İSTANBUL — Türkiye’de tiyatronun Kürt meselesine yaklaşımını ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana süregelen sansür politikalarını değerlendiren 2017 KHK İhraçlı akademisyen Doç. Dr. Süreyya Karacabey, Kürtçe oyunların sahne bulamayışının ve Kürt meselesini işleyen yapımların siyasi risk listeleri doğrultusunda engellendiğini açıkladı.
- Kürt meselesini dolaylı işleyen oyunlar dahi kapalı ve metaforik bir dil kullanmak zorunda kalıyor.
- 2017 yılında KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Süreyya Karacabey, Türkiye’de tiyatro, dramatik yazarlık ve sanat eleştirisi alanındaki çalışmalarıyla tanınıyor.
- Başta Kürtler olmak üzere ‘öteki’ olarak görülen kesimler tiyatro sahnesinde çoğunlukla olumsuz karakterler üzerinden temsil ediliyor.
- Tiyatronun toplumla bağ kurma arzusu, siyaset, toplum ve ekonominin kesişme noktasında politik bir açılım barındırıyor.
Türkiye’de Tiyatro Üzerindeki Sansür ve Baskı Politikaları Nasıl Şekilleniyor?
Türkiye’de sanat, Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana çeşitli sansür ve baskı politikalarıyla karşı karşıya kalmaya devam etmektedir. Sanatın birçok farklı alanında görülen bu köklü baskı ve sansür uygulamalarından tiyatro da doğrudan payını almıştır. Politik oyunların yasaklandığı, Kürtçe oyunların ise sahne bulamadığı Türkiye’de, tüm bu sistemli engellemelere rağmen politik tiyatro yapmak için verilen mücadele kararlılıkla sürdürülmektedir. Öte yandan, başta Kürtler olmak üzere Türkiye’de yaşayan ve sistem tarafından “öteki” olarak görülen kesimler, tiyatro sahnesinde çoğunlukla olumsuz karakterler üzerinden temsil edilmektedir. Bu durum, toplumsal algının sanat yoluyla nasıl yönlendirilmek istendiğini gözler önüne sermektedir. Türkiye’de tiyatro kuramı, dramatik yazarlık ve sanat eleştirisi alanlarındaki akademik çalışmalarıyla tanınan, 2017 yılında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyen Doçent Dr. Süreyya Karacabey ile gerçekleştirilen kapsamlı söyleşide, Türkiye’de tiyatronun mevcut durumu, son barış sürecine ilişkin değerlendirmeler ve sanatın barış mücadelesindeki yeri tüm boyutlarıyla masaya yatırıldı.
Kürtçe Tiyatro Neden Siyasi Risk Listelerine Takılıyor?
Kürt meselesini dolaylı biçimde işleyen tiyatro oyunlarının dahi çoğu zaman son derece kapalı ve metaforik bir dil kullanmak zorunda kaldığını belirten Doç. Dr. Süreyya Karacabey, bu durumun temelinde yatan dinamikleri açıkladı. Tiyatronun genel anlamda doğası gereği politik bir yönü olduğunu vurgulayan Süreyya Karacabey, tiyatronun toplumla bağ kurma mücadelesinin kesintisiz biçimde sürdüğüne dikkat çekti. Tiyatro ortamının oluşumunda siyasi, toplumsal ve ekonomik koşulların son derece belirleyici olduğunu ifade eden Süreyya Karacabey, değerlendirmelerini şu önemli tespitlerle sürdürdü: ‘Bütün dönemlerde tiyatrodan söz edildiğinde ödenekli tiyatroların, özel tiyatroların ve bağımsız tiyatroların genel tiyatro ortamındaki varlık biçimlerine bakılır ve üretimlerin niteliğinden, seçimlerden bir eğilim diyagramı oluşturulmaya çalışılır. Bunların çoğu ise sadece estetik tercihlerin özgür biçimde değişimiyle ilgili değildir; siyasetin, toplumun ve ekonominin kesişme noktasındaki çoklu etkenlerin biçimlendirdiği bir alana aittir. Tiyatronun bir kamu hizmeti olarak görüldüğü zamanlarda dahi bu politik sınırlar hep var olmuştur.’
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek süreçte Türkiye’deki bağımsız ve muhalif tiyatro topluluklarının baskılar karşısında nasıl bir yol izleyeceği merakla beklenirken; uzmanlar ve sanatçılar, Kürtçe tiyatronun ve politik oyunların engellenmesine yönelik resmi ve idari tutumların sanat özgürlüğü açısından kaygı verici boyutlara ulaştığı konusunda hemfikir.
Kaynak: ANF Türkçe