İSTANBUL — Bilişsel nörobilim, sosyal psikoloji, psikiyatrik epidemiyoloji ve insan bilinci araştırmaları dünyasında, bilimsel metodolojiyle incelenen en tartışmalı konulardan biri olan “geçmiş yaşam anıları” (CORT) hakkında tıp ve bilim tarihinin en geniş kapsamlı veri analizi yayımlandı. Virginia Üniversitesi araştırmacıları, 1600’den fazla vakayı inceleyerek ani ölümlerde doğum ile ölüm arasındaki sürenin belirgin şekilde kısalındığını ortaya koydu.
- Virginia Üniversitesi araştırmacıları 1600’den fazla “geçmiş yaşam hafızası” iddiasını inceledi.
- Ani ve beklenmedik şekilde ölen kişilerin bilgilerini aktaran çocuklarda, doğum ile ölüm arasındaki sürenin belirgin şekilde kısaldığı saptandı.
- Ölüm ile doğum arasındaki “ara sürecin” (intermission time) genel ortalamada 16 ay olduğu belirlendi.
- Kaza, cinayet veya ani tıbbi kriz gibi beklenmedik ölümlerde bu sürenin 12 aya gerilediği, doğal ölümlerde ise 21 ay olduğu kaydedildi.
Geçmiş Yaşam Anıları Üzerine Yapılan Kapsamlı Araştırmada Ne Oldu?
Psychology of Consciousness dergisinde yayımlanan bilimsel analiz, ani ve beklenmedik şekilde ölen kişilerin bilgilerini aktaran çocuklarda, doğum ile ölüm arasındaki sürenin belirgin şekilde kısaldığını ortaya koydu. Araştırmacılar; ifadeleri ölen kişilerin resmi kayıtları, aile mülakatları ve tanık anlatılarıyla doğrulanan 1.678 vaka içinden zamanlama verileri eksiksiz olan 1.319 olguyu mercek altına aldı. Yapılan istatistiksel analizlerde, ölen kişinin hayatını kaybettiği tarih ile bu anıları aktaran çocuğun doğum tarihi arasında geçen “ara sürecin” (intermission time) genel ortalamada 16 ay olduğu saptandı. Ancak ölüm şekli kaza, cinayet veya ani tıbbi kriz gibi beklenmedik faktörlere dayandığında bu sürenin 12 aya gerilediği belgelendi. Doğal ve beklenen ölümlerde ise bu süre 21 ay olarak kaydedildi. Bu durum, ani ölümlerde iki olay arasındaki zaman diliminin yüzde 43 oranında kısaldığını gösterdi.
Zamansal Kalıp Sosyal ve Kültürel Etkenlerden Bağımsız mı?
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, elde edilen zamansal kalıbın sosyal, dini ve kültürel etkenlerden bağımsız şekilde varlığını koruması oldu. Sosyal psikolog Philip Cozzolino, reenkarnasyon inancına sahip olmayan hatta bu kavramı reddeden ailelerde söz konusu zaman farkı etkisinin çok daha belirgin çıktığını vurguladı. Ailelerin sosyoekonomik düzeyleri, doğrulanmış bilgi kalitesi ve tanışıklık durumları istatistiksel olarak elendiğinde dahi sonuç değişmedi. Çalışmanın baş yazarı ve bilişsel nörobilim araştırmacısı Saeedeh Sadeghi, elde edilen bulguların doğrudan reenkarnasyonun gerçekleştiğine dair kanıt olarak sunulamayacağını ve mekanizma konusunda tarafsız kaldıklarını belirtti. Sadeghi, tekil vakaların uydurma veya fantezi olarak değerlendirilebileceğini ancak bini aşkın vakada ortaya çıkan bu matematiksel kalıbın mevcut psikososyal mekanizmalarla açıklanmasının zorluklarına dikkat çekti.
Gelişmeler ve Beklentiler
Bilişsel nörobilim ve insan bilinci araştırmaları tarihindeki en geniş kapsamlı bu veri analizi, geçmiş yaşam anıları iddialarında tesadüf ötesi bir matematiksel kalıp olduğunu kanıtlasa da, bilim dünyası mekanizmanın kökeni konusunda temkinli yaklaşımını sürdürmektedir. Araştırmacılar, elde edilen bu zamansal verilerin gelecekteki bilinç ve hafıza çalışmaları için yeni bir metodolojik temel oluşturmasını ve benzer konulardaki akademik tartışmalara yön vermesini beklemektedir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika