etkileyen fon vurgununun 2. ayını yaşıyoruz. Milyonlar enflasyona karşı korumak istedikleri birikimlerinin bataklıktan çıkarılmasını bekliyor. Kurumlar ise yangını yeni gören, alakasız “masumlar” tavrını devam ettiriyor. Fon vurgununda 455 bin, borsada yatırımları bulunan milyonlarca yurttaşı etkileyen fon vurgununda ikinci ay geride kalmak üzere. Milyonlarca yurttaş batık fonlarda ve hisselerde kalan birikimlerinin akıbetini beklerken kamu kurumlarında Fon vurgununun her boyutuyla araştırılacağı, sorumluların “Sonuna kadar” ve “kim olurlarsa olsunlar” cezalandırılacağı konuşuluyor. Milyonlar enflasyona karşı korumak istedikleri birikimlerinin bataklıktan çıkarılmasını bekliyor. Kurumlar ise yangını yeni gören alakasız “masumlar” tavrını devam ettiriyor. Zincirin ilk halkasında, yurttaş yer alıyor. Yurttaşlar, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında fonu bir tüzel kişilik olarak değil, inançlı mülkiyet esasına dayanan bir malvarlığı havuzu olarak kabul edip tasarrufunu buraya yatırıyor. Bu süreçte yaşanan hak kayıpları ve sistemsel tıkanıklıklar, yurttaşların mağduriyetini her geçen gün katlayarak artırıyor.
Dağıtıcı Bankalar, Aracı Kurumlar ve Portföy Yönetim Şirketlerinin Sorumlulukları Nelerdir?
Yurttaşın ilk muhatabı ise fonların satışını yapan dağıtıcı bankalar ve aracı kurumlar. SPK’nın III-37.1 sayılı Yatırım Hizmetleri Tebliği, bu kurumlara her satıştan önce yurttaşın risk düzeyini ölçen Uygunluk ve Yerindelik testlerini zorunlu kılmakta. Dağıtıcı kuruluşların çalışanları, yüksek risk taşıyan veya türev araçlarla donatılmış fonları, risk algısı düşük yurttaşlara ‘mevduat benzeri kesin getiri’ şeklinde sunduğu takdirde yanıltıcı satış suçu oluşuyor. Dağıtıcı banka veya aracı kurum, mevzuata aykırı bu yönlendirmelerden doğan zararları tazmin etmekle kanunen doğrudan sorumlu tutuluyor. Fon yönetiminde karar alan merkez Portföy Yönetim Şirketleri (PYŞ). Sermaye Piyasası Kanunu, fon yöneticisinin yurttaşın haklarını bir vekil gibi korumak zorunda olduğunu emreder. İzahnamede yer alan yatırım stratejisinin dışına çıkan, spekülatif hisselere gizli kaynak aktaran veya fonu batıran PYŞ yönetim kurulu üyeleri ve fon yöneticileri, oluşan zararlardan şahsi malvarlıklarıyla sorumlu kılıyor. Fon varlıkları saklama bankalarında tutuluyor. Yine sermaye piyasası kanununa göre saklayıcı, fon yöneticisinden gelen her alım-satım talimatını denetlemek ve yasalara uygunluğunu gözetmek zorundadır.
Gelişmeler ve Beklentiler
Fon vurgununa ilişkin soruşturma ve inceleme süreçleri tüm hızıyla sürerken, uzmanlar ve hukukçular denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesini talep ediyor. İkinci ayına giren bu büyük krizde, hem dağıtıcı kurumların hem de portföy yönetim şirketlerinin yasal sorumluluklarının üzerindeki sis perdesinin aralanması ve mağdur yurttaşların birikimlerinin iadesi için atılacak adımlar kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
Kaynak: Evrensel