8 Kasım 2026, Pazar
Haber

İsmail Arı Sincan Cezaevi’nde: ‘Söylenmemiş Sözler Tutanakta, Hücreler Tıklım Tıklım

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ANKARA — Bağımsız gazeteciliğin kritik süreçlerden geçtiği bir dönemde, gazeteci İsmail Arı’nın 20 Ekim Salı günü saat 15:30 sularında Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’nden gelen bir telefonla başlayan ve Sincan Cezaevi’nin zeminindeki nezarethanelerde son bulan gözaltı süreci, basın özgürlüğü ve yargı pratiklerine dair endişeleri bir kez daha gözler önüne serdi.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • İsmail Arı, 20 Ekim Salı günü saat 15:30’da Ankara Emniyeti’nden gelen telefonla ifadeye çağrıldı ve kısa süre içinde gözaltına alındı.
  • Tutanaklarda, İsmail Arı’nın sarf etmediği ‘Tutuklanmamı talep ediyorum’ gibi ifadelerin yer alması dikkat çekti.
  • Sincan Cezaevi’ndeki yoğunluk, Süleymancılar cemaatine ve uyuşturucu ticareti ile mücadele operasyonlarına bağlandı.
  • Gözaltı merkezindeki ağır koku ve mahkumların yerlerde yatırılması gibi zorlu koşullar detaylı bir şekilde rapora yansıdı.

Ankara Emniyeti’nden Sincan’a Uzanan Süreç: ‘Bir Polis Hizmeti mi?’

Olay zinciri, 20 Ekim Salı günü saat 15:30 civarında İsmail Arı’nın telefonunun çalmasıyla başladı. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne bağlı bir polis memuru, Arı’yı arayarak, ‘Bay İsmail, vereceğiniz bir ifade var. Bugün saat 17:00’ye kadar karakola gelebilir misiniz?’ diye sordu. Gazeteci Arı, ‘Elbette, avukatlarımla birlikte geleceğim’ yanıtını verdi. Ancak yolculuk esnasında emniyet güçleri yeniden arayarak, ‘Neredesiniz?’ sorusunu yöneltti. ‘Neredeyse vardık’ denildiğinde ise polisin, ‘Nerede olduğunuzu söylerseniz, dilerseniz gelip sizi alabiliriz’ teklifinde bulunması dikkat çekici bir diyalog olarak kayıtlara geçti. ‘Aman Tanrım, polis böyle bir hizmet de mi sunuyor?’ diye düşünen Arı, ’10 dakikaya oradayız’ diyerek karakola ulaştı. Emniyetteki ifade işlemlerinin ardından tutuklandığı ve geceyi nezarette geçireceği kendisine bildirildi. Sağlık kontrolünden geçirilen gazeteci, ardından nezarethaneye indirildi. Önceki ziyaretinde kendisi için özel olarak açılan ve tamamen boş olan nezarethane koridorunun aksine, bu kez ağır bir koku ve mutlak bir doluluk hakimiyet kurmuştu.

Tıklım Tıklım Sincan: Süleymancılar ve Uyuşturucu Operasyonlarının Gölgesinde Bir Gece

Sincan Cezaevi’ndeki bu olağanüstü doluluğun temel sebebi, son dönemde artış gösteren operasyonlardı. Hem Süleymancılar olarak bilinen gruba yönelik hem de uyuşturucu ticareti ve tanıtımı suçlamalarıyla yürütülen operasyonlar sonucunda gözaltına alınan yüzlerce kişi cezaevlerini doldurmuştu. Bu yoğunluk nedeniyle İsmail Arı o geceyi tutma hücresinin zemininde, yani yerde uyumak zorunda kaldı. Aynı hücre bloğunda Süleymancılarla birlikte kalan gazeteci, onlarla uzun sohbetler etme fırsatı buldu. Cemaat mensupları, kendi kurslarında ve yurtlarında büyüyen, ancak bugün farklı konumlara gelen bazı figürlerden bahsetti. Özellikle bir isim üzerindeki vurgu oldukça dikkat çekiciydi: ‘Bizim yurtlarımızda büyüdü ve şimdi…’ dedikleri bu figür, cemaat içindeki kırılmaların da bir yansımasıydı. Arı’nın edindiği izlenimlere göre, bu operasyonlar ve baskınlar artık cemaat topluluğunun kendi içerisinde dahi ciddi bir huzursuzluk yaratmaya başlamıştı. Öyle ki, tabandan bazılarının ‘Keşke şöyle olmasaydı’ kabilinden serzenişte bulundukları da bizzat tanıklıklarla dile getirildi.

Tutanaklardaki Çelişkiler: Söylenmeyen Sözlerin Tutanaklara Geçirilmesi

Yaşanan sürecin en şaşırtıcı ve hukuki açıdan tartışmalı yönlerinden biri de resmi evraklara yansıyan ifadeler oldu. Bir kez daha Sincan Cezaevi’nin duvarları arasında kendini bulan İsmail Arı, tutanaklarda yer alan ve kendi ağzından çıkmamış olan ifadeleri görünce büyük bir ikilem yaşadı. Tutuklama raporunda yer alan ve kendisinin asla dile getirmediği ‘Tutuklanmamı talep ediyorum’ gibi ifadelerin oraya nasıl yazıldığı konusunda büyük bir şaşkınlık yaşayan gazeteci, bu durumun hem şaşırtıcı hem de düşündürücü olduğunu belirtti. BirGün gazetesinin okuyucularına bağımsız gazeteciliğin önemini hatırlattığı ve WhatsApp kanalları üzerinden özel haberlerin duyurulduğu bu süreçte, yaşananlar basın ve ifade özgürlüğü ile soruşturma pratikleri arasındaki derin uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.

Gelişmeler ve Beklentiler

Geleceğe dönük hukuki süreçlerin nasıl şekilleneceği ve tutanaklardaki çelişkilerin yargı mercileri tarafından nasıl ele alınacağı merakla bekleniyor. İsmail Arı’nın yaşadığı bu tecrübe, Türkiye’de gazetecilik faaliyetlerinin ve saha araştırmalarının karşılaştığı zorlukları ulusal ve uluslararası kamuoyunun gündeminde tutmaya devam ediyor.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın