7 Kasım 2026, Cumartesi
Haber

İHD’den Varto ve Karlıova’daki JES Projelerine Tepki: Yaşam Hakkı Savunulmalı

📰 KAPSAMLI RAPOR

MUŞ/BİNGÖL — İnsan Hakları Derneği (İHD) Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu, Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere (Xwarik) köyü ile Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kantarkaya (Şorka jerın) ve Ilıpınar köylerinde planlanan jeotermal kaynak arama projelerine karşı ortak bir açıklama yaparak, 2 Kasım’da gerçekleştirilecek bilirkişi keşifleri öncesinde yaşam hakkını esas alan bir hukuki ve ekolojik yaklaşım benimsenmesini talep etti.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Muş Varto ve Bingöl Karlıova’daki JES projelerine karşı Bingöl İdare Mahkemesi’nde açılan ÇED iptal davalarında 2 Kasım 2026 tarihinde bilirkişi keşfi yapılacak.
  • İHD Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu, enerji projelerinin sadece ekonomik getiriyle değerlendirilemeyeceğini, insan ve çevre haklarının esas alınması gerektiğini vurguladı.
  • Bölgenin Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatlarının kesişiminde yer alması ve geçmişteki deprem acıları, JES faaliyetlerinin depremselliği tetikleme riskini artırıyor.
  • Atık akışkanlardaki arsenik, bor ve hidrojen sülfür (H₂S) gibi elementlerin su kaynakları, tarım ve ekosistem sağlığı üzerinde onarılmaz zararlar doğurabileceği belirtiliyor.

ÇED İptal Davalarında Kritik Eşik: 2 Kasım Keşif Süreci

Türkiye’nin ekolojik açıdan hassas bölgelerinden biri olan Doğu Anadolu coğrafyasında, enerji yatırımları ile yaşam alanlarının korunması arasındaki hukuki ve toplumsal mücadele yeni bir aşamaya evriliyor. Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere (Xwarik) köyü ile Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kantarkaya (Şorka jerın) ve Ilıpınar köylerinde hayata geçirilmesi planlanan jeotermal kaynak arama projeleri, bölge halkının ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekmeye devam ediyor. Projelerle ilgili olarak Bingöl İdare Mahkemesinde görülen ve ‘ÇED Olumlu’ kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda, yargı süreci kapsamında kritik bir dönemece girildi. Mahkemelerce atanan bilirkişi heyeti eşliğinde 2 Kasım 2026 tarihinde sahada keşif gerçekleştirilecek. Bu keşif, bölgenin ekolojik dengesi ve yerel halkın geleceği açısından hayati bir eşik olarak değerlendiriliyor.

İnsan Hakları ve Ekolojik Denge Vurgusu: ‘Yaşam Hakkı Pazarlık Konusu Olamaz’

Konuya ilişkin kapsamlı bir yazılı açıklama yayımlayan İnsan Hakları Derneği (İHD) Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu, enerji üretim projelerinin yalnızca üretim kapasitesi ve ekonomik getirileri üzerinden ele alınmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Açıklamada, her projenin insan hakları, ekolojik denge, demokrasi, halk sağlığı, toplumsal ihtiyaçlar ve gelecek kuşakların yaşam hakkı perspektifiyle süzgeçten geçirilmesi gerektiğinin altı çizildi. Yaşam hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı ve suya erişim hakkının bir bütün olduğu, birbirinden ayrı düşünülemeyeceği vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesinin yaşam hakkını, 56. maddesinin ise herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına aldığı hatırlatıldı. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 76/300 sayılı kararıyla temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hakkını evrensel bir insan hakları standardı olarak tanıdığına dikkat çekildi.

Deprem Kuşağı ve Kimyasal Tehdit: Jeotermal Projelerin Görünmeyen Yüzü

Bölgenin jeolojik gerçeklikleri göz ardı edilerek hiçbir inceleme ve yatırım kararı alınamayacağının altı çizilen İHD açıklamasında, coğrafi risklere ayrıntılı bir şekilde yer verildi. Karlıova ilçesinin, Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay zonlarının kesiştiği üçlü eklem noktasında yer aldığı; Varto ilçesinin ise 1966 yılında yaşadığı büyük depremde ağır kayıplar verdiği hatırlatıldı. Bilimsel verilere dayandırılan değerlendirmede, Jeotermal Enerji Santrallerinde enerji üretiminde kullanılan akışkanın yeniden yer altına basılması (reenjeksiyon) ve çıkartılması süreçlerinin tektonik hareketliliği ve depremselliği tetikleyebileceği uyarısında bulunuldu. Bununla birlikte, atık akışkanlarda bulunan arsenik ve bor gibi ağır metaller ile hidrojen sülfür (H₂S) gazı salımının yer altı su kaynakları, tarım arazileri ve genel ekosistem sağlığı bakımından çok ciddi riskler ve kalıcı zararlar doğurabileceği ifade edildi. Varto ve Karlıova’da yaşayan yurttaşların geçim kaynaklarının, kültürel bağlarının ve doğayla kurdukları kadim ilişkinin, herhangi bir ticari yatırımın önünde aşılması gereken basit birer engel olarak nitelendirilemeyeceği net bir dille belirtildi.

Gelişmeler ve Beklentiler

2 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilecek bilirkişi keşfinin ardından Bingöl İdare Mahkemesi’nin vereceği karar, hem Çalıdere, Kantarkaya ve Ilıpınar köylerinin geleceği hem de bölgedeki benzer ekoloji davaları için emsal niteliği taşıyacak. İHD Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ve yöre halkı, topraklarının, sularının ve yaşam haklarının savunulması için hukuki ve meşru mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini, doğanın ticari çıkarlara kurban edilmesine izin vermeyeceklerini kamuoyuna duyurmaya devam ediyor.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın