İSTANBUL — 1 Kasım Dünya Kobanê Günü dolayısıyla İstanbul’daki Suriye Konsolosluğu önünde bir araya gelen DEM Parti, HDK ve TJA, yoğun polis ablukası altında gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla Kobanê direnişini selamladı ve Rojava Devrimi’nin kazanımlarının güvence altına alınması çağrısında bulundu.
- DEM Parti, HDK ve TJA öncülüğünde İstanbul’daki Suriye Konsolosluğu önünde yoğun polis ablukası altında Dünya Kobanê Günü eylemi gerçekleştirildi.
- Barış Annesi Sabiha Bozan ve İstanbul Kürt Araştırmaları Derneği Eşbaşkanı Heno Ronak, Kürtçenin Suriye’nin resmi dillerinden biri olması gerektiğini vurguladı.
- 134 gün süren tarihi Kobanê direnişi sahiplenilirken, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tüm Kobanê tutsaklarının serbest bırakılması istendi.
Yoğun Polis Ablukası Altında Tarihi Dayanışma ve 1 Kasım Ruhu
1 Kasım Dünya Kobanê Günü, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’nin metropolü İstanbul’da da çeşitli etkinlikler ve kitlesel açıklamalarla idrak edildi. DEM Parti, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Tevgera Jinên Azad (TJA) öncülüğünde İstanbul’daki Suriye Konsolosluğu önünde bir araya gelen siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları, Kobanê direnişinin yıl dönümünde ortak bir ses yükseltti. Polis ablukası altında son derece sıkı güvenlik önlemleri eşliğinde gerçekleştirilen eylemde, 2014 yılında DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik insanlık dışı saldırılarına karşı verilen destansı direniş ve bu direniş etrafında örülen küresel enternasyonal dayanışma güçlü bir şekilde selamlandı. Alanda yapılan konuşmalarda, Kobanê’nin yalnızca coğrafi bir sınırın adı olmadığı, faşizan ve gerici zihniyete karşı halkların ortak geleceğini öven bir milat olduğu yinelendi.
Kobanê Sadece Bir Toprak Değil, Birlikte Yaşam ve Özgürlük Mücadelesinin Simgesidir
Eylemde söz alan İstanbul Kürt Araştırmaları Derneği Eşbaşkanı Heno Ronak, Kobanê’nin sadece bir toprak parçası olarak görülemeyeceğini belirterek, bütün halkların omuz omuza vererek gerici zihniyete karşı devrimi başardığı yaşayan bir tarih ve gerçeklik olduğunun altını çizdi. Ronak açıklamasında, “Bugün Suriye’de Kürt dilinin seçmeli derslere indirgendiğini görüyoruz. Bunu asla kabul etmeyeceğiz. Kürtçe, Suriye’nin ana dillerinden biri olmalı” diyerek kültürel hakların önemine dikkat çekti. Ortak basın açıklamasında ise tam 134 gün süren Kobanê direnişinin, dünya halklarının özgürlük, dayanışma ve birlikte yaşam mücadelesinin küresel bir simgesi haline geldiği detaylıca aktarıldı. Açıklama metninde, Rojava Devrimi’nin tüm kazanımlarının titizlikle korunması gerektiği vurgulanırken, Suriye genelinde Kürt halkının siyasi ve kültürel statüsünün resmi olarak tanınmasının ve demokratik entegrasyon sürecinin bir an önce güvence altına alınmasının şart olduğu dile getirildi.
Barış Çağrıları ve Kobanê Tutsaklarının Serbest Bırakılması Talebi
Etkinlikte duygusal anlar da yaşandı. Barış Annesi Sabiha Bozan yaptığı kısa ve etkileyici konuşmada, bütün dünyanın artık kalıcı bir barış istediğini, annelerin gözyaşlarının dinmesi ve bölgeye adil ve kalıcı barışın gelmesi gerektiğini kaydetti. Konuşmaların genelinde, Kürtçenin Suriye’nin resmi dillerinden biri olması gerektiği vurgulanırken, iç politikada ve hukuki süreçlerde de adalet çağrıları yinelendi. Bu kapsamda, Kobanê direnişi ve davası nedeniyle uzun süredir cezaevlerinde tutulan politik figürler Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere, tüm Kobanê tutsaklarının derhal serbest bırakılması talep edildi. Eylem, atılan sloganlar ve alkışlar eşliğinde olaysız bir şekilde sonlandırıldı.
Gelişmeler ve Beklentiler
İstanbul’daki Suriye Konsolosluğu önünde gerçekleştirilen bu basın açıklaması, hem yerel dinamiklerin hem de uluslararası dayanışma ağlarının Kobanê ve Rojava Devrimi üzerindeki hassasiyetinin canlı tutulduğunu bir kez daha gösterdi. Gelecek süreçte, Rojava’nın siyasi statüsü, ana dil hakları ve cezaevindeki siyasi tutsakların durumu, Türkiye ve Orta Doğu siyasetinin merkezindeki yakıcı gündem maddeleri olmaya devam edecektir; resmi süreçlerin ve demokratikleşme taleplerinin önümüzdeki dönemde de sivil toplum ve siyasi aktörler tarafından yüksek sesle savunulması beklenmektedir.
Kaynak: ANF Türkçe