31 Ekim 2026, Cumartesi
Haber

İstanbul Barosu Seçimlerinde Avukatların Gündemi: Şiddetsiz Baro ve Geçim Sıkıntısı

💡 HABERİN ANATOMİSİ

İSTANBUL — İstanbul Barosu’nun yeni yönetimini belirlemek üzere gerçekleştirilen genel kurul seçimlerinde avukatlar; derinleşen ekonomik kriz, genç hukukçuların karşı karşıya kaldığı geçim sıkıntısı, güvencesizlik ve genel kurul salonlarında yaşanan fiziksel saldırılara karşı güçlü bir şekilde ‘şiddetsiz baro’ çağrısında bulundu.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Genç avukatlar, ülkenin içinde bulunduğu karanlık atmosferde baskı ve zor kullanılarak hukukun delindiğine dikkat çekerek daha güçlü ve birleştirici bir baro talebini dile getirdi.
  • Cumartesi günü gerçekleşen genel kurulun ilk gününde LGBTİ bayrakları açılması sonrası milliyetçi ve homofobik grupların organize saldırısına uğrayan kadın avukatlar yaralandı.
  • Kadın avukatlar; adliyelerde, sokaklarda ve iş yerlerinde karşılaştıkları şiddet, takip ve tehditlere karşı baroların en büyük güvence teminatı olması gerektiğini vurguladı.
  • Avukatlar, baroların sadece birer meslek örgütü olmadığını, aynı zamanda toplumsal muhalefetin ve hak savunuculuğunun merkezi konumunda bulunması gerektiğinin altını çizdi.

İstanbul Barosu Seçimlerinde Ne Oldu?

Türkiye’nin en büyük barosu olan İstanbul Barosu’nun seçimli olağan genel kurulu büyük bir hareketliliğe ve önemli tartışmalara sahne olurken, meslektaşlar sahadaki zorlukları ve kurumsal beklentilerini açıkça ifade etti. Genel kurul sürecinde genç avukatlar ekonomik kriz ve derinleşen geçim sıkıntısına dikkat çekerken, salon içinde yaşanan saldırılar ve gerginlikler de ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Genç avukatlardan Av. Barış Can Güler, yaşanan sürece ve baro beklentilerine dair yaptığı değerlendirmede, ülkenin içinde bulunduğu bu karanlık atmosferde baskı ve zor kullanılarak hukukun delindiğini, son derece adaletsiz uygulamaların hayata geçirildiğini belirtti. Bu dönemdeki en büyük taleplerinin çok daha fazla sesi çıkan ve toplum içindeki birliği ayağa kaldıracak bir baro olduğunu vurgulayan Güler, yönetim dönemi atılan somut adımlara da değindi. Son üç yıldır meslek yaptığını belirten Güler, Kaboğlu döneminde hayata geçirilen istihdam ve adliye servisleri gibi somut adımlarla birlikte mesleki alanda bir hareketlenme ve iyileşme gördüğünü ifade etti.

Genel Kurulda Yaşanan Saldırılar ve Kadın Avukatların Tepkisi Nedir?

Cumartesi günü gerçekleştirilen genel kurulun ilk gününde tansiyonun yükselmesi ve yaşanan fiziksel saldırılar, meslek camiasında derin bir infiale yol açtı. Salonda açılan LGBTİ bayrakları sonrasında yaşanan saldırıda yaralanan avukatlardan biri olan Av. Diren Cevahir Şen, saldırıya ilişkin çarpıcı ve net açıklamalarda bulundu. Yaşananları milliyetçi ve homofobik grupların organize bir saldırısı olarak nitelendiren Şen, bu saldırıda kendisi de dahil pek çok kadın meslektaşının yaralandığını dile getirdi. Şiddet dilinin ve nefret söyleminin bizzat avukatlar tarafından nasıl üretildiğini maalesef yakından gördüklerini ifade eden Şen, genel kurulun genel atmosferini ise iki farklı zihniyetin çatışması olarak özetledi: Bir tarafta militarist ve nefret söylemini üreten bir anlayış, diğer tarafta ise hukuku, insan haklarını, kadın haklarını ve avukat haklarını savunan, toplumsal meselelere dair söz üreten ilerici bir anlayış.

Avukatların Güvencesizlik ve Şiddetsiz Baro Talepleri Nelerdir?

Kadın avukatlar olarak ortak taleplerini kamuoyuyla paylaşan Av. Diren Cevahir Şen, baroların üyelerine karşı sorumluluklarının altını çizdi. ‘Baro, kadınların uğradığı şiddette onları yalnız bırakmamalıdır’ diyen Şen, kendilerinin de yolda, iş yerinde, sokakta şiddete uğradığını, adliyelerde saldırılarla karşılaştığını, takip edildiğini, bürolarının basıldığını ve telefonla tehdit edildiğini belirtti. Baroların tüm bu risklere karşı meslektaşları için en önemli güvence teminatlarından biri olması gerektiğinin altını çizen Şen, kadın avukatlar olarak şiddetsiz bir dünya ve şiddetsiz bir baro istediklerini yineledi. Şen, sözlerini tamamlarken baroların yalnızca meslek odaları veya meslek örgütleri olmadığını, aynı zamanda toplumsal muhalefetin, hak savunuculuğunun ve adaletin merkezi olması gerektiğini vurguladı.

Gelişmeler ve Beklentiler

İstanbul Barosu seçimlerinde yükselen bu sesler, yeni yönetim döneminde meslek örgütlerinin sadece adli yardım ve staj faaliyetleriyle sınırlı kalmayıp, avukatların ekonomik güvencesizliği, can güvenliği ve toplumsal hak savunuculuğu gibi kritik başlıklarda çok daha aktif ve korumacı politikalar izlemesi gerektiği yönündeki beklentileri en üst seviyeye taşıdı. Seçim sonuçlarının ardından göreve gelecek yeni yönetimin, meslektaşların bu acil ve haklı taleplerine nasıl yanıt vereceği merakla bekleniyor.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın