GİRNE — Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) 30 Ağustos tarihinde 28 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan büyük Filo Jet faciasına ilişkin yürütülen adli soruşturmada çok kritik bir eşik atlandı. Girne Kaza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada, geminin kara kutusu olarak kabul edilen VDR cihazından elde edilen sarsıcı ses kayıtları ilk kez resmi olarak mahkemeye sunuldu. Kamuoyunu derinden sarsan kayıtlarda, felaketin asıl nedenlerine ışık tutacak skandal detaylar gün yüzüne çıktı; buna göre gemide can sallarını indiren motorlarda arıza bulunduğu, yolcu salonları arasındaki kritik kapıların kilitlendiği ve tüm bu tehlikeli tablolara rağmen olumsuz hava koşullarında sefere çıkıldığına dair konuşmalar net bir şekilde tespit edildi. Adalet arayışı sürerken mahkeme, olayla bağlantılı 9 zanlının 7’şer gün daha tutuklu kalmasına hükmetti.
- KKTC’de 30 Ağustos’ta yaşanan ve 28 kişinin ölümüne yol açan Filo Jet faciasında kara kutu kayıtları deşifre edildi.
- Mahkemede tanıklık yapan polis memuru Mehmet Mannaş, VDR cihazındaki 68 günlük kaydın 42 gününün incelendiğini açıkladı.
- Ses kayıtlarında temmuz ayından beri can salı motorlarında arıza olduğu ve yolcu salonu kapılarının kilitlendiği belirlendi.
- Girne Kaza Mahkemesi, soruşturmanın selameti açısından 9 zanlının tutukluluk süresini 7’şer gün daha uzattı.
Kara Kutunun Hafızası: VDR Cihazındaki Sarsıcı Konuşmalar
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yasa boğan 30 Ağustos tarihli Filo Jet faciasının ardından başlatılan adli ve idari soruşturmalar tüm hızıyla derinleşiyor. Girne Kaza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada sunulan deliller, felaketin göz göre göre geldiğini ortaya koyan yeni bulguları gün ışığına çıkardı. Geminin karakutusu niteliğindeki VDR cihazından elde edilen ses kayıtlarına ilişkin detaylar mahkeme salonunda açıklandı. Duruşmada tanık sıfatıyla ifade veren tahkikat polisi Mehmet Mannaş, çok çarpıcı teknik detaylar paylaştı. Polis memuru Mannaş, geminin VDR cihazında toplam 68 günlük ses kaydı bulunduğunu, bunlardan 42 günlük bölümünün titizlikle incelendiğini açıkladı. Kayıtlarda, facia öncesinde gemideki teknik arızaların önceden bilindiğine, yolcu güvenliği konusunda ciddi eksiklikler bulunduğuna ve olumsuz hava koşullarına ilişkin çok sayıda uyarının yapıldığına yönelik konuşmaların net bir şekilde kayıtlara yansıdığı belirtildi. Araştırmacı gazetecilik perspektifiyle incelendiğinde bu bulgular, deniz taşımacılığındaki denetimsizliklerin ve ihmaller zincirinin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Temmuz Ayından Başlayan İhmaller Zinciri ve Can Salı Skandalı
Soruşturma dosyasında yer alan ve VDR kayıtlarından deşifre edilen bilgiler, teknik sorunların felaket gününden çok daha önce başladığını kanıtlar nitelikte. Kayıtlarda, temmuz ayında gemide bulunan can sallarını denize indirmek için hayati önem taşıyan motorlarda arıza bulunduğuna ilişkin konuşmaların yer aldığı açıkça belirtildi. Söz konusu teknik sorunların, facianın meydana geldiği 30 Ağustos’tan çok önceki tarihlerde de gündeme geldiği ve gemi mürettebatı ile yetkililer tarafından bilindiği aktarıldı. Tahkikat makamları, bu arızaların niteliğinin, tam olarak ne zaman ortaya çıktığının ve sefer güvenliğini nasıl doğrudan etkilediğinin kapsamlı bilirkişi incelemeleriyle derinlemesine araştırıldığını bildirdi. Felaket anında can kurtarma ekipmanlarının çalışmamasının arkasında yatan bu kronik ihmaller, denizcilik hukukunda ve emniyet protokollerinde çok ağır sorumluluklara işaret ediyor. Uzmanlar, bu tür teknik aksaklıklarla sefere çıkılmasının kabul edilemez bir ihmal zinciri oluşturduğunu vurguluyor.
Kilitli Kapılar ve Felakete Davetiye Çıkaran Sefere Çıkış Kararı
Filo Jet faciasının en trajik ve karanlık yönlerinden biri de yolcu tahliyesini doğrudan engelleyen fiziksel engeller oldu. Karakutu kayıtlarında, geminin yolcu salonları arasındaki kapıların kilitlenmesine ilişkin konuşmaların da yer aldığı saptandı. Acil durum anında tahliyeyi imkansız hale getiren bu kilitli kapı uygulaması, faciadaki can kaybı sayısının artmasında kritik bir rol oynamış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Tüm bu hayati risklere, kötü hava koşullarına ve bilinen teknik arızalara rağmen geminin sefere çıkarılması, soruşturmanın ana eksenini oluşturuyor. Mahkemede sunulan ses kayıtları, tehlikenin açıkça bilinmesine rağmen ticari veya operasyonel kaygılarla sefere devam edildiği yönündeki iddiaları kuvvetlendiriyor. Kamuoyunun vicdanını yaralayan bu facianın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hak ettiği cezayı alması için yürütülen hukuki süreç büyük bir titizlikle takip ediliyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek Beklentileri ve Resmi Süreç: Girne Kaza Mahkemesi’nde görülen duruşma sonucunda mahkeme heyeti, toplumsal infial yaratan bu büyük facianın soruşturmasında yeni delillerin ve bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi amacıyla 9 zanlının 7’şer gün daha tutuklu kalmasına karar verdi. Bilirkişi incelemelerinin tamamlanması, VDR cihazındaki kalan kayıtların deşifre edilmesi ve teknik raporların mahkemeye sunulmasıyla birlikte dava dosyasının daha da genişlemesi bekleniyor. 28 kişinin hayatını kaybettiği bu acı olayla ilgili adli makamların kararlılığı, benzer felaketlerin bir daha yaşanmaması adına denizcilik sektöründe emsal teşkil edecek hukuki kararların alınmasını zorunlu kılıyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika