26 Ekim 2026, Pazartesi
Haber

İstanbul’u vuran sel felaketi: Su yolunu unutmadı, yanlış kentleşme bedel mi

💡 HABERİN ANATOMİSİ

İSTANBUL — Geçtiğimiz hafta İstanbul’a sadece 48 saatte düşen şiddetli yağışlar; kentin belleğine coşkun sel sularının akışına kapılmış arabalar, insanlar ve hayvanlarla, su basmış, çamura gömülmüş dükkânlar, evlerin önünde yığın yığın eşyalar ve mahsur kalan yurttaşların paylaştığı dehşet anlarıyla kazındı. İstanbul Valiliği tarafından yapılan resmi açıklamalara göre yaklaşık 3 bin ev ve iş yeri ciddi zarar görürken, kriz masasına 19 bin 300 civarında ihbar ulaştı ve en acısı yürekleri yakan can kayıpları yaşandı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • 48 saatte düşen aşırı yağışlar İstanbul genelinde yaklaşık 3 bin ev ve iş yerini sular altında bıraktı.
  • Valilik birimine kriz süresince 19 bin 300 civarında acil ihbar ve yardım talebi ulaştı.
  • Kuzey Ormanları Savunması, Cendere Vadisi ve Vadi İstanbul projelerinin taşkın riskini artırdığına dikkat çekti.
  • Doğal dere yataklarının imara açılması ve ormanların yok edilmesi felaketin boyutunu katladı.

İstanbul’da Ne Oldu ve Felaketin Boyutu Nedir?

Geçtiğimiz hafta İstanbul’a 48 saatte düşen yoğun ve şiddetli yağış, kentin altyapı eksikliklerini ve ekolojik dengesizliklerini bir kez daha gözler önüne serdi. Kentin belleğine coşkun sel sularının akışına kapılmış arabalar, insanlar ve hayvanlarla; su basmış, çamura gömülmüş dükkânlar, evlerin önünde yığın yığın biriken eşyalar ve mahsur kalan, dehşet anlarını sosyal medyada ve yakınlarıyla paylaşan yurttaşların çaresizliği kazındı. Yaşanan bu büyük felaketin en acı yönü ise yitirilen insan canları oldu. İstanbul Valiliği, yaklaşık 3 bin ev ve iş yerinin felaketten ciddi şekilde zarar gördüğünü, kriz merkezine 19 bin 300 civarında yardım ihbarı alındığını resmen açıkladı. Ancak felaketin sarsıcı bilançosu sadece insanlarla sınırlı kalmadı; boğularak can veren sokak ve çiftlik hayvanlarının sayısıyla resmi olarak kimse ilgilenmedi. Onlar adeta gebermesi gerekenler olarak kayıt dışı katlediliyorlar çünkü! Oysa kurumuş ve kurutulmuş yüreklerde merhamet uyandırması umulan sayısız paylaşımda, yavruları için can havliyle çırpınan kediler, köpekler, burunlarına kadar suya gömülmüş ve kurtarılmayı bekleyen inekler de bu trajedinin sessiz tanıklarıydı.

Neden Şimdi? Bu Yaşananlar Sadece İklim Krizinin Bir Sonucu mu?

Uzmanlar ve çevreciler bu felaketin daha başlangıç olduğunu belirtiyor. Yağışın şiddetini kesinlikle küçümseyemeyiz; çünkü küresel iklim krizi, aşırı yağışları ve meteorolojik anomalileri gelecekte çok daha büyük bir risk hâline getiriyor. Ama bu yağışın büyük bir felakete dönüşmesini tek başına iklim kriziyle açıklayamayız. Nasıl bir şehir planlamasıyla karşı karşıya olduğumuz artık ortadadır. Yıllara yayılan yanlış kentleşme politikalarının sonuçlarını şimdiden öngörerek, hiç değilse günler öncesinden uyarıları yapılan El Niño hava dalgasına karşı kapsamlı bir plan ve hazırlık yapılabilir miydi? Yoksa İstanbul için, bu tedbirlerin dahi faydasını göremeyeceğimiz kadar çok mu geç kalındı? Peki ya diğer kentlerimiz? Doğal dere yataklarının doldurularak imara açılması, inşa edilen devasa istinat duvarları, şehrin hangi noktalarının yapılaştırıldığı, toprağın ve orman örtüsünün ne kadarının betonlaşma uğruna ortadan kaldırıldığı da bu hesabın mutlaka parçası olarak görülmelidir. Felaketin ulaştığı bu devasa boyut, kentin olağan dışı ölçekteki yağışları karşılayacak doğal emici alanlarını yıllar içinde nasıl kaybettiğini ve bu kaybın göz göre göre gerçekleştirildiğini açıkça göstermektedir.

Kuzey Ormanları ve Cendere Vadisi Uyarısı Ne Anlama Geliyor?

Kuzey Ormanları Savunması’nın Cendere bölgesine ilişkin yaptığı kritik uyarı, yaşanan bu yıkımın tablosunu tüm çıplaklığıyla önümüze koymaktadır. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Belgrad Ormanı ile İstanbul arasındaki yaşamsal su ve temiz hava koridoru beton yapılaşmayla daraltılırken, taş ocakları da orman alanlarını kemirmeyi sürdürüyor. Orman, taşkın ve heyelan riskini azaltan doğal bir koruma hattıdır. Onu kazıyıp yok ettikten, vadiyi betonla tıkadıktan sonra yaşananı yalnızca ‘doğal afet’ diye adlandırmak, doğaya yapılan müdahaleyi görünmez kılıyor.” Özellikle Cendere Vadisi’ndeki Vadi İstanbul projesi, rant odaklı bu ekolojik çelişkinin kentteki en görünür ve somut örneklerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Su, hafızasından asla vazgeçmez; su, kendi yolunu er ya da geç mutlaka hatırlar ve bulur.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonraki süreçte yetkililerden ve yerel yönetimlerden beklenen en acil hamle, bilim insanlarının ve çevrecilerin yıllardır dile getirdiği ekolojik planlama ilkelerine geri dönmektir. İstanbul ve diğer büyükşehirler için dere yataklarının imara kapatılması, Kuzey Ormanları gibi doğal koridorların ranta kurban edilmemesi ve iklim krizine dirençli kent altyapılarının acilen inşa edilmesi hayati bir zorunluluktur. Aksi takdirde, önümüzdeki dönemde yaşanacak benzer meteorolojik olayların kaçınılmaz olarak çok daha büyük felaketlere kapı aralayacağı öngörülmektedir.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın