26 Ekim 2026, Pazartesi
Haber

Mordoğan’daki Özel Çevre Koruma Bölgesi İmar Planına İptal Talebi

💡 HABERİN ANATOMİSİ

İZMİR — TMMOB Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası İzmir Şubesi, Karaburun ilçesi Mordoğan Mahallesi’nde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan imar planının şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması ve iptali için 22 Haziran 2026 tarihinde yargıya taşıdı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde 240 odalı tatil köyü projesi için ÇED süreci başlatıldı.
  • Hassas B Zonu statüsü Tampon Zon olarak değiştirilerek yapılaşmanın önü açıldı.
  • Tarım alanları turizm fonksiyonuna dönüştürülerek parselasyon planıyla tapuda arsa niteliği kazandırıldı.
  • Meslek odaları; kuraklık, trafik, atık su ve ekosistem tahribatı risklerine karşı yetkilileri göreve çağırdı.

Ne Oldu? Mordoğan’daki İmar Planı ve Proje Süreci Nasıl Gelişti?

Şehir Plancıları ve Mimarlar Odası İzmir Şubesi, Karaburun ilçesi Mordoğan Mahallesi’nde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan imar planına karşı hukuki mücadele başlattı. Kamu yararını ve yerel katılımı dışlayan bir anlayışa karşı yürütülen süreçte, yürütmenin durdurulması ve planların iptali talebiyle 22 Haziran 2026 tarihinde yargıya başvuruldu. Planlama alanına ilişkin bu hukuki süreç tüm hızıyla devam ederken, Yeşilyurt Demir Çelik Endüstri ve Liman İşletmeleri A.Ş. tarafından 12 Ekim 2026 tarihinde 240 odalı turizm konaklama tesisi ve tatil köyü projesi için ÇED başvurusunun gerçekleştirildiği aktarıldı. Proje sahasının Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırlarında kalması, hassas bir ekosistemde turizm odaklı plan kararlarının üretilmesinin şehircilik ilkelerine açıkça aykırı olduğunu gözler önüne serdi.

Neden Şimdi? Koruma Statüleri ve Parselasyon Kararları Nasıl Değiştirildi?

Söz konusu coğrafi alanda koruma statülerinin değiştirilerek yapılaşmanın önünün açıldığı kaydeden meslek odaları, Bakanlık kararlarıyla Doğal Sit Alanı Biyolojik Çeşitlilik Araştırma Raporu doğrultusunda Hassas B Zonu olan alanın Tampon Zon şeklinde değiştirildiğini belirttiler. Ayrıca, daha önce tarım alanı kullanımında kalan parsellerin turizm alanına dönüştürüldüğü, askıya çıkarılan parselasyon planı ile tapuda arsa niteliği kazandırıldığı da iki odanın ortak açıklamasında yer alan kritik bilgiler arasında bulundu. Planlama alanında yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları harita detaylarıyla birlikte incelendiğinde, bölgenin tarihsel ve ekolojik hassasiyeti net bir şekilde görülmektedir.

Kimi Nasıl Etkileyecek? Ekolojik ve Sosyal Riskler Nelerdir?

Ekolojik açıdan son derece hassas bir bölgede yalnızca Proje Tanıtım Dosyası ile yetinilmemesi ve kapsamlı bir ÇED süreci yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Tesisin faaliyete geçmesi durumunda ortaya çıkabilecek olumsuzluklar şu başlıklar altında sıralandı: Su ihtiyacı kaynaklı kuraklık riski, artacak olan bölge trafik yükü, atık su ve koku sorunları, tarım ve zeytinlik alanların kayıpları ile derin ekosistem tahribatının yaşanabileceği uyarısında bulunuldu. Bu bağlamda projenin hem yerel halkı, hem tarımsal üreticileri hem de bölgenin eşsiz doğal yaşamını doğrudan tehdit ettiği ifade edildi.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonraki süreçte ne bekleniyor? Meslek odaları, doğal alanların korunması adına yetkili kurumları sorumlu davranmaya ve tüm İzmir halkını kent mücadelesini desteklemeye davet etti. 31 yıllık bir birikim ve mücadele anlayışıyla sürdürülen bu hukuki ve toplumsal süreçte, yargının vereceği yürütmenin durdurulması ve iptal kararları bölgenin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası oluşturacaktır.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın