İZMİR — 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen ve büyük yıkıma yol açan İzmir depreminin üzerinden tam 6 yıl geçmiş olmasına rağmen, kentin afetlere karşı ne ölçüde hazırlıklı olduğu hâlâ büyük bir soru işareti olmaya devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un “İzmir’i tüm afetlere dirençli hale getireceğiz” açıklamalarına karşın, sahadaki uygulamalar ve uzman raporları bakanlığın gündeminde gerçekçi bir kentsel dönüşümden ziyade tarım arazilerini ve doğal alanları yapılaşmaya açan rant projelerinin bulunduğunu ortaya koyuyor.
- Deprem sonrasında İzmir genelinde toplam 213 bin 762 binada hasar tespit çalışması gerçekleştirildi.
- İncelemeler sonucunda 99 yapının acil yıkılacağı, 632 binanın ağır, 580 binanın orta ve 7 bin 768 binanın ise az hasarlı olduğu resmiyet kazandı.
- TMMOB İMO İzmir Şubesi verilerine göre; Bornova’da incelenen binaların büyük çoğunluğunun 1999 yılı ve öncesinde inşa edildiği belirlendi.
- Yıllardır çözülemeyen ve kamuoyunda ‘Basmane Çukuru’ olarak bilinen Ege Dünya Ticaret Merkezi projesi, TMSF’nin 2 Aralık 2026’da yapacağı ihale ile yeniden gündeme geldi.
İzmir Depreminin Ardından Hasar Tespit Raporları Ne Söylüyor?
İzmir’de yaşanan yıkıcı depremin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü verilerine göre kent genelinde devasa bir envanter çalışması yürütüldü. Yapılan çalışmalarda toplam 213 bin 762 binada hasar tespit incelemesi yapıldı. Bu incelemeler neticesinde 9 bin 79 yapının doğrudan depremden etkilendiği somut verilerle belirlendi. Söz konusu binaların 99’unun acil olarak yıkılmasına karar verilirken, 632 yapının ağır hasarlı, 580 yapının orta hasarlı ve 7 bin 768 yapının ise az hasarlı olduğu kayıtlara geçirildi. Diğer yandan, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi’nin hazırladığı bağımsız veriler de tablonun vahametini gözler önüne serdi. İMO verilerine göre sadece Bayraklı’da 33 bin 625, Bornova’da 62 bin 18 bina değerlendirmeye alındı. Karşıyaka ilçesinde ise yaklaşık 22 bin 700 bina üzerinde detaylı inceleme çalışması yürütüldü.
Binaların Yapım Yılları ve Yapı Stoku Risk Durumu Nedir?
Kentteki yapı stokunun yaş ortalaması, olası yeni bir deprem felaketi için en büyük tehdit unsurlarından birini oluşturuyor. Yürütülen envanter çalışmalarında binaların yapım yıllarına ilişkin çarpıcı veriler kamuoyu ile paylaşıldı. Buna göre, Bornova’da yapım yılı tespiti yapılabilen 40 bin 615 binanın tam 34 bin 397’sinin 1999 yılı ve öncesinde inşa edildiği ortaya çıktı. Benzer şekilde Bayraklı’da da incelenen 5 bin 709 binanın 2 bin 819’unun 1999 öncesi yapım teknolojisiyle üretildiği bildirildi. Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum her fırsatta “Kentsel dönüşümle kardeşlerimizi güvenli yuvalarına kavuşturduk” şeklinde açıklamalarda bulunarak hükümetin icraatlarını savunsa da, hem bakanlık hem de yerel yönetimler eliyle yürütülen il genelindeki tartışmalı projeler kamu vicdanını rahatlatmaktan çok uzak bir görüntü çiziyor. Kentsel dönüşüm adı altında hayata geçirilen uygulamaların deprem güvenliğinden ziyade ticari rant odaklı şekillendiği eleştirileri sivil toplum kuruluşları tarafından dile getirilmeye devam ediyor.
Basmane Çukuru ve Tartışmalı Projeler Yargıya Neden Taşınıyor?
İzmir’de bakanlık kararlarıyla hayata geçirilmek istenen projeler sadece yapı stoku ile sınırlı kalmıyor. Tarım arazilerinin ve doğal alanların imara açılması, rezerv yapı alanı ilan edilen bölgeler, kıyı kesimlerindeki yoğun turizm yatırımları ve tartışmalı imar planları sürekli olarak yargıya taşınıyor. Bu projelerin en somut ve kronikleşmiş örneklerinden biri hiç şüphesiz Konak ilçesinde, Basmane’de ve Kültürpark’ın hemen yanında yer alan Ege Dünya Ticaret Merkezi, halk arasındaki adıyla ‘Basmane Çukuru’udur. İzmir’in on yıllardır çözülemeyen bu en tartışmalı alanlarından biri, kamuya ait hakların nasıl korunacağı konusundaki derin anlaşmazlıklar nedeniyle defalarca mahkemelere taşındı. Hukuki süreçlerin ve mülkiyet tartışmalarının gölgesinde kalan bu alan, kent merkezindeki rant odaklı planlama anlayışının adeta simgesi haline geldi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak; aradan geçen 6 yıla rağmen İzmir’in afetlere karşı dirençli bir kent kimliği kazanıp kazanmadığı belirsizliğini korurken, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) araziyle bağlantılı ticari ve iktisadi bütünlüğü 2 Aralık 2026 tarihinde gerçekleştireceği ihale süreci merakla beklenmektedir. Kentin geleceğini ilgilendiren bu kritik ihale ve bakanlığın bundan sonraki süreçte izleyeceği adımlar, sivil toplum örgütleri ile meslek odaları tarafından yakın takip altında tutulmaya devam edecektir.
Kaynak: Evrensel