KAHİRE — Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını onaylaması, Doğu Akdeniz’de yeni bir diplomatik tartışmayı beraberinde getirirken; Mısır, anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak Libya parlamentosunun onay kararının Kahire açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını açıkladı.
- Libya Temsilciler Meclisi’nin 2019 tarihli Türkiye-Libya deniz yetki anlaşmasını onaylaması Doğu Akdeniz’de tansiyonu yeniden yükseltti.
- Mısır Dışişleri Bakanlığı, söz konusu mutabakatı ‘kesin hükümsüz ve hukuki sonuç doğurmayan’ bir düzenleme olarak nitelendirdi.
- Kahire yönetimi, anlaşmanın uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerine ve 1982 BMDHS hükümlerine aykırı olduğunu iddia etti.
- Ankara, kıta sahanlığı hakları ve hakkaniyet ilkeleri temelinde hareket ederken, taraf olmadığı BMDHS’nin bağlayıcılığını kabul etmiyor.
Ne Oldu: Mısır’dan Türkiye-Libya Deniz Yetki Anlaşmasına Yönelik Kritik İtiraz
Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylaması, Doğu Akdeniz’deki diplomatik dengeleri yeniden hareketlendirdi. Bu gelişme üzerine Mısır, Libya parlamentosunun onay kararına çok sert tepki gösterdi. Al Arabiya’nın aktardığına göre, Mısır Dışişleri Bakanlığı, 21 Ekim Çarşamba günü yayımladığı resmi açıklamada, Libya parlamentosunun aldığı bu kararın Mısır bakımından herhangi bir hukuki yükümlülük veya sonuç doğurmayacağını net bir dille bildirdi. Kahire yönetimi, söz konusu mutabakatı ‘kesin hükümsüz ve hukuki sonuç doğurmayan’ bir düzenleme olarak nitelendirerek, bu duruma karşı daha önce de kesin biçimde itiraz ettiğini hatırlattı. Açıklamada, Mısır’ın ilan ettiği deniz sınırlarıyla çelişen ve söz konusu mutabakata dayanılarak gerçekleştirilecek her türlü işlem ve uygulamanın kesin bir şekilde reddedildiği vurgulandı.
Neden Şimdi: Mısır Hangi Uluslararası Hukuk Dayanaklarını Öne Sürüyor?
Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaların arkasında, uluslararası deniz hukuku normları ve bölgesel egemenlik hakları iddiası yer alıyor. Kahire yönetimi, Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatının uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerine ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) münhasır ekonomik bölge ile kıta sahanlığının sınırlandırılmasına ilişkin hükümlerine açıkça aykırı olduğunu ileri sürdü. Deniz yetki alanlarının belirlenmesinde hakkaniyet ve adalet ilkelerinin titizlikle gözetilmesi gerektiğini savunan Mısır, bu mutabakatın kendi münhasır ekonomik bölgesi ve kıta sahanlığındaki egemen haklarını doğrudan ihlal ettiği iddiasında bulundu. Buna karşın Türkiye ise Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tutumunu kendi kıta sahanlığı hakları ve uluslararası hukukun hakkaniyet ilkeleri temelinde savunmaktadır. Ankara yönetimi, tarafı olmadığı BMDHS’nin deniz yetki alanlarına ilişkin bütün hükümlerinin kendisi açısından bağlayıcı olduğu görüşünü kesinlikle kabul etmemektedir.
Gelişmeler ve Beklentiler
Kahire yönetiminin son açıklamalarında, uluslararası hukuktan kaynaklandığını savunduğu egemen haklarını kararlılıkla koruma ve bu hakların ihlaline yönelik olası girişimlere karşı gerekli tüm adımları atma iradesi vurgulanmaktadır. Doğu Akdeniz’deki enerji hatları, kıta sahanlığı sınırları ve jeopolitik nüfuz mücadelesinin merkezinde yer alan Türkiye-Libya deniz yetki anlaşması etrafındaki bu diplomatik ve hukuki çekişmenin, önümüzdeki süreçte uluslararası platformlarda ve ikili ilişkilerde yeni tartışmaları tetiklemesi beklenmektedir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika